Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
411
 

Gittikçe azalıyoruz.

Gittikçe azalıyoruz.
 

Bugün biri daha gitti.

Çocukluk arkadaşlarımla olan grubum teker teker çözülmeye başladı. Önce biri, sonra biri daha derken bugün Çetin de gruptan çözüldü gitti.

Kuş kadar bir grup kaldık. 14:30’da Bahçelievler Nikah salonuna tam kadro gittik ben ve bir iki müzmin bekar arkadaş buluşup, diğer evliler ise aralarında anlaşıp yarım saat önceden nikah salonunda buluştuk.

Bir anda her şeyi unuttuk ve herkes bekar, herkes çocuk oldu. Okul anıları, yazlık anıları, deniz maceraları derken nikah anonsu duyuldu. Bu anons Çetin için son çağrıydı. Ya vazgeçecek kaçacak ya da oturup paşa paşa imzasını atacaktı. Çetin kendinden bekleneni yaptı ve oturup paşa paşa imzasını attı.

Herkes çok buruktu aslında biz her arkadaşımız evlenirken hem seviniriz bir o kadar buruk oluruz. Biz arkadaştık, dosttuk, kardeştik. Biz bir aileydik. Şimdi aileden biri daha uçtu gitti. Biz yine buruktuk fakat çok da sevinçliydik.

Biz böyledik, annesi ve babası daha da buruk duruyorlardı fakat gözlerindeki sevinç ve gurur gayet net görünüyordu. Nikahtan ayrılırken son bir defa dönüp baktık arkamıza, el salladık. Arabaya bindiğimde çok sevdiğim Halil Cibran’ın Çocuklar şiiri geldi aklım.

Şöyle diyordu şair;

“Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.”

Ve bütün arkadaşlar ayrı yönlere doğru kendi hayatlarımıza döndük. Fakat hala hepimiz birbirimiz için kısa pantolonlarla gezen haylaz çoçuklardık.

Mutluluklar Çetin ve Elif…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 99
Toplam yorum
: 89
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 2316
Kayıt tarihi
: 25.03.07
 
 

1977 yılında İstanbul'da doğdu, zamanının getirdiği bir çok avantajı değerlendirdi. Sokakta oynad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster