Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
556
 

Gittim/n..

Her gidiş bir terkedişti ve hakkını vermiştim. Geride ne bir çift göz kaldı ne bir tutam sitem. Herşey planlanmış gibiydi; sorunsuz ve acısız tamamlanıyor, bitiyordu. Miadı dolan bir aşkın son kullanma tarihini birer veda cümlesi olarak kazıyorduk yüreklerimize. Zamanımız geçiyor, gecikiyorduk.

Gittin..

Zor oldu aslında. Hayatta birçok şeye seninle anlam katarken şimdi büyük bir anlamsızlığı ifade ediyor olman ne tuhaf. Önceleri tutarsız tavırların, yaşadığın git geller yıprattı aslında. En ufak isteklerin sonuçsuz olarak geriye dönüşlerini izledim çaresizce. Umursamaz ve bir o kadar kendine güvenen bu halinin nedenini sanırım bundan sonra da sorgulamayacağım.

Gittim..

Oluyordu işte, başarıyordun. Ne zaman ' Tamam, şimdi oldu ' desem arkasından muhakkak bir sorunla karşılaşıyordum. Yine öyle olmuştu. Aşktı bu. Adını andığımda gözlerimde yıldızları ateşe veriyordum. Işıltısını gözlerimde, sıcaklığını tüm bedenimde hissediyordum. Anlamıyordun ya da anlatamıyordum. Eksik olan birşeyler vardı hep ve hiç tam olamadım.

Gittin..

Sonuçsuz kalan onca çabanın ardından ' Nasıl istersen öyle olsun ' repliklerini tekrarlayıp durduk birbirimize. Aşktı bu ve yaşatmak için ne arzumuz ne de takatimiz var gibi görünüyordu. ' İstersen git ' demek ' Gitme, kal. ' demekten daha kolaydı ve hep öyle söyledik. Bu yaşanmışlığı birkaç satıra sığdırmak güç elbette. Ne anlatabilirim aslında ne de anlatsam anlaşılabilirim. Sonuç nihai nasıl olsa. Sen zamansız giderken ben amansız bitiyordum. Mehmet Coşkundeniz'in dediği gibi aslında.
- Yine de bil ey yar. Ben bu yüreğimi kanırtan acıya inat, dokunmadan tenine saatlerce sevişebilirim seninle.
O dokunmadan sevişmeyi tercih ediyordu, ben hayalinin koynunda yalnızlığın kanını emiyordum.

Gittim..

Gecelerin daha karanlık, şarkıların daha efkarlı olduğu zamanları yaşıyordum. Neye uzansam kurutuyor, hakkını veremiyordum. Alkole bulanmış zihnimde imlam ile birlikte birçok şeyi kaybediyordum aslında. Ya kelimelerim eksik kalıyordu ya da cümlelerim devrikti. Toparlanmaya çalıştıkça batıyor, battıkça tükeniyordum. Artık gözlerimde ışıltısı kalmadı, bedenim çoktan buz kesti. Çaresizdim, daha önce de defalarca yaptığım gibi yine mağlubiyetimi parmak uçlarımla yazmaya soyunmuştum ve sanırım yaptıklarımın en iyisi buydu. Beklentisizdim, üzgün ve yenik.

Gittin..

Bu gidişin ardından geriye kalanları biriktirirmisin ceplerinde emin olamıyorum. Böylesine sığ ve şeffaf bir aşkın ardından kalan mısraların ezberinde yeri olur mu kestirmek güç. Unutur, hatırlamazsın diye düşünüyorum. Hoş, yanıltsan da beni önemi yok nasıl olsa. Sen gittin ne de olsa. Bir yüzden daha fazlasıydı aslında dilimin ucundaki. Her defasında aynı mazaretlerin ardına sığınıp o haklı nedenlerini öne sürdüğün bir durum değildi sadece. Belki de bu yüzdendi tedirginliğin. Ya cesaretin yoktu bu aşkı yaşamaya ya da yüzün. Hadi, şimdi mutlu olmalısın. İkiside senin olsun.

Gittim..

Onlarca adın olmuştu aslında. Tek tek saymanın alemi yok şimdi. Sende biliyorsun nasıl olsa okuyan herkes gibi isimlerinin neler olduğunu. İsim koymak zor olmuyordu; anımsatan, andıran ne varsa anında adın oluyordu. İstanbul, mavi, şarkılar. O an geldiğinde kendi anlamlarından daha fazlasını taşıyor oluyorlardı. Ama kimselere benzetememiştim seni. Sadece hayalini kuruyor, karanlığın arasından süzülen ışık demetleri olarak yansıyordun duvarlarıma. Silik bir silüetin altına yaldızlı imzalar atıyordum, haberin yoktu. Gidiyorum işte. Yüzsüz bir aşıktın şimdi adsız da kaldın.

Gittin..

Dönüşü olmayan yolların başında değilsin artık. Yolunu çoktan çizmiş gezginlerden farkın yok. Tercihlerin rehberin olurken, kalemimden iki satır okuyamayacaksın artık. Gelişlerine düzdüğüm methiyelerin birkaçını gidişlerine düzerim bir süre. Gittiğini ama aslında bitmediğini iddia ederim, belki de asla bitmeyeceğinin bahislerine girerim. Ama inanma sen bunlara. Her gidiş bir terkedişti ve sende hakkını veriyordun. İlk anda acısını hissettirmeden kılıcı ile can alan savaşçılardan farkın yok nasıl olsa. Gidişlerin öyle oldu hep, sonradan çıktı acısı. Ama bu kez öyle değil. Tüm köprüleri yıkarak gittin bu sefer. Yüzünü bırakıp ardında en yüzsüz halinle karıştın kayıplara.

Gittim..

Çok oldu gidişine bu methiye. Gittin işte. Başka adı, başka tarifi yok bunun. Yıkıldım. Hayallerimin enkazı düştü aşkımın üzerine. Endişelenme. Şefkat dilenecek değilim bu saatten sonra. Gittin ya, koydu işte. Sanırım şimdi sıra bende..

17/08/09

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 582
Kayıt tarihi
: 24.03.09
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster