Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
516
 

Giden Gidene

Giden Gidene
 

Kerim Tekin gitmişti, Ajlan gitmişti, Kazım Koyuncu gitmişti zamansızdı gidişleri.Bir zamansız gidiş daha eklendi gidenler kervanına. Tam Barış'ın ölüm haberinin alt yazı olarak geçtiği esnada çaldı telefon. "Evdemisin? Ben yarın gidiyorum. Sana veda etmeden gitmek istemedim!" Televizyondan Barış'ın ölüm haberi geçiyordu, kulağında telefonun karşısındaki ses bu sözleri söylüyordu.

"Evdeyim" dedi.Sesi düğümlendi boğazında ve çıkamadı elbette. "Anlamadım" dedi karşısındakki ses." Evdeyim gel bekliyorum!!" dedi. Nereden çıkmıştı şimdi bu gitmek? Bu gitmede kendisinin de büyük payı olduğunu bilirken üztelik. Sevgiliydiler bir zamanlar. Olmadı ayrıldılar. En zor zamanarında, her şeye rağmen, yanında olmayı bilmişti telefondaki ses. Her zaman ve her koşulda. Dostken, sevgili olduklarından daha iyi paylaşıp, daha iyi anlaşıyorlardı. Hayattaki tek yakını olmuştu, en büyük desteği gidiyordu. Geç bile kalmıştı aslında gitmekte. O da kendisi gibiydi. Hayatla inatlaşırdı. Vazgeçmezdi. Pes etmişti artık ve gidiyordu. En azından gidecek bir yeri vardı.

Geldi. Özlemiş olduğumu fark etti kadın. Adam sarhoştu. Fazlasıyla sarhoştu. "Ben yenildim ve gidiyorum, gitmeden seni görmek istedim" dedi. 10 aydır yoktu ortlarda. Son bir aydır çıkmıştı piyasaya ve şimdi yapamayacağını gideceğini söylüyordu. "Neden?" İşten çıkarmışlardı. Borçları fazlacaydı. Evini satıp borçlarını kapatacak Bodrum'daki yazlığında yaşamaya başlayacaktı."Kalan da beni idare eder!" dedi. Kadının O'na olan borçları aklına geldi."Benim de sana borcum var." dedi."Ama şimdi ödeyemeyeceğim." "Saçmalama senin bana hiçbir borcun yok!!" dedi adam. Hiç bir borcun yok dediği orta halli bir dairenin üç aylık ev kirası kadardı neredeyse.

"Seninki ne yapıyor?" dedi kadına. "Ayrıldık!" dedi kadın. "Desene benim gibi salak dolu ortalık!" "Sen neler yapıyorsun?" diye sordu kadın. Hiç merak etmemiş, hiç sormamıştı.Merak etmemiş gibi görünmek istemişti daha doğrusu. Gideceğini duyunca da dayanamayıp sordu. "Ne anlamda?" soruyu anlamış ve pası yine kadına atmıştı adam."Biri varmı?" dedi yarım yamalak kadın. "Var!" dedi adam. "O'nunla gidiyorum. "İçinin burkulduğunu itiraf etmeliydi kadın."İnsanoğlu ne garip?" diye düşündü. Sevgilisine hala sırılsıklam aşık olmasına ve sevgilisinden başka hiç bir şey düşünememesine rağmen kıskanmıştı. İtiraf etmeliydi.

Orada yapacağı planlardan bahsetti adam. Buruktu. Kadın adamın ne Bodrum'a yerleşmek istediğini, ne de var olan o kadının adam için çok da önemli olmadığını fark etti. Uzun süredir birbirlerini tanıyorlardı. Çok sıkı dosttular. Çok sıkı. Bu kadar sıkı dostluk, bu kadar yaşanmışlık olmasaydı adam gitmeden önce kadını görmek istemezdi. Yarım saat kadar sadece "Bond Gırls" çaldı. Kadının aklından "Barış geçiyordu, sevgilisi geçiyordu, adamın gitmesini hiç istemediği geçiyordu. Adamın aklından ne geçtiği ise belli değildi. Suskunluk vardı sadece. İkisi de hiç konuşmadılar.

Hiç bir veda sözü söylenmiyordu. Sesizliği adam bozdu. "Ben gideyim artık!" diyerek birasından son yudumu aldı. Kalktı. Kadın adamı uğurladı. Ne tokalaştılar, ne öpüştüler ne de birbirlerine sarıldılar. Adam ayakkabılarını giydikten sonra " Bir rüya varsayabilrisin herşeyi. Uyandın ve bitti." dedi. Kadın hiçbirşey söylemedi yine. Çıktı gitti adam. Hiç bir veda sözü söylenmeden, sarılınmadan sanki ertesi gün buluşulacak ve bir şeyler yaşanmaya devam edecekmiş gibi çıktı gitti adam. Borcum var O'na ilk iş onu ödemem lazım diye düşündü kadın adamın ardından.Geçim sıkıntısı birini daha yenmiş ve kaderine gitmeyi yazmıştı. Yatağına uzandı. Sevgilisi gitmişti, en zor anlarında imdadına yetişen "Hızır'ı" biraz evvel gimişti.

Kerim gitmişti,Ajlan gitmişti,Kazım gitmişti, Barış gitmişti, annesi,babası,abisi gitmişti. Kendisi de herşeyden çok gitmeyi istiyordu. Çok istiyordu hem de. O hala buradaydı ve yaptığı tek şey gidenleri uğurlamaktı. Ya da uğurlayamamak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gidenleri uğurlamak, yapabileceğimiz zaten başka birşey yok, var asılnda Trafik canavarı ve onu besleyen kavşakları, mıcırlı yolları yapabilsek, yazın ülkenin kalbinin attığı yerlerden hüzünler havalanmasa güzel yazmışsın ellerine kalemine sağlık.kendine iyi bak en derin sevgi ve saygılarımla..

Mehmet EREN 
 05.07.2007 19:01
Cevap :
Trafik canavarına çözüm var evet ya diğer gidenlere?  05.07.2007 21:47
 

ayrılıklar hüzünlü, ayrılığın rengi gri. Ama gidene kal denmiyor. Kalbin sessiz yalvarışları gideni geri getirmiyor ve kalbe inat dil susuyor bir " hoşçakal" bile diyemiyor. Kalemine sağlık, Sevgiyle...

Tülay TERZİOĞLU 
 05.07.2007 10:06
Cevap :
Sevgili Emoş Kimse gitmese keşke ve biz de kal dememek zorunda kalmasak yorumunuz için teşekkürler.  05.07.2007 11:30
 

İki kapılı bir han demişti geçenlerde bir arkadaşım. Hancı olmak en zoru. Karşılayan ve uğurlayan olmak. Sevgiler...

S.USLU 
 05.07.2007 8:40
Cevap :
Çok haklısınız ,inanın çok haklısınız.Teşekkürler.  05.07.2007 11:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1799
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster