Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '13

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
117
 

Göç Mevsimi

Göç Mevsimi
 

Göçmen bir kuştu sevdam, konduğu her yürekten uçması gereken.


Başlayan her güzel şey, bir gün ardında kötü anılar bırakarak yitip gider. Ta ki, sis perdesi aralanana kadar. Ayaz düşmüştür yüreğe, yalnızlığında üşürsün. Sanki gecenin karanlığından çıkıp gelecekmiş gibi.. Gözlerin, gölgeleri kovalar.. Amma ve lakin ne gelen, ne de giden “o”dur.

“Sen benim hiçbir şeyimsin artık” Yarım kalmış, belki de asla yaşanmamış olan, sevda yanığımsın. Geceleri rüyam, gündüzleri hayalim değilsin. Yoksun yüreğimde, ne de aklımda. Düşlerime sığdıramadığım bir yoksunluktan arda kalansın. Hiçbir şeysin. Ahında bir gecenin ve buğusunda bir sabahın, kaybolmuş umutsun, yoksun. Türkülerim seni söylemiyor, şiirlerim seni yazmıyor. Hatta ve hatta hiç bir filmde adın geçmiyor.

Hiç! hiçbir şeysin.  Bedduam bile değilsin.

Sen ve Ben; Birbirine asla kavuşamayacak olan bir dağın iki  yüzüyüz. Hep yanyana, fakat hep ayrı. Belki aynı yıldız kümesinde iki meteor, birbiriyle asla kesişmeyecek olan paralel ya da meridyen. Ne bileyim işte, aynı gökkubbenin altında, aynı havayı soluyan ama  farklı yönlere kanat çırpan kuşlar gibiyiz. Ne sen benim dilimden anlayabildin, ne  ben senin ışığın olabildim. Birimiz doğu birimiz batı. Yönlerimiz hep ayrı, hep farklı. Kördüğüm bu sevda, çözmeye çalıştıkça, arapsaçına dönen. "Hem dolaşık hem ayrı"

Ben anlamıyorum güzelim kelime oyunlarından. Süslü cümleler kurmayı değil, feryat figan ağlamayı öğrettin. Geleceğe umut dolu gözlerle bakmak yerine, yarının ne kadar karanlık olduğunu gösterdin.

Suç benim mi?

Her gün, yeniden, yeniden ölmeyi, ‘Sen’ öğrettin!

Ateş düştüğü yeri yakar derler. Evet. Ama aynı zamanda, ateş etrafına da sıçrar. Sevinme sakın benim yandığıma.

Unutma!

Senin bir anda alev alman "Rüzgâr"ın yön değiştirmesine bakar. Bu gün benden taraf esse de, bir gün sana döner.

"Ne oldum  değil, ne olacağım demeli İnsan"

"Keser döner sap döner bir gün gelir hesap döner"

(Üşümüş, açlıktan bitap düşmüş, kim bilir belki de yaralı olan, bir kuşun çaresizliğine acır, merhamet eder, bir an yardım etmek istersiniz. Ona doğru uzanır, incitmekten korkarak avucunuzun içine alır, öncelikle okşayarak şefkat gösterirsiniz. Ama minik kuş önce bunu anlayamaz, çünkü yıllarca sapanlara hedef olmuş, ağlara takılmış bir hedeftir o! Ürker sizden, ona zarar vereceğinizi düşünür. Öyle korkar ve titrer ki yüreği sanki avucunuzda atıyordur, deli gibi. Bunu hissedersiniz ve onunla konuşup sakinleştirmeye çalışırsınız ama o sizin dilinizden anlamaz, anlayamaz. Ne zaman ki yarasını sarıp, karnını doyurup onu özgür bırakırsınız, işte o zaman minik kuş size güvenir ve sizi asla unutmaz. Yükseklere havalansa da, belki bir gün size geri dönebilir.)

Sıcak iklimlere kanat açmalı aşkın olduğu ülkelere doğru uçmalı.

Tut elimden yüreğim

Haydi!

Gitme vakti.

Gün çoktan ağardı.

Bizi bekler

Uçsuz bucaksız mavilikler.

Martıların kanatlarına yükleyelim sevdamızı

Ve uçuralım sonsuzluğa umutlarımızı

Gitmeli

Boğulmak, bir damlada en güzeli

Şimdi!

İntihar vakti

Süsleyip en güzel düşlerimizi

Suya yazmalı şiirlerimizi

Ölümü de öldürdük ya

Sessizce

Şişt!

Hadi kapat gözlerimi ve sakın ağlama.

 

 

Dil-ruba  Emine Genç

 

05 Eylül 2012 /09:35 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanın içini acıtan satırlar... Okurken,bir buruk tebessüm yerleşti dudaklarıma, inceden inceye bir tanıdık sancı gezindi yüreğimde... Ne çok şey, ne çok küllenen acı anı, ne çok yorgun ve yitik duygular uyandılar yorgun uykularından ve bir mahzun bakışın çaresizliğinden geçtiler ardı ardına usuldan... Bu yazıyı okurken, gerçekten tarifi zor olan bir hüzün sağnağına yakalanıyorsunuz... Öyle bir sağnak ki bu, bir yerlere, bir saçak altına, bir ağaç gölgesine sığınmanız mümkün değil. Kelimeler esir alıyor sizi, mahzunluğun koynunda hayallere dalıp gidiyorsunuz. Hatıraların hep boyun büktürenleri, göz yaşı döktürenleri geliyor aklınıza.Sevinçleriniz yitik karanlıkların çıkmazlarında geziniyor. Bu yazı, hüzünle berlikte, tariflemesi zor bir buruk acıyı sunuyor önünüze meze olarak.

Bir tutam hayat 
 27.04.2013 17:27
Cevap :
Çoğu zaman kendimi bir sokağa terkedilmiş, yağmurun altında bir duvarın dibine büzülmül bir kedi yavrusu gibi hissederdim..sanırım o zamanlarda yazıldı ve hissettirdiklerini yaşadı bundan emin olun .. Saygılar yüreği güzel dost  27.04.2013 18:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 461
Kayıt tarihi
: 11.01.13
 
 

İlkokul mezunuyum. Müzikle ve şiirle ilgileniyorum, yazmayı seviyorum..şu an bir roman çalışm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster