Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '15

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
77
 

Gitar kutusu, çöp Konteynırı

Gitar kutusu, çöp Konteynırı
 

Kasım 2014.
 
Ben Çelin, bu da benim kırık kalbim.
 
Kasım ayının son günü. Olmasından korktuğun şeyler varsa, kendini değiştirerek olmasını engelleyemezsin... Aşk acılarını yazan bloggerlar gibi bi yerlere dökesim vardı. Söyleyecek sözüm vardı, gözyaşım vardı.
 
İki gün sonra...
 
Aşk acısı, bir kadına neler yaptırabilir?
 
Genç, güzel, zarif, kibar, hayatında piyano çalmak gibi hobileri olan, anadili gibi ingilizce ve fransızca konuşan çok sevdiğim bir arkadaşım iş çıkışı içtiğimiz bir kadeh şarabın ardından evine gidip aynı zarafetiyle çantasını ve mantosunu vestiyere astıktan sonra iş çıkışı üzerinde olan kalem eteği, ince topuklu ayakkabıları ve hoca'nım topuzuyla ayrıldığı erkek arkadaşının evine gidip küçük çapta(!) bir baskın yaptı.
 
"Eline sağlık tatlım, noktayı koymuşsun"la biten bir telefon konuşması ardından,
 
....Rahatlamış mıdır acaba? Ben de yapsam rahatlar mıyım ki? Gerek var mı? Yok yaw... Şimdi karakolluk falan oluruz... X ufak tefek şimdi, ben yapsam kesin olay çıkar... Demek çocuğun evi düzenliymiş, ki dağıtabilmiş. Ben gitsem daha fazla dağıtılabilecek bir durum yok ki zaten ahır gibi... Ama yine de,... yok canım!
 
Aralık ilk haftanın ortaları
 
Ben şu anda ne istiyorum?
 
Hmm, ben şu anda ne istiyorum? Şu an ne yapsam mutlu eder beni?
 
Alışveriş? Yemek? Şarap? Ağlamak? Dövüşmek? Dedikodu?
 
Bilemedim. Ne kadar uzaklaşmışım kendimden, ki ne istediğimi bilemedim. Ne istediğimi bilemeden nasıl yaşıyormuşum! Üstelik farkında bile değilmişim kendimden uzaklaştığımın...
 
Aralık ilk Cumartesi
 
Biz de yaşadık bunları
 
Çok yeni tanıştığım bir arkadaşım, yeni işine başlamasının arkasından eşiyle sorunlarını çözemez hale gelişinden bahsetti. Ne eş terapileri, ne uzun konuşmalar... İş fiziksel şiddete kadar varmış. Neticede evliliklerini sonlandırmışlar. 
 
Ne kadar sık karşılaşmaya başladım, çalışan, kendi ayaklarının üzerinde durabilen, toplumda bir yeri olan kadınların şiddet hikayeleri... Eminim sosyal paylaşım sitelerinde kadınlara küçümseme, aşağılama, önemsizleştirme, şiddete karşı paylaşımlara destek vermişizdir, hem de kendimizi hiç bunun bir parçası olarak görmeden. O filmlerdeki, afişlerdeki kadınlar hep başka, zavallı, eğitimsiz, çaresiz, kendisine bunları yapan erkeklere mecbur kadınlardır güya.
 
Aralık ikinci hafta
 
Narkoz hali
 
Ben Çelin, bu da benim suskunluğum.
 
Susuyorum artık. Özlemiyorum. Bir yerlerde karşılaşmak üzmüyor. Sabahları işe gitmek için evinin önünden geçmek içimi sızlatmıyor.
 
Bugün yeni çalıştığım şirkette ilk eğitimimi verdim. Bu bana kendimi iyi hissettirdi.
 
Haftasonu alışveriş yaptım, yeni bir araba aldım. Bu da bana kendimi iyi hissettirdi.
 
Güne daha erken başlayıp daha fazla efor sarfetmem gereken bir işte çalışıyorum artık, ama günden güne bedenim alışıyor. Koşullara ayak uydurabiliyorum. Hantallaşmış bedenim kendine geliyor.
 
Geçen hafta bir kitap bitirdim. Son altı ayda elime aldığım kitapların hiçbirini bitiremediğimi, bir kenara attığımı düşünürsek, gelişme var.
 
Hala dünyaya biraz uzakmışım gibi geliyor... Başlangıç noktasına dönmek gibi, herşeyi yeniden hatırlamam gerekiyor.
 
Bu yazının bir anafikri yok. Hatta bu yazının ne akla hizmet yazıldığına dair bir fikrim de yok. Yalnız değilim, kalbi kırık insanlar var etrafımda. İncinmiş kadınlar. Herkes hayatına devam ediyor. Galiba hepimiz kameraya bakıp dil çıkarıyoruz.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gökyüzüne asılı bir toz zerreciğiyken heyecanla bekleriz öpüşeceğimiz yağmuru..."aşk" bu anı beklemektir ve her şeyi bundan ibaret görmeye başlarız oysa tutunmaya çalıştığımız zaman bir vapurun arkasında bıraktığı köpüklerin ömrü kadar bizimle beraberdir.öpüşünce yağmurla, çamur olup yere düşeriz...her şeyin sonudur bu..."her şey" ve "hiçbir şey"le sınırlanmış dünyamızı gezegenin en parlak yıldızı gibi görürüz.halbuki en değerli zaman nefes aldığımız andır. senin yazını okurken nefes aldığımız anın kıymetini bilmemiz gerektiğini hissettim:)

mustafa ceydilek 
 28.10.2015 16:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 270
Kayıt tarihi
: 22.01.10
 
 

Bir varmış, bir yokmuş. Herşey bir varmış, birden yok olmasın diye yazı olmuş. Dünyada o kadar az..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster