Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '18

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
483
 

Gizlenen Tarih ve Acı Gerçekler

Gizlenen Tarih ve Acı Gerçekler
 

İttihat ve Terakki Cemiyeti    

   Paris’te, Mısır’da, Selanik’te, İstanbul’da, Selanik ve Şam’da  farklı yerlerde bir birinden  değişik isimler altında kurulmuş, ve sonradan birleşip İttihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştır.

   Bu birleşmeye yüzbaşı Mustafa Kemal (Atatürk)’in Şam’da arkadaşları ile beraber kurdukları gizli Vatan ve Hürriyet Cemiyeti‘nin Selanik Şubesi de Mustafa Kemal’den habersiz katılmıştır.

   “9 Haziran 1908’de, İngiltere Kralı 7. Edvrard ile Rus Çarı Nikola arasındaki Reval görüşmelerinde Makedonya konusunun da ele alınması üzerine Cemiyet, Rumeli’de büyük bir silahlı ayaklanma hareketine girişti. 23 Temmuz 1908’de de 2. Abdülhamid’i ikna ederek Kanun-i Esasi‘yi (Anayasa) yürürlüğe koydurup, 2. Meşrutiyeti ilan ettirdi. 31 Mart Vakası ve 2. Abdülhamid’in tahtan indirilmesinden sonra da iktidarı tam manasıyla ellerine geçirdiler ve Devletin yıkılışına kadar da devam ettirdiler.

          İttihatçı liderler insan olarak dürüst, vatansever ve cesur kişilerdi. Ancak bir devleti yönetecek vasıflardan mahrum idiler. Özellikle toplumun yapısını sarsan aksaklıklara doğru teşhis koyup, bunları ortadan kaldıramamışlardır. Ekonomik alanda kalkınma metotlarını bilmiyorlardı. Devleti yeni temellere oturtma düşüncelerini uygulayacak bilgi ve yeteneğe sahip değillerdi ki, kalkınma yolunda son çareyi Almanya’ya yanaşmakta bulacaklarını ummuşlar, fakat bunda da yanılmışlardır.”     *(1)

           Yazıma böyle bir girizgah yapmamın nedeni; (Ancak bir devleti yönetecek vasıflardan mahrum idiler. Özellikle toplumun yapısını sarsan aksaklıklara doğru teşhis koyup, bunları ortadan kaldıramamışlardır. Ekonomik alanda kalkınma metotlarını bilmiyorlardı. Devleti yeni temellere oturtma düşüncelerini uygulayacak bilgi ve yeteneğe sahip değillerdi) betimlemesidir.

           Çünkü aynı bilgisizlik ve tecrübesizlik 1946’dan 1950 yılana kadar, ABD ile yapılan anlaşmalarda çok büyük diplomasi ve devlet tecrübesizliğinin bedelini 2018 yılına geldik hala ödüyoruz.

            Osmanlı Devleti 1574 yılında, 15.162,000 km2, 1595’te 19.902,000 km2, en geniş sınırları 1699 yılında Osmanlı devletinin yüz ölçümü 24 milyon kilometre kare idi.

             Tarihin 31 Mart vakası olarak kaydettiği; 14 Nisan 1909 kırılma noktasıdır.     

           “Tarihçiler bu olayın, kendi zulümlerini örtmek isteyen İttihatçıların, II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesini temin etmek için, İngiliz Gizli Servisi’nin yardımı ile ve İngilizlerin aleti olarak tertipledikleri bir hadise olduğunda ittifak etmişlerdir. Ancak suç, samimi Müslümanlara yıkılsın diye, bir kısım dini sloganlar kullanılmış ve “şeriat elden gidiyor” diye dine ve dindarlara hücum planları hazırlanmıştır.”

            1915 Çanakkale’ye denizin dibine gömdüğümüz; İtilaf Devletleri, (Britanya İmparatorluğu, Rusya, Fransa, Sırbistan, Belçika, İtalya, ABD, Japonya, Yunanistan, Portekiz, ve Romanya’ya) 12 Kasım 1918 yılında ellini kolunu sallayarak İstanbul’a nasıl geldiler. 

             12 Kasım 1918'de bir Fransız tugayı İstanbul'a girmiştir. 13 Kasım 1918'de 22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan, 4 Yunan gemisi ve 6 denizaltıdan oluşan 61 parçalık İtilaf donanması Boğaz'a girerek İstanbul'u işgal etmiştir.

              23 Ağustos 1923 yılında TBMM Lozan Antlaşmasını onaylar ve 2Ekim 1923 tarihinde İşgal Devletleri İstanbul’u terk eder.

              12 Kasım 1918 yılından 2 Ekim 1923 tarihine kadar, İtilaf devletleri ile yapılan tüm antlaşmalar ve müzakereler, tam bir hezimet ve diplomasi fiyaskosu, İttihat ve Terakki cemiyeti içinden gelen bu dönemin Devlet zevatının devlet deneyiminden yoksun olmalarının bedeli masada koskoca Osmanlı’yı kaybetmemiz olarak sonuçlanmıştır.

             İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarından kalan tamamı asker kökenli Devlet tecrübesi olmayan, 1918 ile 1923 dönemi devlet zevatı, gelecek kuşaklardan yaptıkları hataları ve ihanetleri gizlemek için “uydurulan tarih” ile genç Cumhuriyetin hafızasından Osmanlı tarihi, Kültürü, Alfabesi, kıyafeti, dili ve Dini silme stratejisi uygulamışlar, Osmanlı Devletinin devlet tecrübesini ve diplomasi birikiminden yok saymışlardır.

           Bu kafayla 1938 yılında Atatürk’ün erken yaşta şüpheli ölümü ve verdiği şahsi mücadelesi de sumen altında hala gizli tutulmaktadır. 1938 yılından sonra, özellikle CHP içindeki Atatürk muhaliflerinin iyice gemi azıya aldıklarını ve Atatürk’ün unutulması için İsmet İnönü’yü parlatmak için paradan bile Atatürk resmin kaldırdıkların görüyoruz. 1939 yılından itibaren Devletin davranışları ve icraatları değişmiş, Atatürk’ün sağlığında yapamadıkları işleri ‘Milli Şef ‘ başkanlığında başarmışlar.

          1946 yılında yapılan ilk genel seçimde yaşananları iyi analiz ettiğimizde, Ülkeyi 1946 yılına kadar nasıl bir aklın yönettiğini çok daha iyi anlarız. Halkın desteğini ve sempatisini kaybeden CHP ve Milli Şef, seçimi “açık oy gizli tasnif” esasına göre yaptırmıştır. Ve doğal olarak yine 1946 seçimini CHP kazanmıştır.

          Kazanmalıydı çünkü daha yapacak ve yapması gereken işler vardır! Eğer Milli irade tecelli eder ve halkın teveccühü ile Milli bir hükümet işbaşına gelirse zihinlerin arkasındaki şeytani planları suya düşerdi.

           İşte bu gün 2018 yılında; ABD’nin Türkiye Cumhuriyetine bir müstemleke muamelesi yapabileceğini zannetmesinin temel dayanakları, 1946 ve 1950 yılları arasında Milli şef önderliğinde giderayak ABD ile yapılan ihanet anlaşmaları.

 

1-TRUMAN DOKTRİNİ *(2)

           Sovyetler Birliği’nin genişleme ve etkisini çevredeki ülkelere yaymasından rahatsız olan ABD Başkanı Harry Truman, Komünizmle mücadele eden hükümetleri destekleme ve “containment” (bastırma) politikasını devreye soktu.

2- MARSHALL PLANI

          Haziran 1947’de Harvard Üniversitesinde bir konuşma yapan ABD Dışişleri Bakanı George Marshall, Avrupa ekonomilerini tekrar kalkındırmak için çok geniş kapsamlı bir program önerdi.

3-FULBRİGHT ANLAŞMASI  (Eğitimimiz Milli Olmaktan çıkaran anlaşma) *(3)

          Anlaşmanın 5. maddesi, Türkiye’de Birleşik Devletler Eğitim komisyonunun kuruluşunu belirlemektedir. (Burası çok önemli) "Komisyon; dördü T.C vatandaşı, Dördü de ABD vatandaşı (ki ikisi mutlak C.I.A ajanı olmuştur) olmak üzere sekiz üyeden oluşacaktır. ABD’nin Türkiye’deki diplomatik misyon şefi, komisyonun fahri başkanı olacak ve komisyonda oyların eşit olması halinde kararı komisyon başkanı verecektir.”

4-NATO

           NATO/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü Antlaşma Metni *(4)

Bu Antlaşmanın Tarafları, Birleşmiş Milletler Yasası'nın amaçlan ve ilkelerine olan inançlarını ve bütün halklar ve bütün hükümetlerle barış içinde bir arada yaşama arzularını teyit ederler.

Demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde bütün halkların özgürlüklerini, ortak miraslarını ve uygarlıklarım korumakta kararlıdırlar.

Kuzey Atlantik bölgesinde istikrar ve refahın geliştirilmesini amaçlarlar.

Toplu savunma ve barış ile güvenliğin korunması için çabalarını birleştirmekte kararlıdırlar.

Bundan dolayı bu Kuzey Atlantik Antlaşması'nı kabul etmişlerdir:

 

NATO üyesi Ülkelerin Türkiye hariç tümüne uygulanan meşhur NATO’nun beşinci maddesi

Madde 5 - Taraflar, Kuzey Amerika'da veya Avrupa'da içlerinden bir veya daha çoğuna yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldın olursa BM Yasası'nın 51. Maddesinde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır. Böylesi herhangi bir saldırının ve bunun sonucu olarak alınan bütün önlemler derhal Güvenlik Konseyi'ne bildirilecektir. Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak ve korumak için gerekli önlemleri aldığı zaman, bu önlemlere son verilecektir.

 

MİLLİ ŞEFİN 1963 YILINDA Kİ İTİRAFLARI VE TİMSAH GÖZYAŞLARI *(5)

Yalnızca Milli Eğitim’in değil, diğer pek çok bakanlıkların 1949'dan başlayarak Amerikalı uzmanlar güdümlendiğine ilişkin acı gerçek, Türkiye’yi Amerikan yarı- sömürgesi durumuna düşürerek Türk Milleti’nin anlına bu lekeyi süren ve bu anlaşmada imzası olan İsmet İnönü tarafından, yıllar sonra, 1963'de "timsah gözyaşlarıyla” şöyle itiraf etmişti.

İSMET İNÖNÜ DİYORKİ
"Daha bağımsız ve kişilik sahibi dış politika izlemesini istiyoruz. Herkes aynı şeyden söz ediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlere havale edeceğim. Onlar ayrıntılı çalışmalar yapacaklar ve öneriler hazırlayacaklar.

Yapabilirler mi bunu?

Hepsini çevresinde uzman denen yabancılar dolu. İğfal etmeye çalışıyorlar. Başaramazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışıyorlar. O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar. Bir görev veriyorum sonucu bana gelmeden, Washington’un haberi oluyor. Sonucu memurlardan önce sefirden öğreniyorum.
...
Böyledir bu işler, peygamber edasıyla size dünyaları vaat ederler. İmzayı attınız mı ertesi günü gelmişlerdir. Personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök. Gitmezler. Ancak bu sorunun üzerine vakit geçirmeden gitmek gerek. Yoksa ne bağımsız dış politika ne bağımsız iç politika güdemezsiniz. Havanda su döversiniz. Fakat sanmayın ki bu kolay bir iştir. Denediğinizde başınıza neler geleceği bilinmez…” İsmet İnönü

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 169
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 578
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster