Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '13

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
2729
 

Glisemik indeks nedir, ne işe yarar?... (I) / ''Beslenmenin diyalektiği' (43)''

Glisemik indeks nedir, ne işe yarar?...  (I) / ''Beslenmenin diyalektiği' (43)''
 

Çok değil, günümüzden otuz iki yıl önce, Kanada'lı bilim insanı  Dr. David J. Jenkins ve arkadaşları, tıp alanında bilimsel bir çalışma yaptılar.

Şeker hastalığına yakalanmış insan kızı ve insanoğullarının yararına yönelik yaptıkları, bu bir dizi deney ve  çalışma sonucunda, her gün bol miktarda tükettiğimiz karbonhidratların, kan şekerimizi hangi düzeylerde etkilediğini ölçümleyen bir sistem geliştirdiler!...

Glisemik indeks (Gİ)  bu şekilde bilim dünyasında hayat bularak, sağlıklı yaşam ailesinde de yerini aldı!...

Dr.Jenkins ve arkadaşlarının çalışmalarından alımlayabildiğimiz kadarıyla, tükettiğimiz herhangi bir gıdanın Gİ'si, o gıdanın kan şekerini alçaltıp yükseltme yeteneğiyle doğru orantılıdır. O yiyecekdeki Gİ değerinin yüksekliği de, kandaki glikoz düzeyini  arttırabilme özelliğini  içinde taşır!... Yüksek kan şekeri de, yaşamsal birçok sorunla farketmeden karşı karşıya gelmemize neden olur!...

Bu yüzden, beslenirken zorunlu olarak aldığımız ve de vazgeçilmez gıdalarımızdan biri olarak basit ya da kompleks şekliyle karşımıza çıkan karbonhidratları  tüketirken, şimdi daha dikkatli olmamız gerekiyor!..

Eğer, özenle ve bilinçle bu gıdalara yaklaşırsak, karşımıza çıkan  ve ya ilerki zamanlarda çıkabilecek, birçok musibetden de kurtulabilme şansımız, çok yükselecek!...

Beynimiz,merkezi sinir sistemi ve kas dokularımız için, farklı şekillerde (çiğ  ya da  pişmiş yeme biçimi ve içerdiği yağ ve protein, lif oranı ve de pişirme biçimleri içinde ) karşımıza çıkan  muhtelif karbonhidratlı gıdaları tüketmek, kan şekeri düzeylerimizin oluşumunda farklılıklara neden olabilmektedir!...

Ancak kural olarak düşük glisemik indeksli ve lif içerikli tüm gıdalar, kan şekerimizi yükseltmemekte ve genelde lifli yapılarıyla, metobolizmamızda bir denge yaratarak, uzun zaman tokluk duygusu içinde kalmamızı sağlamaktadırlar!...

Yalnızca kilo vermek amacıyla değil de, uygun bir kilo da ve sağlıklı bir yaşam biçimi yaratabilmek adına da, glisemik indeksi düşük yiyeceklerle beslenmeye özen göstermemiz gerekiyor...

Zaman içersinde, bilincinde olmaksızın Gİ' si yüksek, sağlıksız karbonhidrat içeren  tüm  un içerikli gıda, şeker, bal, pekmez ve gazlı içecekler, meyve suları ve bol şekerli meyvelerle beslenmemiz, pankreas ve karaciğerimizi yoruyor!... İnsülin ve leptin direnci oluşmasını da tetikliyor!... 

Yüksek Gİ'li yiyecekler, çok hızlı şekilde hazmedilip bağırsak sistemimizin daha başında gerekli emilimler gerçekleştiği için ve bu yüzden sistem  bir iki saat gibi çok kısabir zamanda açlık alarmı verdiği için, oluşan açlık duygusuyla çikolata gibi tatlı, tuzlu yiyeceklere ve tatlılara karşı, saldırganca bir istek oluşuyor!...

Bu döngünün sonucunda yukardaki dirençler ve reaktif hipoglisemı denilen olaylarla karşı karşıya kalıyoruz!...

Bu durum, gün içinde açlık, tatlı krizleri, çalışmada isteksizlik, gizli açık yorgunluk, çabuk ya da aniden sinirlenme gibi belirtilerle kendini duyurmaya çalışıyor!...

Sistemimiz, kan şekerimizi dengede tutabilmek için yüksek miktarda insülin hormonu salgılıyor...

Özetle; kanımızda sürekli insülin hormonunun bulunması da, yüksek tansiyon, damar sertliği, obozite, enzimlerde dengesizlik, diyabet gibi rahatsızlıkların yavaş yavaş ve bazen de çok hızlı bir şekilde ortaya çıkmasına, bağışıklık sistemimizin  zayıflamasıyla da  yüksek risk oluşturan sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına yol açabiliyor!...Ve  en başta pankreas ve de karaciğer hastalıklarının oluşmasına!...

Şekerin ve bunun en ucuz endüstriyel biçimi olan ve maalesef,  tüm ev dışı tatlı ve  bazı gıda ve de gazlı içeceklerde de kullanılan mısır şurubundaki yüksek orandaki fruktoz  yüksek kan şekerinde istikrara  neden oluyor!... Ve gazlı içeceklerde ki karbondioksit, her yaşta ihtiyacımız olan kalsiyumu dokulardan kaldırıp atıyor!... Kemik yapımızın geleceğine zarar veriyor!... Bir şişe ya da kutu içinde içecekte bir günlük toplam şeker ihtiyacımızdan %20 daha fazla şeker bulunuyor!... Üst üste biriken bu durumlar, yüksek kan şekeri oluşuturmanın yanında, bu şekerle beslenen kanser hücrelerinin de bir şekilde önünü açıyor!...

Un haline getirilmiş tüm tahıllar  da, vücudumuzun daha fazla su tutmasına ve gereksiz bir su yükü taşımasına da neden oluyor!...

Bu yüzden Gİ' si düşük gıdaların ayrımına vararak ve onları çok sevdiğimiz ama vazgeçmekde de zorlanacağımız  Gİ' si yüksek  yiyeceklerle bir şekilde oranlayarak, beslenme kültürümüzü yeniden yapılandırma yollarını da arayabiliriz... Bu durumda insülin ve leptin hormonlarına karşı bir direnç oluşmayacağı gibi, bu hormonlar görevlerini tam  ve doğru yapabileceği için, trigliserit üretimi azalacak,  var olan da kan şekerine dönüştürülerek enerji olarak kullanılacaktır!...

Bu uygulama, en azından bizleri  sağlıklı bir geleceğe bağlayacaktır...

(devam edecek)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4321
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster