Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
812
 

Gidiyorum, koca bir şehir yıkılıyor ömrüme...

Gidiyorum, koca bir şehir yıkılıyor ömrüme...
 

Bazen gitmek ister insan. Herkesi ve herşeyi arkasında bırakmak...

Sessizliğe ilişip, huzurun içinde olmak... Öyle sanıldığı kadar kolay değildir yürüyüp gitmek. İnsan son kez arkasına bakmak, son kez görmek, koklamak, dokunmak ister... Hissetmek ister, hissetmek kısaca.

Onca yılın yaşanmışlığını, hayatınıza "tanık" olanları, hayatı paylaştıklarınızı bırakıp gitmek kolay değildir... Ama gitmeleler cesaret ister.

Cesur insanlar gider... Ne zaman geri dönecekleri bilmeden, bilemeden...

Gitmeler bitmek'ler değildir... Gitmeler yeniden ve yeniden başlamaktır.

Atılan her yeni adım, alınan her yeni nefes, söylenen her yeni söz, gitmelerin getirdikleridir.

Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

Ahmet Telli'nin o şiirindeki gibi, kendinize sığınırsınız giderken... Kent yıkılır, kuşlar da göçer ama aslında giden o değildir, sizsinizdir.

Sağlam olan her şey ayakta kalır. Gülümseme dolu bir anı, ucu isli bir fotoğraf, saklanan bir mektup...

Zaman susar ve bir şehir boydan boya yıkılır önünüzde...

Bir nehir coşkunca akarken susar...

Yanlış bir adrestesinizdir nice zaman, artık gitmeler zamanıdır, yenilenmeler zamanıdır!

Yağmurlar yağar uzun uzun, sarışın bir şaşkınlık alır tüm ışıkları, kimsesizsinizdir.

Güzeldir kimsesizlik, hüzünlü ve güzel bir yanı vardır yalnızlığın. Durmadan yağmur alan...

Kimsenin bakmadığı yere bakınca onu görürsünüz, görmek istediğiniz şeyi. Ama bir seraptır, her şey bir avuç kumdan başka bir şey değildir.

İşte öyle bir anda kadehinizi gölgenize daldırırsınız...

Kendinizi yudumlarsınız ağır ağır...

Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Bir de seni ekliyorum susuşlarıma

Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

Gidersen kar yağar avuçlarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

Her susuş, büyük bir iç konuşmanın kırılışıdır artık... "Zamanla geçecek" derler ama zaman acıyla çarpıldığında sonsuzlaşır.

Dalıp dalıp gidersiniz o yeni yerde... Bazen bir pencere önünde, bazen bir kumsalda, bazen birşeyler içerken, bazen okurken...

Öpüştüğünüz her yer adınızla başlardı eskiden, onun elinin değdiği her yere gül dikmişsinizdir.

Şimdi yürüdükçe güller saçılır ayak izlerinizden... Kana benzeyen izler.

Yine de güzeldir gitmek, cesaret ister.

Derisini yüzüp sırtına atan bir bir aziz gibi katlanırsınız kendinize.

Susuşlarınızda eski hayatınızın, sevdiklerinizin izleri vardır da, çok azı bunu fark eder. Yabancı bir şehirde, soluk alan hiçbir canlıyı tanımadan yaşamak, boş boş sokakları arşınlamak da güzeldir.

Sevdiklerinz sizde kalmıştır, onları kimse sizden geri alamaz... Bir gardiyan gibi bekler sevdikleriniz, o isli anılar. Sizi sizden korurlar...

Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde

Gitmek zor gelir ama gitmelisinizdir... Ölmekten daha zor gelse de, her şeyi arkada bırakıp gitmek, yeni bir hayata adım atmak cesaret ister.

O kuşların hepsi göçer ama içinizde küllerini durmadan karıştıran bir Anka kalır geriye...

..Ve sustuğunuz her şey bir gün tufana dönerek, Anka'yla birlikte uçup gider ömrünüzden...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3569
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster