Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
683
 

Gitmek mi zor? Kalmak mı?

Gitmek mi zor? Kalmak mı?
 

internetten alıntıdır.


İşte bütün mesele bu!!!

Karar vermek hepsinden zor!!!


Her şeye yeniden başlamak! Sil baştan! Yine, yeniden!

Ya da sessizce beklemek!

Soru sormak kendine! Gidersem ne olur? Ne değişir hayatımda?

Bilmem! Belki çok şey! Belki de hiçbir şey!

Veyahut karşımdakilerin tavrı ne olur? Ne duyumsarlar?

Sorular ve cevaplar, irdeledikçe artar.

Sonuca varabilir miyiz?

Belki evet! Belki de hayır!

Bunlar deneme konusu yapılabilecek cümleler. Çoğaltmak ve uzun uzadıya yazmak mümkün.


Kelimeleri eğip bükmeden, dans pistinde gibi kıvırtmadan, yuvarlayıp da gevelemeden, kem küm etmeden, lay lay lom dedirtmeden, lüf-ı güzafı uzatmadan ve lafları ağzımda dolandırıp kafaları bulandırmadan (ve de kızım bu kategoride ne işin var yine? Diye söylendirmeden), den den den. Büyük bir açık yüreklilik ve içtenlikle bu yazıyı kaleme aldım.


Öncelikle; Memur zihniyeti meselesini açıklığa kavuşturmak dileğindeyim. Ben de istemezdim memur olmayı ve bu zihniyeti taşımayı. Bana soran olmadı ki! Kızım ne istiyorsun? Dileğin nedir? Bu ülkede kız olarak dünyaya gelmiş iseniz, ne yazık ki ataerkil ve erkek egemen toplum düzeninde, hayatınıza dair kararları kendiniz verebilme yetisine sahip olamıyorsunuz. Önce babanızın, daha sonra eşinizin kurduğu düzene uymak veya dayatılan şartlarda yaşamak zorunda kalıyorsunuz.

‘’Zaten hayat kurallar manzumesi değil midir?’’ denen basmakalıp sözlerle de bir ömür boyu avutuluyorsunuz.

Eğer ki sahip olduğum yetenek ve becerilerimi değerlendirme fırsatı verilmiş, bunlar büyüklerim tarafından ellerinin tersi ile bir kenara itilmemiş olsa idi! Şu an memur zihniyeti taşıyan bir kadın olmayacağımdan adım kadar eminim!


Yaşamımız süresince ve halen, siyaset, gündelik yaşam ile ilgili birçok konu önümüze konulup dayatılmakta ve de aynen uygulamamız, şartlara uymamız istenilmekte. Üstelik kabul edip etmeyeceğimiz sorulmadan/ sorgulanmadan! Hele de son yıllarda, aylarda ve günlerde yaşadığımız ve yaşamak zorunda bırakıldığımız olayları göz önüne alırsak! Saymakla ve sıralamakla bitecek gibi değil.


Milliyet Blog Beta versiyonunun deneme sürümünün bize hangi tarihte sunulduğunu anımsamıyorum. Ancak 26 Ağustos tarihli Milliyet Blog haftalık bültende bayram kutlaması ile birlikte, yönetimce; Yeni sürümün bayramdan sonra işleme konulacağı, olumlu- olumsuz eleştirilere teşekkür edildiği ve yeni önerilerin zaman içerisinde dikkate alınacağı mealinde bir yazı yayınlanmıştı ki sanırım birçok arkadaşımızın dikkatini çekmemiş. Daha sonra da Sayın Yurdagül Alkan’ın bizlerle paylaştığı(mailine cevap) metinde aynı anlamı taşımaktaydı ki hemen akabinde de uygulama başlatıldı.


Bu güne kadar bu konuda sessiz kaldım ki bu taşıdığım kısır zihniyetten asla kaynaklanmış değildi inanınız. İlk kurulduğu yıldan ve yıllardan beri bu platformda yazan arkadaşlarımın fikirlerinin öncelik taşıdığına inandığım içindir.


Hayatta, yaşadığımız ortam ve mekânlarda veya yazım alanında, yeni bir yüzle tanışmak ve bu yüze alışmak gerçekten zor. Yaşanılan/yaşanılası aksaklıklar da cabası. Bu yeni uygulamayı hayata geçirmeye çalışanların gayret ve çabaları, bizlerin bilmediğimiz, görmediğimiz ve bize yansıtılmayan/yansıtılamayan sıkıntıları da ayrı bir konu. Biz Milliyet Blog yazarları ile idarenin arasında kalmış olabilecekleri fikrindeyim.

(Haa bu arada belirtmem de yarar var, bugüne değin editörya ile hiçbir şekilde görüşmem de vaki bulmamıştır.) Yalın ve yalnız kendi düşünce ve kanaatlerimi sizlere iletmeye çalışıyorum.


İki yıla yakın bir süredir internet ortamında; kayıt olduğum çeşitli sitelerde( isim vermeyeyim) yazdığım yazıları paylaşmaktaydım, hatta şimdilerde dünyada en fazla kullanıcısı olan bir paylaşım sitesinin Türkçe versiyonunu indirdim, onunla ilgili çalışmalarıma devam ediyorum.


Yine, yeniden yineliyorum!


Milliyet Blogda yazar olmaktan ve bu ortamı siz değerli arkadaşlarım ile birlikte paylaşmaktan(ki bazılarınız ile tanışma fırsatı buldum) son derece onur ve kıvanç duyuyorum.


Tamam, sevmedik yeni yüzü, yeni uygulamaya alışamadık!

Hadi, kâğıdı kalemi bir kenara atıp top yekûn gidelim!

Ya sonra?

Sevgili Gülname, O kırmızı sardunyaları ya da mor dikenleri, ‘’Işıklı gölün solgun gülü’’ nü yazmazsan!

Ya siz Ümit Culduz ders niteliğindeki ‘’32 tekmili birden’’iniz olmazsa!

Ya sen Ersin Kaboğlu, denemelerinden bizleri mahrum bırakırsan!

Ya Pirmete Usta, hani 8. bülten için çakıl taşları biriktiriyorduk? Ya çıkartmazsanız!!!

Ya Emine Supçin’in hem güldüren, hem düşündüren mizahi yazılarını göremezsek!

Ya Mesut Selek hocamızın yazıları olmaz ise!

Ya Muzaffer Cellek Üstad’’ Habur sınırında ne işiniz var bakiiyimm’’ diye sormazsa!

Ya Yurdagül Alkan, gül bahçelerinden gonca gülleri yansıtan yazılarını sunmazsa!!

Hangi birinizi sayayım arkadaşlar?

Sayfalara sığmayacak!

 Hepiniz, hepiniz arkadaşlar!!!

Yapmayın arkadaşlar!!

Evet, sorun var! Raporlarda, sayaçlarda, yorumlarda, günlük okunma sayılarında hatta ön yüzde. Hepsinin düzeleceği günler uzak değil ki!

Haydi gidelim! Haydi gidin!

Sanır mısınız ki biz yalnız birbirimizin yazılarını okumaktayız? Dışarıdan da birçok okuyanımız var.

Onlar ne olacak?

Yazılarınızdan, fikirlerinizden, güzelliklerden ve paylaşımlarınızdan mahrum kalacaklar.

Tüm içtenliğim ve samimiyetimle…

Sabır diliyorum sizlerden sabır!!!

‘’Sabır ile koruk zamanla helva olur’’ diye beylik bir lafla noktalıyorum.

Tüm Milliyet Blog editör, yazar ve okuyanlara sevgi ve saygılarımı sunuyorum.


Ayşen Arslangiray Kura

15.09.2011/ Kuşadası

Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sevgili yazarım, bu konu ile ilgili milliyet blog editorlerine yazı yazmaya hazırlanıyordum.sizin bu yazınıza rastladım..imzamı atıyorum her kelimesine..buradaki bir arkadasımla bir diyalog yasadım..yorumlarda arkadas size güzel yazmıs ben yazamam.civatalar yalama olmus..bunu bugun gordum..kuyuda kalmamak adına beklemek lazım..ben bıraktım dedigimde bir daha donemem..bunlar döner..dikkatli olmak lazım..slmlar toprak

Aydın ADAM 
 19.09.2011 10:00
Cevap :
Sayın yazarım, hem yazınızın her kelimesi altına imzamı atarım diyorsunuz! hem de gelen yorumu tastikliyorsunuz ki benim yazdıklarımı tasvip etmeyen bir yorumdu o değerli arkadaşımızın yorumu. Ben aynı fikirde değilim! Burada yazan her kim olursa olsun sıradan insanlar değiller(siz, ben, yorum yazanlar, hepimiz) yazma yetisine sahip olan kişiler. Herkes herkesi sevecek, onaylayacak veye kabullenecek diye bir kaide de asla yok. Ben, kim olursa olsun her giden arkadaşıma üzülürüm ki çok üzüldüm zira hemen hemen tüm yazıları(vaktimin elverdiğince) okuyorum. Haa bazen yorumluyor, bazı zamanlar da yorumlamıyorum. İnsanların özgür iradeleridir yazmak veya gitmek veyahutta geri dönmek(keşke kararlarını bir kez daha gözden geçirmeleri konusunda yeniden düşündürebilse idik) Bir çok siteye üyeyim ve o sitelerde bu kadar düzenli bir çalışma ve paylaşıma rastlamadım. Bir de eğer ki kişiler gitme yönünde karar vermiş iseler bu denli üzücü kelimeler sarf edilmesine daha da çok üzülüyorum. selamlar..  19.09.2011 20:47
 

Yaşasın yorumum kaydedilmiş:))

Vildan Sevil 
 18.09.2011 22:12
Cevap :
Deneme mi yapmıştınız? Evet yorum testi yaptığınız işlem sanırım gerçekleşti. Sevgilerimle,değerli öğretmenim.  19.09.2011 0:30
 

Ne güzel yazmışsınız sevgili Kura... Eskisine alışmaya çalışırken yenisi çıkageldi. Haberci stop. Yazar arama kutusunu hâla bulamadım. "Kör müyüm?" diyorum. Mesajlar bölümünden tıklayarak (Kulağı nasıl gösteriyorum acaba?) adınıza ve yazınıza ulaştım ki gidenler hep benim izlemeye alıp, epeydir Haberci'ye güvenip de yazılarını kaçırdığım yazarlarmış. Çok üzüldüm. Hadi ben sanalın acemisiyim ve yaşlıyım ama bunca eski yazar uyum sağlamakta zorlanıyorsa kendime bühtan etmişim demek ki ve editoryal ekibin mutlaka dikkate alması gerekirdi. Onlara da yazıp yardım istedim, tık yok. Umarım bu yorum ulaşır size. Çünkü yorumlarda ve mesaj yanıtlarında, hata oluştu, diyor. Yazı yüklemede de sorun çıkıyor, yükleyince uzun süre bekliyor. Sevgiler...

Vildan Sevil 
 18.09.2011 22:12
Cevap :
Sevgili öğretmenim, ben de ilk kayıt olduğum dönemde hayli acemi idim, hatta habercimi bile bilmiyordum. Toplantılar yapılıyordu ve oraya katılan arkadaşlarımdan bir çok hususu öğrendim ve tabii sormaya da hiç çekinmedim. Şu an bazı aksaklıklar devam etmekte ama dikkat ettim çalışmalar devam ediyor. Eminim 7000 üyeli bir sitede yöneticiler de olağanüstü çaba sarfı ile çalışmaktalar. Ana sayfada arama motoru var. Onun yanında da bloglarda diye bir yazı, o yazının yanındaki oka tıklarsanız yazarlarda ibaresi çıkıyor. Takip ettiğiniz yazarların isimlerini yazarak sayfalarına ulaşabilirsiniz ki haberci çalışıncaya kadar böyle yapacağız zannımca. Ana sayfada tüm blogların sunumunun altında blogların tümü diye bir yazı var ona da tıklarsanız yazılan tüm bloglar çıkıyor oradan da okumayı dilediğiniz blogu okuma imkanınız var.yeni bir ortama alışmak hayli zor amma gitmek çözüm değil bence.Yazar arkadaşlarımın gönlümde yerleri her daim baki.Mb bizim mahalle,düzelecek yakın tarihte Sevgilerimle  20.09.2011 12:47
 

Aman Ayşanım, yapmayın lütfen:)Şu sıralar kırsaldayım ve yazamıyorum."Gidicem, edicem" dediğimi de hiç hatırlamıyorum.Ben yeni tasarımla ilgili "eleştirilerimi" tam "zamanında" yaptım. "Atı alana Üsküdar'ı geçtikten sonra" değil.Ayrıca "ajitasyonlardan" nefret ederim! Hem sonra siz o "gidiyom, gitçem" diyenlere pek aldırmayın lütfen. Somun "yalama" olmuş bir kere" civata ne yapsın!Selamlar, saygıl ar:)

Ümit Culduz  
 15.09.2011 22:44
Cevap :
Haklısınız, sayın Culduz ben de hiç sevmem ''ajitasyonu'' ama biraz fazla hassasım herhalde, bir arkadaşımız gidiyorum ya da ben gittim dediğinde çok üzülüyorum. hele ki bu kadar okuma ve yazma konusunda yoksun isek ülkede. Kalemdaşların gitmesi acıtıyor insanın içini. Bulunduğunuz kırsal ortamında, sağlıklı, mutlu ve esenlik dolu günler yaşamanız dileklerim ile selam ve saygılarımı sunarım.  16.09.2011 0:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 531
Toplam yorum
: 2839
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1302
Kayıt tarihi
: 14.11.10
 
 

Aydoğdu; kızgın güneşinde Ağustos'un, sararmıştı altın sarısı başaklar. Kırlangıçların göç dansın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster