Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1357
 

Giden kazanım olsun, Can bedende dursun

Giden kazanım olsun, Can bedende dursun
 

Görsel internetten alıntı


Hayat canlıların bu dünyadaki yaşam biçimidir. Doğum ile ölüm arasında geçen süredir. Yaşamın tüm şartlarını kapsar.  

Hayat Canla başlayan madde den ibaret bir varlıktır:

Hayatdünyaya geliştir, dünyadan ayrılıştır. İyiyi, güzeli, çirkini, kötüyü görmektir. Hayat, hayal kurmaktır. Umut etmektir. Sabahı akşam, geceyi sabah etmektir. Hayat, güneşin doğuşunu, batışını, geceyi, ayı, yıldızları aydınlığı karanlığı seyretmektir. Hayat, gülmektir, ağlamaktır, sevmektir, sevinmektir, sevdalanmaktır. Hayat, yemektir, içmektir, uyumaktır, uyanmaktır, kazanımdır, kaybetmektir. Hayat, doğadır, tabiattır, öyküdür, hikâyedir, romandır. Sahnedir, basamaktır. Hayat, yeri, göğü, denizi, dağları, bulutları seyretmektir. Hayat, küsmektir barışmaktır, Hayat, Can ile Canan’ın tek yürek olması demektir. İşte o nedenle derler hayatını kaybetti. Evet bu dünyada kaybedeceğimiz hayatı bir daha bulamayız, göremeyiz. 

Can sağlığında, hayatın devamında kazanımlara sahip olunur:

İnsanoğlu kazanımlarından parasını, arabasını kaybedince akla gelen yerlerde, kendi İmkânı ile gerekli aramayı, araştırmayı yapar. Kaybedilen kazanım bulunamayınca bu kez şöyle bir çantamda, bu kadar param, şu plakalı, şu model arabam kaybolmuştur. Araştırılmasını ve bulunup tarafıma teslimini rica ederim diye güvenlik birimlerine de bildirir. Haklıdır el emeği, alın teri, göz nuru kazanımını kaybetmiştir belki de ilave olarak bir de kayıp ilanı da vermiştir. Yaşamda kayıpların azı bulunur, çoğu bulunmaz, Kaybolanlar geri gelmez.

Elbette insan üzülür, kaybedilen kazanım hep gözler önüne gelir. Bir süre sonra eş dost mal canın yongasıdır lakin yinede canın sağ olsun yeniden çalışır kazanırsın diye teselli ederler. Kaybettiğimiz kazanımlara  üzülürüz, kim bilir belki onları daha sonra buluruz, onlara tekrar kavuşuruz. 

Kaybedilen paradan, maldan, arabadan daha kıymetli  kazanımlarımız var:

İnsanoğlu beyhude konulara ve boş yere zaman ayırabiliyor ama esas konu için derin düşünmeye zaman ayıramıyor. Derin düşünebilse kaybolan kazanımlardan daha kıymetli, daha gerekli olan taşıdığı emanet canı hatırlar. Can daha kıymetli daha değerli  onu  hatırlamalıyız.

Canla var olan bedensel varlıklar, canlılık uzuvlarıdır: 

Canlılık faaliyetlerini harekete geçiren vücut azalarından biri, işlevsiz hale gelince ona da çare aranır, çare tükenince bu kez yine yedek azaların varlığı teselli kaynağı olur. Göz görmez yinede şükürler olsun bir göz  daha var onunla idare ederiz. Ayağın biri yok lakin diğer ayakla gezeriz, elin biri tutmuyor, diğer el ile tutarız, kulağın biri duymuyor diğer kulakla duyarız der sabrederiz. Buna rağmen kaybolan kazanımlar yine göz önüne gelir insanda üzüntü yaratır. Bu dünyada kaybedilen bedensel uzuvlar bir daha bulunmaz.

Can sağlığında yaşam devam eder:

Can bedene girince yaşam başlar, Cansız hayat, cansız  yaşam, cansız kazanım olamaz. Canımız çok önemli can olmazsa ne para, ne araba ne göz, ne el, ne ayak ne kulak hiç biri, görevini yapamaz. Hayat canla devam eder. Can kaybolmaz, Can emanettir ait olduğu yere gider. Can gidince artık göz görmez, dil dönmez, el tutmaz, ayak yürümez, kulak duymaz. Hayatın nereye gittiğini düşünecek akıl, fikir, kalp ve mevcut uzuvların tümü iflas eder. Ondan dolayı hayat kaybolunca hayatı arayamıyoruz.

Dizelerimden : Üzülme dostum, Giden kazanımlar olsun, Can ayrılmasın. Beden de dursun, Yeter ki sağlık olsun.

Karacaoğlandan: Can, candır şirindir, Can canın yoldaşıdır, Çirkin bana kurban, Ben güzele hayran, Can sever güzeli, Daha çok maldan.  

Yaşam için esas varlık candır, can madde dışı İlahi bir varlıktır:

Yüce Yaradan tarafından taşıyanlara emaneten geçici süre için teslim edilmiştir. Belirli bir süre için var olma ve yaşama durumudur. Hayat, canla var olur, kazanımlara yaşam devam ederken sahip olunur. Emanet varlık yaşam kaynağı can bedende iken hayat vardır, hayat güzeldir. Emanet varlık can bedenden ayrılınca hayat yok olur. İşte o nedenle derler filan Canını yitirdi.

Teselli kaynağımız  emanet olan can, vücudumuzdan ayrılsa da esas dünyada tekrar onunla  yeniden birlikte olamızdır.

İnsanlara emaneten verilen madde dışı varlık sahibine geri döner. Onun esas adı yaşam kaynağı candır. Yaşam, canın varlığı ile devam eder. Hayat canla var olur, Can gidince kalan beden, uzuvlarla birlikte çaresiz kalırlar iş göremez hale gelirler. Canlılık faaliyeti olan görme, işitme, doku organları yaşamsal fonksiyonlarını fiziksel hareketlerini yitirirler. Can gidince sessiz, nefessiz, hareketsiz, bakışsız ve o düşüncesiz durum artık hayallerin, süslendiği, yaşamın yarı aydınlık, yarı karanlıkta geçtiği yalan dünyadan  esas ve gerçek dünyamıza gidişimizin yolculuğu demektir.

Bize yaşamı ve hayatı kazandıran canımızla birlikte yaşıyoruz. Ama ne yazık ki dünya  malını ve kazanımlarını tanıdığımız kadar canımızı tanımıyoruz. Emanet olan İlahi varlık canımızı üzmeye devam ediyoruz.

Yaşamda kazanımların peşinden koşarken, canı ihmal ediyoruz.. Canı üzüyoruz. Yaşam mücadelesi nedeniyle vakit ayırıp canla ilgilenemiyoruz. Kaybolan kazanımlara üzülürken, tüm kazanımların, canla elde edildiğini, hayatın ve yaşamın canla devam ettiğini unutuyoruz. 

 

Kıymetli okurlarımıza, saygılar sunuyorum.

 

 

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN                

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Mehmet bey, Paha biçilmez varlığımız, CAN-SAĞLIĞIMIZI bir kenara bırakıyor bir kaptırıyoruz ki kendimizi hayatın keşmekeşine, etrafımızdaki herşeyi önemsiyoruz canımızdan başka, başımıza bir şey gelip sağlığımız sekteye uğramayınca da farkında bile olmuyoruz yanlış gidişatımızın, çok güzel kulaklardan çıkmaması gereken sözler bunlar ,emeğinize sağlık saygılar selamlar

Cemile Torun 
 03.09.2013 22:45
Cevap :
Kıymetli Cemile Torun: Zaman,zaman engelli sinyaller yüzünden kesintiye uğrasa da, 3 Eylül de yazılan ve 4 eylülde biçareye ulaştırılan yorumunuza kavuşmak ve ona mazhar olmak sevindirici. Bu yüzden ayırdığınız zamana,gördüğünüz zahmete ve değerli yorumunuza teşekkür ediyorum.Biz Türk halkının çoğunluğu olarak doğruları uyutup, yanlışları, eğrileri, uyandırıp başı boş meydanlara salmakla iyi etmedik.Bir çok kalbin kırılmasına, kirlenmesine neden olduk.Bütün bunları benlik için, çıkar için, yaptık.Bilemedik ki göçüp gittiğimizde arkamızda sağlıksız, sevgisiz, değerlerden uzaklaşmış bir gelecek yetiştirdik.Yine aynı sözlerimi tekrarlıyorum."Üzülme dostum, giden kazanım olsun,yeter ki can bedende dursun sağlık olsun" Saygılar sunuyorum.Tüm ailenize sağlık ve mutluluk diliyorum.  04.09.2013 14:59
 

Değerli, sevgili ve saygıya değer üstadım, hayatı tanımlarken, öylesine mükemmel tarifler ve onun ilkelerini ve beklentilerini oluşturan cümleler kullanmışsınız ki, yüreğiniz ve kaleminiz sağlık içerisinde var olsun. Hayatını Allah'ın takdiri ile kaybedenlerden öteye, sevinçleri ve umutlar, haksızlık ve adaletsizlik yoluyla ellerinden alınan, feryadını avazı çıktığı kadar haykırmakla birlikte sesini duyuramayanların kaderi, yüreğimde daha derin bir iz ve acı bırakır. Yaşamın kutsal ışığı var sayılan özgürlükleri, haksız yere ellerinden alınanların, Yüce Allah yar ve yardımcıları olsun. Sevgi ve saygılarımla. Refik BAŞDERE

Refik Başdere 
 03.09.2013 15:34
Cevap :
Kıymetli Refik Başdere: İnsanoğlu Canın Yaradan tarafından madde dışı bir varlık olarak insanlara ihsan ettiğini bilseydi canı bu kadar üzmezdi.Canın kadir ve kıymetini bilmediğimiz için tarifi imkânsız üzüntüler, hüzünler yaşıyoruz.Günümüzde doğru uyutulmuş çirkin ve eğriler uyandırılmış.Bundan günahsız ve tertemiz yüreklerde etkileniyor.Zahmet,zaman ve güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum.Daima size ve tüm aile efradına sağlık ve mutluluk diliyorum.   03.09.2013 16:24
 

Can bedende olunca anlam kazanıyor ve ruh da keza...İkisi birbirini tamamlıyor. İyi de gelip geçici bu dünyada cana eziyet niyedir? Ruh da nasibini almakta bu ezadan. Deymez Burakgazi kardeşim değmez. Selamlar ablandan...

Yurdagül Alkan 
 02.09.2013 22:14
Cevap :
Kıymetli Yurdagül Alkan: Haklısın Başımın tacı bacım.Kaybolan kazanımlar için canımızı üzüyoruz. Canın çekemeyeceği kadar ağır dert, gam, çile,hüzün yükleri yüklüyoruz.Sonuç itibariyle dünya malını tanıdığımız kadar canımızı tanımıyoruz. "Üzülme dostum, giden kazanım olsun, yeter ki can bedende dursun,Sağlık olsun " dizelerim den böyle bir yazı yazdım.Uzunca bir yazı oldu okurlarımızda hayli zahmet gördüler üzüldüm.Sizin zahmetiniz, zamanınız ve güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum.Tüm aile efradına sağlık ve mutluluk diliyorum.Kıymetli bacımı Allah'a emanet ediyorum.  03.09.2013 11:26
 

İçi kum dolu bir kum saati gibidir hayatımız.Kumun hazineden akmaya başlamasıyla hayat başlar;bitişiyle de sona erer.Bu zaman zarfında insana düşen,tüm iyilikleri ve güzellikleri,doğrulukları birleştirirp yeteneğimizle onları kendi ve insanlığın hizmetine sunmalıyız.Özünde mutluluk fikrini içeren bu hayırlı iş,hayırsızlıkların da solup kurumasına neden olacaktır...Canı ve kılıfı olan bedeni daha da anlamlaştırarak uzuvların da ne denli gerekli olduğunu bir güzel vurgulamışsınız,sayın Burakgazi dostum.Elinize,yüreğinize sağlık.Çok nefisti çalışmanız.Selam ve saygılarımla sağlıcakla kalınız.

Abbas Oğuz 
 02.09.2013 19:48
Cevap :
Kıymetli Öğretmenimiz Abbas Oğuz :Hayat canla başlar,hayat canla güzeldir. Kazanımlar hayatın devamında kazanılır.Bizler kazanımı kaybedince canı da unutuyoruz.sağlığı da unutuyoruz, hatta hayatı zehir ediyoruz. Halbuki sağlam ve muhkem düşünürsek beden faaliyetlerini hayata geçiren uzuvlarımızı ve onlarla birlikte var edilen canımızı düşünürüz işte o zaman daha sabırlı ve metanetli oluruz düşüncesindeyim.Yazıldığı gibi dünya kazanımlarına verdiğimiz önemi canımıza göstermiyoruz.Canımızı ihmal ediyoruz.Paha biçilmez yorumunuza,ayırdığınız zamana ve görülen zahmete teşekkür ediyorum.Selam ve saygılarımı sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   02.09.2013 21:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 607
Toplam yorum
: 7050
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1816
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster