Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
650
 

Gidiyordu.

"-Nereye gidiyorsun ey yolcu?"

"-Evime!"

"-Dur yolcu! Bir soluklan, belli ki telaştasın."

"-Duramam. Allaha ısmarladık bubalık!"

Hızlandırdı adımlarını. Bubalık dediği adam kendi yaşlarındaydı oysa ki! Bugünkü gazetelere canı sıkılmış ve bütün gün bu sıkıntısı geçmemişti. "Nasıl olabiliyor?" diyip duruyordu içinden.

Kıvrıldı sokağın kenarında duran köpeği farketmeden. Az daha hayvana çarpacaktı. Hayvan irkilerek uzaklaştı yanından. "Hay allah" diye söylendi.

"Huzursuzluğun üzerinde yine! Ne günahı var hayvanın?" Kendine sinirlendi bir an.

Saymayı, sövmeyi bırakmıştı sözde. İçinden sövmek, saymak geliyordu ya neyse...

Hava kararmaya başlamıştı. Daha da hızlandırdı adımlarını.

Eve az kalmıştı. Hergün yürümesi zor oluyordu hele bir de yağmur yağınca. Ama alışkındı. Hiçbir şey koymaz bana diye düşünüyordu çoğu zaman.

Annesini kaybedeli çok zaman geçmesine rağmen yağmurlu günlerde ıslak geldiği zaman eve annesinin ona sitemli bakışını, aceleyle havlu uzatışını hatırladı. Gözleri doldu. Babası sadece "Yine mi ıslandın lan?" derdi sadece.

Babası sonradan yeniden evlendi. Biraz yadırgadı ama napsın tek başına diye de hak verdi. Kendisi evlenmeyi hiç düşünmedi.

Onların evine yakın 2 sokak aşağısında bir kıza tutuldu. Tutuldu tutulmasına ama kızın adını bile öğrenemedi. Çekingendi anası gibi. Derdini söyleyemezdi kolay kolay. Yaş ilerledi, seneler geçti, kızın evlendiğini duydu sonradan, göremez olduğu zaman haberini aldı.

Sonrasında hiçbir kıza gönül veremedi. İşten eve, evden işe gider oldu.

Babası yaşıyordu hala sonradan evlendiği karısıyla. Biliyordu kardeşleri de olduğunu. Ama hiçbirini görmemişti. Analığı istememişti. "Kazık kadar herif istemiyorum bu evde" demişti. O da çekip gitmişti.

Bir marangozun yanında çırak olarak çalıştı. Bereket iyi adamdı rahmetli Necip abi de onun yanında kaldı. Necip abi de karısını kaybetmiş, çocukları hiç olmamış. Ama tekrar evlenmemiş hiç. Oğlu bilmişti zaten Hüseyin'i.

Necip abi işin ustalığını öğretti Hüseyin'e. Mektebe de gönderdi okuma yazma öğrensin cahil kalmasın diye. Hüseyin hastalığında hep kitap okudu ona. Necip ustasını, babası gibi sevdiği abisini 5 yıl önce hastalığından dolayı kaybetti.

Koskoca herif olmuştu gerçekten şimdi. Marangozu işletmeye devam etti. Hiç aksatmadı, seve seve yerine getirdi Necip ustasının yadigarı olan dükkanın işlerini yapmayı. Başka bir iş kurayım demedi. İşinde de başarılı olduğundan dükkana 3 kişi daha aldı. Hepsinin çoluğu çocuğu vardı. Kendi yaşlarında sayılırlardı.

"Acaba" diyordu "Necip abi memnun mu yaptıklarımdan?"

"-Her halde. Ama o bir yuvam olsun da isterdi."

Olmamıştı işte. Çirkin değildi bunu biliyordu. Yakışıklılıktan bilmezdi ama havanın sıcak olduğu zamanlarda sokakta dantel işleyen kızların ona bakarak kıkırdadıklarını görürdü. Hakkındaki lafları da işitirdi.

Mahallede onu evlendirmeye çalışan kadınlar da vardı. Ama çekingenlikten mi bilinmez hiçbirini kabul etmeyince kadınlar vazgeçtiler onu evlendirmeye çalışmaktan.

Yağmur başlamıştı. Hızlı adımlarla devam etti. Islanmaya alışkındı ya! "Belki" dedi "Belki annem karşılar kapıyı açtığım zaman havluyla..."

Tekrar küçük bir çocuk olmuştu bu düşünceyle eve doğru gidiyordu.

Annesi onu bekliyordu acele etmeliydi, duramazdı çünkü o eve gidiyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sana tavsiye. Hikaye yazarken asla devrik cümle kullanma. Cümle içinde ve takibinde kelime tekrarı yapma. hHikayelerin güzelmiş.

T. Mustafa YAŞAR 
 30.10.2008 13:13
Cevap :
Dikkate alacağım tavsiyenizi ve teşekkür ederim.  30.10.2008 13:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 388
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1127
Kayıt tarihi
: 23.11.07
 
 

Herkes gibi yazar, çizerim. Dünyamı boyarım hepsi bu!..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster