Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
295
 

Gitme demek yeterli mi?

Gitme demek yeterli mi?
 

Her şeyi alıp götüren gitmeler


Biliyorum vedaları sevmezdin ama...

Fakülteye ilk kayıt olduğumuz gün gördüm onu. İlk gördüğüm anda yıllardır beklediğim birini bulmuş duygusuna kapıldım. Parıltılı gözlerle ve kendine özgü pozitif duygular saçan gülüşüyle, farklı biri olduğunu hemen hissettirmişti. Kayıt sırasında kısa kısa diyaloğumuz oldu. Birbirimize bildiklerimizi aktararak, ilk acemi öğrenci duygusunu beraberce üstesinden gelmeye çalışmıştık. Yanında babası vardı ve o heyecanını onunla konuşarak unutmaya çalışıyordu. Bakışlarındaki içtenlik ve sıcaklık insanın içini ısıtıyordu. Orada tanışmış olduk ve onu tekrar görebilme umuduyla, üniversitenin açılmasını sabırsızlıkla bekledim.

Derslerin başladığı ilk gün heyecanla onu aradım, her yerde onu bulmaya çalıştım. Sonraki gün ve daha sonraki günlerde onu görebilmenin umudu vardı hep içimde. İlk hafta geçmişti ama onu bulamıyordum. Umudumu kesmişken ikinci hafta aniden o geldi. Onu gördüğüm anda anlamsız geçeceğini düşündüğüm fakulte sendromundan kurtulmuş, varlığının içime umut aşılayacağını hissetmiştim. Kendimi hatırlatmak için yanına giderek konuştuğumda, içimdeki duygu çırpınışlarının artmakta olduğunu ve o çırpınışların sevgi olup, sağanak sağanak yüreğime yağacağını anladım.

Günler geçtikçe paylaşımlarımız artmaya, birbirimizi tanımaya başladık. Aramızdaki sevgi aylar geçtikçe daha da arttı. Artık o demek ben, ben demek o idi. Sevgi, mutluluk, hüzün, özlem gibi duygulara dair ne varsa hepsini, yaşadığımız anların içinde olağanca hissediyorduk..Dört yıl boyunca her anı paylaşmak, ona olan sevgimi daha da arttırmıştı. Bana 'Bir insanın başına gelebilecek en büyük mutluluk sensin' derken, hayatımızın sonuna kadar ayrılmayacağımızı defalarca söylemişti.

Ve okul bitti. O'nun bir süreliğine Hollanda'ya ablasının yanına gitmesi gerekiyordu. Bana hep 'Gitmeme kızıyor musun?' derdi. 'Gitmen gerekiyorsa git' dediğimde, anlayışımdan dolayı bana minnettar kaldığını söylemişti. Aslında içimden ona 'Asla gitme, sen gidersen içimden her şeyi götürürsün' demek geliyordu. Fakat gitmek için o kadar istekli, o kadar heyecanlıydı ki. Söyleyemedim işte, ona 'Gitme' diyemedim.

O gittiğinde onsuz geçen üç ayın her günü, onu yaşayarak geçirdim. Günler geçtikçe, içimde tanımını yapamadığım endişe birikiyordu. Zaman ilerledikçe endişelerim çığ oluyor, gecelerime kor olup yağıyordu. Evlerine telefon ediyor, onun sesini duymak için dualar ediyordum. Her telefon açışımda onun ipeksi sesini duymak istiyordum. Hadi artık aç şu telefonu ve bana 'Merhaba, geldim işte artık' diyerek, özlediğim o gülüşünü duyur diyordum. Ama olmuyordu, onu sesini duyamıyordum. Onun artık gelmiş olması gerekiyordu fakat günlerce ulaşamıyordum ona. Her geçen gün içimde biriken kargaşa, endişe dayanılması güç korkularla beynime saldırırlarken, elim kolum bağlı bir şey yapamamın verdiği çaresizlik, beni yaşadığım hayattan alıp götürüyordu.
Her gün arıyordum evini, bir gün biri çıktı telefona ve bana onun hiç gelmeyeceğini söyledi. Daha fazla bir şey soramadan kapattım telefonu. Elim, ayağım, yüreğim titremişti, ne sorabilirdim ki?
Günlerce rüyamda onu görüyordum, her gece uyanıyor, sabaha kadar uyuyamıyordum. Onun gelmeyişini kabullenemiyordum. Böyle mi bitecekti her şey? Bu kadar basitmiydi? Elveda bile edilmeden bitecek bir aşk mıydı?
Dayanamadım artık, bir gün otobüse binip, evlerinin bulunduğu şehire gittim. Daha önceden bildiğim için buldum evlerini. Annesi açtı kapıyı, beni görünce hıçkıra hıçkıra ağladı. 'Neler oluyor? Dediğimde, 'Hollanda'da trafik kazasında kaybettik' dedi.

İçimden her şeyi alıp götürmüştü. Bir daha hiç getirmeyeceksine.
Yıllarca kendi kendime sordum hep: Gitme demek yeterli mi?

Fırat AYHAN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fırat Bey Merhaba; Öncelikle çok üzücü bir durum yaşadığınız için "başınız sağolsun " demek gerekiyor :( Yazıda sanki "gitme kal " deseydiniz kendinizi biraz da olsa ölümünden sorumlu tutmayacakmışsınız gibi bir izlenim oluştu. Nedeni ne olursa olsun " gitmek isteyen " birine " gitme kal " deseniz de " gidecektir çünkü " gitmek " fikri içinde bir filizlenmeye görsün bu fikir çok çabuk büyüyen çiçekler gibidir bir anda dallanır budaklanır ve " gitme " fikrinin büyüsüne kapılırsınız ve kim gitme derse desin gidersiniz :) bu sevgiliniz, eşiniz, arkadaşınız da olsa...Dolayısıyle akacak kan damarda durmaz misali gitemk isteyen gidecektir de hele dönmek isteyipte dönememek en can acıtıcı olanı... Sevgiliniz dönmek üzere gitmiş ancak kader dönememiş ve acısı size kalmış :( Keşke dönebilseymiş... Güzel, dokunaklı gerçek bir yazı. Yüreğinize sağlık, saygılar Aynur

Aynur AKKAYA 
 11.11.2008 14:55
Cevap :
Çok teşekkur ederim Aynur Hanım. Haklısınız, gitme kal demek her şeyi çözemeyebiliyor. İnsan kadere karşı duramıyor. En kötüsü de pişmanlık ve vijdan azabıdır. Hele de kendimizi kötü olaydan sorumlu tutuyorsak..Tesellisi zor durum. Samimi ve içten yorumunuz için teşekkur ederim. Selamlar..  11.11.2008 21:32
 

Bu nasıl bir hikaye böyle.Gerçek mi? Kurgu mu? Farkına varamadım ama derinden etkilendim...

Yasaklım Adı Bende Saklım 
 06.11.2008 18:55
Cevap :
İnsan hayatında dönüm noktaları vardır. O dönüm noktalarının farkında olmazsınız ama verdiğiniz kararın hayatınızda büyük değişimler yarattığını sonradan anlarsınız. Sevdiğiniz biri bir kararı size bırakmışsa ve de siz gerçek duygularınızı söyleyerek onun kararına etkide bulunmadıysanız, verilen karar da her şeyi olumsuz değiştirdiyse pişmanlık ömür boyu devam eder. Keşke kurgu olsaydı. Selamlar  07.11.2008 9:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 932
Kayıt tarihi
: 14.04.08
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Bir kamu kurumunda mali işl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster