Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
82
 

Gittiniz mi Bayım?

Siz ki kendinize yer aradınız bende...
Oysa hiç bilmediniz aslında ne kadar benim olduğunuzu
Gitmiştiniz...
Hem de adam akıllı…
Geride bıraktıklarınız mühim değildi...
Geride kalanlar ünlemsizdi !!!
Sahi Bayım kaç aşk sonra vurgun yemişti elleriniz?
Ben ki size çatlak bir göz bebeği sunuyorum...
Sızar mısınız telaşsızlığıma?
Tutar mısınız titrek şarkılardan ruhuma?
Siz ki Bayım demir teller örmüştünüz aynalarınıza,
Bir baksanız ne çok şey göreceksiniz,
Sizden arta kalan, bende çoğalan bir düş / görecektiniz.
Gittiniz Hem de bütün uçurtmalarımın ipini kopartarak Gittiniz bayım
Nefesim tükendi.
Siz rüyalarımdaydınız...
Bir avuç küllü leblebinin hayrına kalmıştı ömrüm...
Benim değildiniz Ki hiç tutmamıştınız parmaklarımdan...
Utanıyorum sizden Sizim demeye Benim olun demeye çekiniyordu dilim Bayım size aşığım!
Gelmeseniz de ünleminiz hep benim için konulacak kuytularınıza(!) …
Bir annenin masalına yakışacak kadar saftınız ,
Ve en çok sizi dua’larımda sağ çıkardım Bayım…
Burada aklım kumkuma kuşu...
Sizdeyken uykusuzluk hali Siz bayım…
Evet siz…
Benimsiniz(!)
Sonsuzluk sizin göz çeperinizde,
Ve ben de Size ait koca bir cennet Açmaz mısınız?
Adımın ilk düğümlenen hecesini Alır mısınız avuçlarınıza?
Ve Bayım siz, sanırım hiç ben kadar sevemeyeceksiniz...
Evet, Bayım size ciddi bir aşk sunumu yapıyorum.
Belli ki zor olacak size sizi anlatmak Beklide hiç anlatamamak…
Siz ki Bayım kendinizi çok gördünüz bana...
Ben ki sizi canımın diğer tarafı yapmaya hazırdım
Gittiniz bayım!
Bir kez olsun yaslansaydınız ellerime Gitmek sıfatını yitirecekti.
Bir tutuna bilseydiniz saçlarıma,
Düşmezdiniz en uzağıma...
İlk’leri sizde tatmıştım Tadıyordum…-ki kilometreler vardı aramızda…
Bayım gitmek için hala savaşta mısınız?
Kamburu kalkmadı mı hala günlerinizin?
Gelmediniz bayım!
Tozlu raflardan kitapları Sisli kentimden adınızı silemediniz.
Gelmediniz bayım!
Gelemeyenimdiniz!
Ve benim kadar sevemediniz hiçbir şeyi?
Sahi Bayım iki yakası bir araya gelmiş miydi ellerinizin?
İliklenmiş miydi sevinçlerinizin düğmeleri?
İki ayrı kol düğmesi İki ayrı yaşam…
İşte bayım!
Her şey bu kadar basitti...
Ve adına aşk diyebilecek kadar ahmaktım
Ama Gittiniz bayım!
Bütün sahiciliğimi alarak gittiniz
Hakkınız vardı bu-ki aşk sizdiniz!
Size bir gerçeği sır gibi saklayarak söylüyorum Bayım…
Sizi seviyorum!
Biliyorum Bayım bu öykü yazıldıkça silinecek Bilindikçe anlamsızlaşacak,
Ve hiç kimse kendini aramayacak bu kırık aşk öyküsünde
Size bayım,
Her susuşum size Ceplerimdeki tüm yokluğu boşaltmıştım sizdeyken,
Sizdeyken uçurumların bile miladı dolmuştu Şimdi bayım!
Ellerinizi çekin yüzümden,
Güneş alsın kâfi gözlerimi,
Bir yalnızlık sissiz esmerleşecekse,
Bırakın kararsın bütün fotoğraflar Nasılsa iziniz sinmeyecek parmak izlerime…
Ve sanırım bayım, siz hiç âşık olmadınız?
Ve ben Bayım evet ben Sizi her halinizle SEVİYORUM!


KAHRAMAN TAZEOĞLU

Bunu yukarıdaki dizeleri de paylaşmak istedim;

Ve düşünebileceğim en uzun gece de ... Bu son kelimelerimdir artık dökülen...Her kitabını soluksuzca okuduğum... Ve her defasında okumaktan zevk alacağım... Sözleri benzin dökülmüş yürekleri yakmakla yakmamak arasında kalmışken... Yakıpta yanmamasını sağlamak gibi... Kelimelerin öylece akışı ve hedefini onikiden vuruşu...

Ve dedim ki;
Bu şiiri dinlerken kulaklarımda...
Biliyorum gideceksin artık, git de yolun sonsuza kadar açık olsun...

Bir gün öylesine bırakacağın ve bıraktığın birini hatırlarsan, kulakların dinlemekten yorulduğu, telefonunun hiç dinmek istemeyen özlemle çalışlarını özlersen dön gel... Beni öylece bıraktığın gibi bulacaksın... Çünkü ben söz verdim... Kendime... Her şeye rağmen seni seveceğim sadece öylece ve ölesiye...

Tek istediğim gün içerisinde özleyebileceğim birinin olduğunu bilmek... Sesinin derinliğinde kaybolmak istiyordum...

Her ayrılığın ardından yaşanan anlamsız bir boşluk doldurmuştu kalbimin etrafını, dikenli bir kazık çakılmıştı etrafına sözde kalbimi sağlama almıştım. Kimse girmesin diye. Meğer ne çokmuşsun bende, meğer dikenli yolları çoktan atlamışsında ben farketmekte geç kalmışım. Halbuki ben gittiğini sanmıştım. Giderken sendeki beni götürdüğünü farketmeden...

Ama gene de mutluyum bir yanım seninle hemde senin olan yarım zaten.. .Öteki de bana ait değildi, ben kiracıydım gönülde ve zaman şimdi çıkma zamanı, şimdi gitme zamanı... Çünkü sevgi kirasının artık bedeli fazla ödeyemiyorsun ağır gelir bu yaşam şartlarında... Bak artık güneşin ilk ışıkları aydınlattığında odanı içine doğan nedensiz sevinç bile yola çıkmış sen ne duruyorsun hala burda! Pencereyi açtığında kuş sesleri gelmiyorsa kulaklarına, yağan yağmuru mutluluk yağmuru olarak nitelendirmiyorsan hayatta daha ne bekliyorsun haydi çıksana işgal etme. Gidemiyorsun işte senden daha iyi olan bir yanın onda... Boşver kalsın ona da senden bir hatıra. Ama yürek gel de anlat... Bedenini uzaklaştırabilirsin, gözlerini, belki de sözlerini... Ama paylaştırdıklarını, paylaşımlarının oluşturduğu zamanları, umutları, harcanan emekleri hissettiğin artık benliğinin senden çıkmış olduğu benlik bile çıkarken ruhunun tadına varmadığını anlarsın.

Bu özlemlerin sonu yoktur. İsyanların, serzenişlerin... Sevgi eğer aklı yenseydi ki bu bazen olasıdır. Şu an hayat daha kolay ve mutlu yaşanırdı. Bazen de akıl galip çıkar bu oyunda aşk oyunu da böyle oynanmaz mı? Akıl ve yürek arasında gidip gelmelerle... Dün gece bir dost evindeydim seninle... Güneş odama sızarken pencerenin arkasından sonra dün akşamki gibi düşündüm... Düşündüm...

Neydi özel kılan diye. Dedim ya yaşamımızda bir senorya yazarlar ve sen de oynamaya başlarsın. Bu hiç bir zaman tek kişilik bir oyun olmaz.(Olur da olmaz) Hep birileri vardır.İyi karakter, kötü karakter, Sen oyun arkadaşımdın benim hayatı benden iyi bilen, çoğu yerde senoryaya eşlik eden, yöneten, kesen, sil baştan diyen ruhun yarısı, ihtiyaç duyulan varlık...

Halbu ki dedim ya giderken senoryanı da alıp gittin. Başrolü oynarken... Oyun yarım kaldı... Oynun yarım kaldı... Kaldı ama yoktu hikayede gözünü kapamak yoktu ayrılığı ayrılık yapmak. Ben şimdi sevme hakkımı kullanıyorum. Buna da yasak yok ya... Hayal kırıklarıyla öğreniyor insan sabırlı olmayı, bir de kaybettikçe. Acılar sabrın son sınavı gibi. Ama üzgünüm geçemiyorum bu sınavı... Gene de ben kefilim tüm acılarıma gel sende kefil ol tüm acılarıma yeni bir sevgi kredisi alalım. Hayatımızda...

Hayatın şartları zor imkansız yürekteki yatırım hesaplarımızı birleştirelim % 100 faizle alalım. Boşver... Gerekirse borçlanalım öderiz korkum yok... Kefilim sen olunca yeter ki kaçırmayalım. Vade için geç olmasın...

Gözlerinin içine bakıyordum hala gözlerinde kendimi görmek için... Ve sordum kendime giden mi yalnızdır kalan mı diye? Eğer sevmek varsa arada giden içinde, kalan içinde zordur. Hisler aynı ise, çünkü her iki taraf içinde aynıdır. Gitmekte kalmakta eğer birbirinin yansıyan aynalarıysa o aynalarda çatlak ve kırılma yok ise...

Ben seni görmeden gözlerindeki ışığı seçmiştim kendime... Gözlerini gözlerime değdirmeden önce... Aydınlık, sımsıcak, ışık saçan yolunu aydınlatan ama sonu belli olmayan ışığını...

Ümit Yaşar'ın bir şiirindeki dizeler geldi aklıma;

"Böyleyim diye ayıplama beni.
Bir gün kendimi, Sonsuzluğun koynuna bırakırsam,
Yaralı ve yenik bir asker gibi,
Darılma: Unutma ki: Her seven adsız bir Kahramandır.
Unutma ki; İnsan, sevildiği kadar insandır."

Sonra Müşfik Kenter 'in yorumları geldi aklıma; "Dostluğu klavyelerinde yaşamı monitörlerinde arayanlar, diye başlayan ve hangi tuş daha etkilidir ki sıcak bir gülüşten diye" devam eden... Olsun bastığımız her tuş seni bana ulaştırıyorsa bir o kadar etkili, bir o kadar yakıcı... "İçimi ısıtan güneş ışığını gönderemez bir e_maille sana ama sevgiyi şu anki yazdığım gibi yazarım sana... Tuşlarımla bu beni eğer mutlu ediyorsa... Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman? " Sadece kaybolan tuşlarda geçen zamanlar mı hangisini tekrardan yaşayabiliyoruz. Aynı acı ve heycanla... Ama geri dönüşüm kutusunda saklıyabiliyoruz anılarımız, sevgilerimizi okuduğumuzda dün ki sıcaklığınla...

Ama sana söz veriyorum bende kalacaksın. Bazen gitmeni kibarca, bazen deli dalgalar gibi hırçınlaşarak isteyeceğim ruhumda bazen kal diyeceğim sana...

Ne dersem diyeyim ama söz veriyorum bende kalacaksın... 
 

 

 

Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 506
Kayıt tarihi
: 16.01.08
 
 

Fazla söyleyecek bir şey yok herkes gibiyim. Artık... Bazı acılar faydalıdır. Önce üzer, sonra he..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster