Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
323
 

Gidiyoruz gündüz gece

Gidiyoruz gündüz gece
 

Ünlü halk ozanı Aşık Veysel'in " Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece" türküsünü bilmeyen yoktur. Yaşamı ne kadar bilgece özetlemiş. "Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda. İki kapılı bir handa, gidiyorum gündüz gece..."

Evet, hepimiz aslında bu dünyaya bir kapıdan giriyor ve çıkış kapısına kadar sürekli yürüyoruz. Böyle bakınca aslında tam da Veysel' in söylediği gibi ana hatlarıyla çizilmiş bir yolda sürekli yürüyüş halinde olduğumuzu, yani aslında önemli olanın yolda olduğumuzu fark etmek olduğunu düşünüyorum ben. Çünkü o yolda kontrol edemediğimiz alanlar var.
Herkese yolculuğunun ana hatlarının belirlendiği bir güzergah çizilmiş.

Nerede, yani hangi coğrafyada doğduğumuzu, hangi zaman diliminde dünyaya geleceğimizi,nasıl bir aileye sahip olacağımızı, kimler tarafından eğitileceğimizi, nasıl bir çevrede yetişeceğimizi ve cinsiyetimizi biz belirlemiyoruz.Yakalandığımız hastalıkları, geçirdiğimiz kazaları da biz seçmiyoruz. Bunların hiçbirinde tercih hakkına sahip değiliz. Hepimizin yaşamı; bir yerden, bizim insiyatifimiz dışında bir biçimde başlıyor ve yola çıkıyoruz.

Yaşamın ilk 30 yılında olanları, yaşadıklarımızı çok anlamlandıramıyoruz belki...Ya da herkesin kendi hikayesinde taşları yerine oturtmaya başladığı bir zaman, bir olay var. Sürekli deneyim yoluyla bir şeyler öğreniyoruz, hissediyoruz. Akıl, irade ve duygular böyle şekilleniyor. Hiç durmadan bir değişim ve devinim halindeyiz.

Herkesin yolunda zaman zaman yokuşlar, tümsekler, bazen güzel bazen kötü manzaralar, bazen de yol kazaları var.

Hayatın başında bütün yaşadıklarıımızı aynı boş bir deftere bir şeyler yazmak şeklinde kaydediyoruz. Ne zaman ki duygusal ve düşünsel olarak belirli bir olgunluğa ulaşıyoruz ve bugünden geri,yani başa dönüyoruz ve anlıyoruz ki, yaşam baştan yazılan bir defter ama ilerleyen yıllarla beraber eğer dikkatle bakılırsa sondan başa okunan bir kitap...

Uzun ince bir yolda sürekli ileriye doğru bir seyir halindeyiz ama yol bazı zamanlarda bir helezon hali alıyor. Çünkü yaşamımızı ve kendimizi biraz da geriye dönerek ve dairesel bir döngü ile anlamlandırabiliyoruz.

Doğayı kontrol altına almak istiyoruz, evrenin gizemini çözmeye çalışıyoruz, ama kendimizi tanımak, anlamak konusunda o kadar istekli ya da gayretli değiliz. İnsanın bilmesi ve anlaması gereken llk ve en önemli vazifesi kendisi ve yürüdüğü yol belki de.Bu yüzden seyir defterini iyi tutmalı, iyi okumalı.

Hepimize iyi seyirler...

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu, kişinin kendisini tanıma konusundan doğrusu ne kastedildiğini anlamıyorum...

Kerim Korkut 
 19.04.2015 16:37
Cevap :
İnsanın olduğu,olmak istediği ve olduğunu zannettiği kişi aynı değildir bazen. Bu sebeple kendimizi kuşbakışı bir gözle de incelemeliyiz zaman zaman. Başımıza gelen her şeyi kontrol edemiyoruz, olanlardan nasıl etkilendiğimizi kontrol edebiliriz ama. Bunu yaparken bazen kendimizi suçluyoruz, bazen şartları ve başkalarını, bazen de herşeye olması gerekenden fazla anlam yüklüyor, kendimizi engelliyor, üzüyor ya da yanıltıyoruz. İşte bu sebeple, bizi biz yapan artı- eksi bütün özelliklerimizle ve yaşadıklarımızla yüzleşebilmeyi, kabullenmeyi ve yenilenme cesaretini insanın kendini tanıması olarak düşünüyorum. Yani resme biraz daha uzaktan bakabilmek! Bilmiyorum cevap oldu mu sorunuza? Teşekkürler, katkınız için:)  21.04.2015 8:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 468
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 767
Kayıt tarihi
: 18.11.12
 
 

1967 yılında İstanbul'da doğdum.Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden 1988 yılınd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster