Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1840
 

Girne'den yol bağladık mı?

Girne'den yol bağladık mı?
 


'Ve izin ayarlayabilirseniz, Maraş'taki orduevine mutlaka gidin, orada deniz mükemmeldir' dedi hoş sohbet şoförümüz. Saçlarına kırlar karışmış iri yarı, babayiğit, 50-55 yaşlarında bir Kıbrıslı Türktü. 74 harekatında mücahitmiş. Yaşadıkları ölüm kalım savaşı anlatmakla bitmezmiş ama yeni neslin kafası başka yerdeymiş. Rumlar tarafından nasıl mimlendiklerini, mahalle mahalle yok edilme planlarını, anavatanın adaya çıkışı olmasa zaten herkesin 'temizliğe' uğrayacağını yemin billah anlattı.


Girne'ye geldiğimizde, aklım fikrim yatıp uyumaktaydı, çok yorgundum. Uyudum, sonrasında, çıkıp bir dolanayım dedim. Minicik olduğundan, yarım saatte tüm kıyısını gezdim. Binaların neredeyse tümünde dikkatimi çeken 70'lerden kalmış olmalarıydı. Genel bir rehavet havası vardı insanlarda, vitrinlerde, bankalarda, hatta kıyı boyunca denizde. Rehavet ve sıcak öyle fazla hissediliyordu ki, yürürken bile uykusu geliyordu insanın. Aslında bu rehavet değildi de, sanki orada insanlar bir hayaletin içinde, gerçek dünyanın kıyısında, geçememiş bir geçmişte yaşıyordu.


Biriki gün içinde, aynı yoldan gidip geldikçe tanıdık yüzler bile oluşmaya başladı, selamlaşıyorduk, sevimli sakin yüzlerdi bunlar ama hiçbiri kahkahayla gülmüyordu. Gürültü patırdı sadece belli otellerin içinden uğultu şeklinde geliyor, dışarda yaşayanları hiç ama hiç ilgilendirmiyordu.


Magosa Yolunda giderken, bir başka taksi şoförü, Türkiye'den, 25 yıl önce geldiklerini, kendilerine verilen portakal bahçesiyle uğraştıklarını, ama umduklarını bulamayıp bir de Türkiye'den gelmiş olmanın dışlanmışlığını yaşadıklarını anlattı.


Sandalet almak için girdiğimiz bir ayakkabıcıda, Kıbrıslı Türk satıcı Türkiye'den olduğumuzu farkedince aksanlı Türkçesiyle ve birikmiş bir isyanla: 'Burada herşey fiyatına satılır, bıktık Türkyelilerin pazarlık sevdasından' diyerek hevesimizi kursağımıza dizdi.


Kuyumculuk yapan genç bir çifte göre, (onlar da Türkye'den); ilk geldiklerinde çok umutlu olan birşeyler, (kendileri de tam tanımlayamadı, ben de tam anlatamıtorum ama,) sanki bunalıma doğru bozuluyor, dağılıyordu. Bazı Kıbrıslıların artık eskisi kadar dostça davranmadıklarından da endişe duyuyorlardı.


Girne kalesinin önünde denizi seyrederken denk geldiğim, modern çizgileri ve yumuşak tavrı ile çok hoş bulduğum bir Kıbrıslı Türk kadını geçmişi yad ederken, eskiden gece-gündüz ardına dek açık tuttukları kapılarını Türkiye'den göç aldıktan sonra, sımsıkı kilitlemek zorunda kaldıklarını söyledi. Eski huzurlu günlerini özlediğini de...


İnsanlar kahkaha atmıyordu,ağlamıyordu, kızmıyordu, sadece geçmişle bugünü karşılaştırıyordu.


On gün boyunca izlediğim sessizlik sadece Cumartesi günü bozuldu. O da ertesi gün buhar oldup kayboldu.


Orada geçirdiğim zaman dilimi çok kısaydı belki. Ama diğerlerinin aksine, gündüzlerini yaşamayı tercih ettim Yavru vatanın. Manzara izledim, denize girdim, mağazaları dolandım, tarihi eserleri tanıdım, şehirden şehre günübirlik yolculuklar yaptım, insanlarla ayaküstü sohbetler ettim:


70'lerde sıkışıp kalmış, üzerine bir şey konmamış bir yaşam, izolasyonun ataletinde gizlenmiş bir huzursuzluktan başka şey koklamadım.


Diyeceğim o ki;

Son günlerde Kuzey Kıbrıs'tan yükselen çatlak sesin ortaya çıkmasında, bu durumun yıllar yılı es geçilmiş olmasının önemli bir payı var diye düşünüyorum...Girne'den yol bağladık mı Anadoluya?


Çok emin değilim...


Not: Şu anda BM'nin kontrolünde olan Maraş, hayalet bir şehre dönmüş ama, tam bir dünya cenneti... Sırf orası için bile Rumlar, Kırk takla atabilir. Yüzbin çeşit entrika'ya başvurabilir!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Maalesef kıbrıs lıların bu tür konuşmaları hepimizi üzüyor.Sadece size söylendiğini zannetmeyin.Genelde bu tür konuşmaları ağız birliği yapmışcasına yapıyolar.Geçmiş olsun.....! eee ne diyelim.."Ayakkabının en kalleş olanı arkadan vurur"... saygılar

Ucurtmalar 
 31.05.2007 16:32
Cevap :
Aslında ilk anda sevimsiz gelen bu ayakkabı diyaloğu bir taraftan da yaşanan sorunların bir yansıması olarak düşünülebilir. Saygılarımla  01.06.2007 8:08
 

Zülal Hanım,hem yazılarınızı hem de yaşam üstüne yaptığınız tespitlerinizi çok yerinde gördüğümü söylemek isterim,yazmaya üretmeye devam,kalemize sağlık...

İbrahim kaya 
 27.03.2007 23:43
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Onur duydum.  28.03.2007 7:50
 

Düşündürdü,hüzünlendirdi bu yazınız... Duyarlı olmaya çağırıyorum herkesi. sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 26.03.2007 15:27
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Aynı kanıdayım.  26.03.2007 17:11
 

70'lerde sıkışıp kalmış bir yaşam tesbitiniz çok hoşuma gitti. güzel bir tesbit..

erol aslan 
 26.03.2007 13:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 939
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 1032
Kayıt tarihi
: 05.12.06
 
 

Hep yazmak istedim. İnsan düşüncelerini yazıya dökünce kendi başınadır çünkü, kaygısız, katıksız ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster