Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
393
 

Gladyatörlerin arenası ve ağız dalaşının (dayanılmaz) ekranı…

Gladyatörlerin arenası ve ağız dalaşının (dayanılmaz) ekranı…
 

Türkiye halkı niçin iki siyaset adamının, kör-dövüşü biçiminde her gün tekrarlanan, bitmez-tükenmez “atışma”larını izleme kaderi ile baş başa bırakılmıştır?..

Niçin, Türkiye’nin en büyük iki siyasi partisi, ülkenin en önemli [reel] sorunlarını gündeme getirmemekte… Getirememektedir?..

Niçin ülkenin meseleleri, her gün altına odun atılan bir cadı kazanı içinde fokur fokur kaynatılarak, buharlaştırılmaktadır?..

Ve niçin sorunların kendileri, nedenleri ve çözüm yolları tartışılacak yerde, iki kişinin ağız dalaşı, “siyaset” olarak halka takdim edilmektedir?..

Bir tesadüf müdür bütün bu olup-bitenler?..

Bu kavga, bu dövüş, sahiden ve gerçek midir?..

Bir yanda, Devlet tarafından açıklanan resmi verilere göre, bu yılın ilk üç ayı içerisinde en çok “KÜÇÜLEN” bir ekonominin sahibi olarak karşı karşıya kalınan ekonomik çaresizlik varken…

Öte yanda ülke, yıllardır bir iç savaşı fiilen yaşamak zorunda bırakılırken…

Hemen sonrasında da, yabancı devletlerin çıkarları doğrultusunda izlenen politikalar yüzünden, ülke bölünme tehdidi ile burun buruna gelmişken…

Dış politikada sürdürülen “taşeron ya da karakol olma” politikalarının teslimiyetçiliği bizleri, ulusal çıkarlarımızın savunulması noktasından bir hayli gerilere düşürmüşken….

Evet… Ülkemiz ve bu ülkenin halkı olarak teker teker hepimiz, bu acı, ciddi ve riskli sorunlarla gögüs göğüse gelmişken… Nedir sahnelenen bu “tiyatro”nun anlamı?..

Nedeni?

Ve hikmeti?..

Bu tiyatro oyunu bir komedi midir?

Dram ya da trajedi mi?

Yoksa, her ikisinin ortasında yer alan acıklı bir güldürü müdür?..

Ancak, işin “sanat şemsiyeli ironi” boyutunu bir kenara bırakırsak, sanıyoruz, şu tespiti yapabiliriz:

- Sürekli tekrarlanan bu lider-dalaşı, en azından inandırıcılıktan uzaktır!..

Oysa, ülkenin gerçek gündemi, yakıcı bir nitelik arz etmektedir.

Ama iktidar ve muhalefet, bu gündemin çok uzağında ve çok gerisindedir!

Peki, niçin böyledir?..

Bizce bunun tek nedeni, Roma İmparatorluğu’nun çöküş döneminde icat edilmiş bulunan “gladyatör dövüşü” tekniğinin, bir çare olarak müştereken benimsenmiş olmasıdır…

İki palazlanmış gladyatör ekranda [ya da arenada] yerlerine alacaklar…

Ve sürekli dövüşeceklerdir!..

Bir gün birisi vuracak…

İkinci gün ötekisi savuracaktır laf süpürgesini.

Halk ise, sadece seyreyleyecektir, bu senaryosu önceden yazılmış oyunu…

Peki, bu panayırın ortasında ülkenin gerçekleri ne olacak ya da nereye gidecektir?..

Dağa kaçacaktır?

Dağ ne olacaktır?

Yanıp, bitip; kül olacaktır.

Peki küller ne olacaktır?...

Hayır!..

Hayır, hiçbir zaman bunlara imkân tanınmayacaktır.

Çünkü, “Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır!..”

Çünkü, bu değerlerin her biri, birer kutsal emanettir.

Ve bizlerin emanete hıyanet gibi bir adeti ve misyonumuz mevcut değildir…

Ve işte bu yüzden, Tam Bağımsız, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti, bizler var oldukça… Bilinç ve emeklerimiz nispetinde varlığını sürdürmeye devam edecek; sözünü ettiğimiz, senaryosu çok önceden yazılarak, müştereken sahneye konulan oyun, mutlaka bozulacaktır!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 913
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 477
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster