Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1384
 

Giden gider, kalan sağlar bizimdir …

Giden gider, kalan sağlar bizimdir …
 

Genelkurmay Başkanımızın veda mektubu emekliye ayrılma iradesinin gerekçelerini içermektedir.  

Sayın Koşaner bu gerekçeleri şu maddeler halinde kamuoyunun bilgisine açıklamaktadır:  

1.- Şu anda 173‘ü muvazzaf, 77‘si emekli olmak üzere 250 general, amiral, subay, astsubay ve uzman jandarma çavuş, hürriyetlerinden yoksun olarak tutuklu bulunmaktadır. Tutuklamaların evrensel hukuk kaidelerine, hakka, adalete ve vicdani değerlere uygun olarak yapıldığını kabul etmek, birçok hukukçunun da ifade ettiği gibi mümkün değildir.  

2.- Bu durum, birçok defa yetkili makamlara iletilmesine, anlatılmasına ve takip edilmesine rağmen soruna yasal çerçevede bir çözüm bulunması mümkün olmamıştır.  

3.- Haklarında henüz hiç bir kesin yargı kararı olmamasına rağmen tutuklu bulunan 14 general, amiral ile 58 albay, hürriyetlerinin tehdit edilmesinin yanı sıra mevcut yasalarımız gereğince bu yıl yapılacak Yüksek Askeri Şura‘da değerlendirmeye girme hakkını kaybetmiş ve peşinen cezalandırılmıştır.  

4.- Soruşturma ve uzun süreli tutuklamaların bir amacının da TSK’nın sürekli gündemde tutularak kamuoyunda bir suç teşkilatı olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığı, bunu fırsat bilen yanlı medyanın da her türlü yalan haber, iftira ve suçlamalarla yüce ulusumuzu kendi silahlı kuvvetlerine karşı tavır almaya teşvik ettiği dikkatlerden kaçmamaktadır.  

5.- Bu durumun önlenememesi ve yetkili makamlar nezdinde yapılan girişimlerin dikkate alınmaması Genelkurmay Başkanı olarak personelimin hak ve hukukunu koruma sorumluluğumu yerine getirmeme engel olduğundan, işgal ettiğim bu yüce makamda göreve devam etme imkânını ortadan kaldırmıştır.  

Sıralan bu gerekçelere hak vermemek elde değildir.  

Ancak düşüncemize göre bu gerekçeler, görevden ayrılmanın değil; ayrılmayarak mücadele etmenin gerekçeleri olmalıdır… Ya da olmalıydı!  

Mücadelenin güç koşulları bir askeri ve hele hele TSK’nın en üst makamını işgal eden bir genelkurmay başkanını hiçbir zaman cepheden tamamen çekilmeye sevk etmemeliydi.  

Bugün görünen odur ki, Atatürk ilkelerine, tam bağımsızlığa, üniter devlet ilkesine, laik ve sosyal hukuk devleti idealine gönül bağlamış hiç kimse, ordumuzun en üst komutanlarının, başta genelkurmay başkanları olduğu halde mücadele meydanlarını terk edip, evlerinin yolunu tutmuş olmalarına inanmak istememektedirler.  

Bir yenilginin mutlaka nedenleri vardır.  

Bu nedenler haklı ve güçlü de olabilir.  

Ama zaferler, o nedenleri yaratan koşullara rağmen kazanılır.  

Güçlükler karşısında koşulları ileri sürmek içinde yaşadığımız yakıcı süreçte geçerli ve inandırıcı nedenler olarak kabul göremez.  

Çünkü koşullar ne kadar güç olursa olsun, “muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur!..”  

Biz bu nitelikteki bir inançla yetiştirildik.  

Bunu öğrendik, böyle inandık!  

Biz Devlet’in okullarında Türk Milli eğitim felsefesinin hedefleri doğrultusunda eğitildik… Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı aydınlanma çığırın ardından sızan ışıkla geliştik, yetiştik…  

“Ey vatan, gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz, ” marşını gür seslerimizde haykıra haykıra bu günlere geldik, bu bilince eriştik…  

İşte bu nedenle bizi yakıp/ yıkmadan bu ülkeyi ezip geçemezler…  

Çünkü biz, her sabah sevgili öğretmenlerimizin önderliğinde bunun için and içtik…  

Ve buna yemin ettik; iman ettik!  

Size “uğurlar olsun, ” Sayın komutanlarımız…  

Giden gider, kalan sağlar bizimdir…  

Ve sonunda, “Bulunacaktır kurtaracak bahtı kara maderini…!  

Hiç şüpheniz olmasın!  

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bana göre komutanlar doğrusunu yapmıştır. Mücadele için illa da o koltuklarda oturmaya gerek yok. Selamlar, saygılar.

Ayrıntıda gezinmek 
 01.08.2011 21:13
 

İnce bir eleştirinizi sezinliyorum yazınızda. Eğer öyleyse gitmeyipte ne yapacaklardı kısmını bir dahaki yazınızda açıklarsanız sevinirim. ABD'nin bölgedeki oyunlarını baş rol oyuncusu Eşbaşkan'ın önderliğinde yürütmesi gibi bir komediye daha ne kadar dayanacaklardı?. Ordunun Çuvalı atma direnişidir bu istifalar ve meşru demokratik zeminlerde yapılması gereken en iyi yoldur. Saygılar..

cevodem1957 
 01.08.2011 12:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 463
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster