Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '20

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
81
 

Göbekli Tepe ve Marksist Teori

İnsanlık tarihinin çok önemli bir dönüm noktası yerleşik hayata geçiş. On binlerce yıl boyunca avcılık ve toplayıcılık yaparak besin gereksinimini karşılayan ve bu doğrultuda göçebe bir hayat yaşayan insan, günümüzden yaklaşık on bin yıl önce bu yaşam tarzını terketmeye karar verdi ve sabit bir hayat yaşamaya başladı. Sonrasını hepimiz biliyoruz. Günlük basit alet yapımından, uzay mekiği yapma aşamasına geliverdik. Bugün hayatımızı etkileyen çok sayıda teknolojik gelişme ile yaşam tarzımızı belirleyen kültürel etkenlerin temelleri de bu yerleşik düzene geçiş kararıyla birlikte o yıllarda atıldı.

 

Peki, ne oldu da insanlık on binlerce yıldır sürdürdüğü göçebe hayattan vazgeçip, yerleşik hayatı tercih etti? Teori oldukça basit ve anlaşılır: Yaklaşık on bin yıl önce son buzul çağının da sona ermesiyle birlikte iklimsel koşulların meydana getirdiği olumlu tabiat, tarımı mümkün kıldı. Böylece, insan ilk yabani buğday başağını toprağın altına gömerek bitkileri evcilleştirmeyi başardı. Bunu hayvanların evcilleştirilmesi izledi. Tarımsal faaliyetlerin devamı için de önce köyleri, daha sonra da kentleri tesis etti.

 

Kent yaşamında, tarımsal ekonomik faaliyet neticesinde bir “artı değer” de sağlamaya başlayan insan, ticaret ve hizmet sektörüne de ihtiyaç duymaya başladı. Keza, toplu şekilde, yerleşik bir hayat sürmek, bir yönetici sınıf ve hukuksal düzeni de gerekli kıldı. Beslenme gereksinimlerini karşılamak için bütün gün yiyecek bulmak amacıyla avcılık ve toplayıcılık yapmak zaruretinden de kurtulan insan, başka şeylerle de ilgilenmeye, mesela düşünmeye, felsefeye, bilime, sanata vakit ayırabilmeye başladı.

 

Buraya kadar her şey gayet akla yatkın ve sosyolojinin en önemli kuramlarından olan ve iktisadi faaliyetin, yani altyapının, siyaset, hukuk, kültür ve sanattan müteşekkil üstyapıyı belirlediğini ileri süren Marksist yaklaşımla uyumlu görünüyor. İnsanı toprağa buğday ekmeye iten sebebi de iklimsel elverişlilikle açıklayınca her şey yerine oturmuş oluyor.

 

Ancak, bundan bir süre önce Şanlıurfa’da, toprağıyla uğraşan bir arazi sahibinin ayağına takılan taş, bütün bu teoriyi temelinden sarstı. Göbekli Tepe’de ortaya çıkarılan arkeolojik buluntular, günümüzden yaklaşık on iki bin yıl öncesine tarihleniyor. Bu da, Göbekli Tepe’de inşa edilmiş olan tapınakların tarım devriminden önce yapıldığı anlamına geliyor.

 

Modern bir mühendis gözüyle bakıldığında, o zamanın teknolojisi de dikkate alındığında, Göbekli Tepe’deki tapınakların yapımı için, çok sayıda insanın, çok uzun süre birarada yaşamış olmaları gerekiyor. Sadece tapınaklardaki tonlarca ağırlıktaki dikme taşların taşınması ve yerlerine yerleştirilmesi bile yüzlerce insanın birlikte çalışmasını gerektiriyor. Dolayısıyla, mantık, Göbekli Tepe’nin tarımsal devrimden sonra inşa edilmesinin akla yatkın olduğunu söylüyor. Ama öyle değil. Tarım devriminden neredeyse iki bin yıl önce inşa edilmişler ve bölgede varlıkları tespit edilen, ancak henüz kazılmamış başka tapınakların daha eski olma ihtimalleri dahi mevcut.

 

Günümüzden yaklaşık iki milyon önce başlayıp, on iki bin yıl önce sona eren eski taş çağının sonlarına doğru insanda soyut düşüncenin, dolayısıyla dini inancın ortaya çıkmış olduğuna dair çıkarımlar mevcut. Bu nedenle, Göbekli Tepe’deki tapınakların bulunmasıyla birlikte, insanın yerleşik hayata geçmeyi iklimsel elverişlilik sayesinde tarımsal devrimi yaptığı için değil; tam aksine, tapınak inşa etmek ve sonrasında da yakınında olmak için tercih ettiği, bunun da yerleşik kalabalıkların besin gereksinimlerinin karşılanması için tarımsal devrimi beraberinde getirdiği teorisi güç kazanmaya başladı.

 

Bu teoriyi kabul edecek olursak, siyaset ve sosyolojide bugün birçok konuyu açıklamak için kullanılan Marksist çözümleme yanlışlanabilir hale geliyor. Zira, bir üstyapı unsuru olan dini inanç, bundan on bin yıl önce iktisadi faaliyeti yani altyapıyı belirlemiş olabilir. On bin yıl deyip geçmemeli, bugünün temelleri o gün atıldı.

 

Dünya üzerindeki yaklaşık iki milyon yıllık geçmişimize dair daha bilinmeyen birçok bilgi, keşfedildikçe, bugün çok kullandığımız birçok varsayımı değiştirmeye aday.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 8055
Kayıt tarihi
: 27.07.08
 
 

Yazının icadından bu yana her insanın içinde bir parça da olsa var olduğuna inandığım yazma isteğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster