Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
344
 

Gizli ve Faydalı

Gizli ve Faydalı
 

Gizlilik, gizlenerek istenen bir amacı ele geçirmek üzere avlanma yönteminin bir aracı olabilir, konuyla ilgili olmayanların konuya dâhil edilmemelerini sağlamak üzere plansız ama prensip gereği de olabilir. Ya da çok gizli amacı yerine getirmek üzere hedeflenmiş çok planlı bir organizasyon da olabilir…

*

Türkler tarihte yerini alan milletler arasında demokrasi ve adalet duygusu en güçlü milletlerden biridir. Boy geleneği olduğu için, kağan seçimi genellikle aksakallılar veya boyların toplandığı kurultaylarda seçiliyor, kağan olacak ya da kağan olan kişiye fikirlerini açıkça söyleyebiliyorlar, yönetimde karar birliği yapıyorlar ve istediklerinde kağana geri adım attırabiliyorlardı. Zamanla aralarında savaşlar olsa da kurultay geleneği Türk Dünyasında konu ile alakalı ve uzman yetkili kişilerin fikirlerini serbestçe açıkladığı temsili demokrasinin tarihteki en muhteşem örneklerini veriyorlardı. Günümüzde bunu demokrasinin beşiği olarak hafızalara kazınan İngiltere ve Amerika farklı şekillerde yerine getiriyorlar. İngiltere lordları ile ABD, ise temsilciler daha açık ifade etmek gerekirse patronlar vasıtasıyla yerine getiriyorlar. Kazanmaya devam ettikleri sürece sorun yok ki, son yüzyıldan fazla bir zamanın galibi ABD-İngiltere ikilisi olduğuna göre şu ana kadar yaptıkları kendi milletleri açısından doğrudur. En nihayetinde para ve madenle kontrol edilen dünya sisteminin anahtarı bu iki devletin şu ana kadar bir şekilde ellerinde olmuş, başta Almanya olmak üzere söz konusu sistemin üyesi olmak ve altınlarını ABD ve İngiltere’ye rehin vermek suretiyle para basabiliyorlar, şirketleri tek tuşla milyarlarca dolar haraç ödemeye mahkûm olabiliyorlarsa varın küçüklerin halini siz düşünün!

Tarihin her döneminde güçlüler çekici olagelmişlerdir. Güçlüler oyun kurar, sistem kurar. Doğrusu diğerleri o sisteme uyarlar. Oyun kurmayı herkes arzular ama oyun kurup yönetmek, devam ettirmek çok adımlı hamleleri tasarlayabilecek, ayrı parçalardan bütün oluşturabilecek organizasyon yeteneği gerektirir. Zaman içinde devreye bilim girmiştir, organizasyon girmiştir. Organizasyon bilim ile mümkündür.

**

Anadolu’ya boylar halinde gelen Türkler öncesinde yüzyıllarca Arap devletleriyle kimi zaman kavgalı, kimi zaman barışık ve genellikle asker olarak İslam’ın hâkim gücü pozisyonunda olan, önce Emeviler, sonra da Abbasilerle birlikte çalıştılar. Abbasiler ile daha uyumlu çalışan Türk boyları nihayetinde Abbasiler yıkılmaya yüz tuttuğu bir dönemde, devreye girdiler. Devlet fiili şekilde kontrol eden Türk boylarının bir kısmı aynı zamanda Mısır’a, hatta İspanya’ya ulaşmış bulunuyorlardı.

Türklerin hemen hemen tarih boyunca en iyi yaptığı şey savaşmak olmuştu.  Yan gelip yatmak isteyenler için, savaşanlar bulmak en önemli nedendir.  Savaşanlar zamanı gelince ödüllerini alırlar, almak zorundadırlar.  Çünkü can vermek başka şey vermeye benzemez, akıllı her insan canını değerli şeyler için vermelidir. Türklerin asker olarak girdikleri her ülkede zamanla gözlerini büyük ödüle dikmeleri, sabırla bekleyerek zamanı gelince büyük ödüle uzanmak istemeleri bence gayet doğal olarak haklarıydı. Hiç kimse uzun süre emir almak, yağlı bedenlerin saçma emirleri altında çalışmak istemez, yağlı bedenler daha da yağlansın diye canlarını feda edenlerin en aptalları sadece bir kuru ekmeğe tav olabilir.

***

1402 yılında Ankara Savaşı oldu.  Savaşın bir tarafında Timur, diğer tarafından Yıldırım Beyazıd vardı. O zamana kadar Anadolu’daki birliği tam tesis edemeyen Osmanlı İmparatorluğu, diğer beyliklere üstünlüğünü kısmen kabul ettirmiş, Karamanoğulları ve birkaç beylik halen direniyorlar ancak Osmanlı’nın batıya açılması gücüne güç kattığından onunla başa çıkabilecek durumda olmasalar da kim bilir belki de bu durumda olmayı tebaası karşısında puan kaybeden hangi beylik bu durumu kabullenebilirdi ki? Yönetimde ve kazançta söz sahibi olmayanlar beylik, hükümdarlık iddiasında olanların ağrına gider. Bunu en iyi bilen Timur akıllıca bir siyaset izleyerek Osmanlı Ordusundaki tüm Türk beylerini yanına çekmeyi başarır. Savaş başlayınca iddialara göre Yıldırım Beyazid’in yanında sadece Hıristiyan Hırvat askerlerinin kaldığı ve Osmanlı’nın en ağır yenilgilerinden birini aldığı yönünde bir inanış hâkimdir.

Rivayet edilir ki; Yıldırım Beyazid, Timur’a tutsak olunca Timur gülmeye başlamış ve Yıldırım Beyazid bu duruma çok sinirlenmiş, Timur’a hakaretlerine dayanamadığı ve bir hükümdara bu duruma kızmasına neden olmakla birlikte Timur’a gülmesinin nedenini sormuş. Timur’un Dünya bir Topal(aksak) ve bir Kör’e (Yıldırım Beyazid) kaldığını ve bir körle bir topalın savaşına güldüğünü söylemiş.

Dünyaya bir kral az, iki kral fazladır ya da buna benzer bir söz vardır. Kardeş dahi olsa dünya malını paylaşamadan nice yiğitler, nice şahlar, padişahlar, krallar bu dünyayı paylaşamadan diğer dünyaya göçüp gittiler.

*Osmanlı devlet hafızasında Türk beylerinin 1402 Ankara Savaşındaki ihanetleri önemli bir yer etmiş olmalı ki, yüzyıllar boyunca Köprülüler haricinde Türk asıllı vezir ve üst düzey devlet adamıyla çalışmadıklarını tarih kitapları söyler.  Çalışmamakla, çalışmamayı düşünmekle haksız sayılamayabilirler zira bir devlette iki baş, iki başlılık çok feci sonuçlara yol açtığından kardeşlerin varlığı padişaha sorun yaratırken, diğer beyliklerin beylerin varlığı elbette başlı başına bir sorun demektir, nitekim Celali İsyanları ve Şah İsmail taraftarları Osmanlı’yı oldukça uğraştırmışlardır.

İki tarikat arasında kalan, (tarikat ehli insanlar ki bu dünyadan el etek çekmiş dini yapılar olduğu bilinmektedir) birbirlerini açıkça hedef ve rakip görebilirken iki devlet arasında kalan insanların durumu elbette daha acınacak hallere düşer. İki taraf arasında seçim yapmaya zorlanmak herkes için zordur. Türkmenler Türkmen Alevileri Şah İsmail, Sünniler Yavuz Sultan Selim için mücadele etmişler, Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim arasındaki güç mücadelesi ve satranç oyunun piyonları olmaktan kurtulamamışlardır. Durum ne yazık ki, günümüze kadar hala sağlıklı bir şekilde çözülememiş, iki kardeş önce mezhepleri sonra mezheplere egemenler, elbette günümüzde ise mücadeleden beslenenlere yeni malzemeler temin edilmiş ve edilmeye devam edilmeye çalışılmaktadır…

Bütünü bölmek, ihanete giden yollardan biridir, kardeşi kardeşe düşman eylemek kardeşlerden başka herkese fayda getirebilir lakin mücadelede kaybedecek olan kardeşler olacaktır. İyiler birliği, hoşgörüyü teşvik ederken, kötüler ayrılığı, suçlamaları, ithamları, iftiralarla kardeşleri kardeşlere düşman etmek için hiçbir fırsatı asla kaçırmadılar. Kimliklerinde ne yazdığının hiçbir önemi olmaksızın kayıtsız şartsız düşmanlığı teşvik edenler kardeşlerin gerçek düşmanları değil midir?

****

1820’lere gelmeden Avrupa ciddi fikir hareketleri ve Ortaçağdan sonra aydınlanma, matbaa ve Rönesans’ın etkisiyle binlerce bilgi ve belge üretmiş, sistem kurar ve sistemi çalıştırır hale gelmekle kalmamış, doğuya bariz üstünlük sağlamıştı ve Osmanlı coğrafyasına güneyden okullar, din adamları, tıpkı günümüzde olduğu gibi hayırseverler olarak girdiler. Okutulmayanı okuttular, okutulanı uyuttular, tarih ve bölgeleri yine yeniden dizayn ettiler. Bartolemo Des Las Casas’ın anlattığı olaylardaki baskınlarla yerli halkları öldürebilir veya çiçek hastalığı bulaştırabilir veya Afrika’ya gittiklerinde ellerinde İncil’le giden din adamları, Afrikalılar uyandığında ellerinde İncil, iç savaş Avrupalıların elinde ise Afrika’nın zenginlikleri vardı ve bu süreç halen devam ediyor.

*****

Osmanlı İmparatorluğu Balkan Savaşlarına girdiğinde dikkat çekici gelişmeler yaşanıyordu, söz konusu gelişmeler 1. Dünya Savaşı esnasında da devam etti. Hızla nüfus daireleri ateşe veriliyordu.

İşbirlikçilerin yaydıkları haberler “Türkler askerden kaçmak için, askerlik dairelerini ateşe verdiler” Çanakkale’de bir emir ve Müslüman olmayan bir komutanla (Liman Von Sanders-Osmanlı Genelkurmay Komutanı) iki yüz elli binden fazla şehit veren bir millet, Sarıkamış’ta yüz binden fazla yiğidini kaybediyor, aynı zamanda Galiçya’da, Romanya, Macaristan’da savaşırken en güneyde ise;  şu anda Arap Devletlerinin hükümdarlarının babalarının işbirliği içinde oldukları İngilizlerle savaşıyorlar, doğuda ise; binlerce yıl kardeş kardeş geçinen Ermeniler, Kuzeyde( Karadeniz’de ) Rumlar atağa geçiyorlar ve binlerce köyü yakıp yıkıyorlardı.

Ama olsun, dedikodu çarkları hızla işliyor ve “Türkler savaşa gitmemek için, nüfus dairelerinde kayıtları yok etmek üzere nüfus dairelerini yakıyorlardı” Körfez Savaşı esnasında da dikkat çekici gelişmeler yaşandı ve ilk hedefler, Nizamiye Medreseleri, tarihi eserler, nüfus ve tapu daireleri olmuştu. “Demokrasi öncelikle kütüphaneye, medreseye, tarihi eserlere, nüfus dairelerine gerektiğinden ilk olarak buraların kontrol altına alınması son derece anlamlıdır!

******

Çorum’dan kalkıp Yozgat’a giden birisi maddi kayıtların hepsinin yok olduğu bir zamanda kendini istediği gibi tanıtabilir. Aksini kanıtlayacak bir delil yoksa oradaki insanlar duruma şöyle bir bakarlar, önce şüpheyle yaklaşır, kabul etmezler belki ama Anadolu’da yabancı makbuldür, Tanrı misafirdir.

*******

Gizlilik yalan, hile ve avcılık gayesi ile birlikte yapılıyorsa amacı pek makbul olmasa gerek, makbul olmayan şey birinin yararına şeyler yaparken diğerinin adil olmayan şekilde, kuralları hileyle kurulan düzen sebebiyle amacı da yapılırsa bu alenen kötüdür ve kötü fiilere sebep olur.

“İyiler kötüler kadar, iyilik yapsaydı, yaptıkları tüm iyilikleri kötülerin yaptıkları gibi saklasaydı, dünya cennete dönüşebilir, dünyada acıdan söz edilmezdi”

 

ankara savaşı ile ilgili görsel sonucu

2. körfez savaşı nizamiye medreseleri ile ilgili görsel sonucu

anadolu beylikleri ile ilgili görsel sonucu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1797
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 173
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ihti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster