Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1196
 

Göçmen kuşlar daha mı şanslı?..

Göçmen kuşlar daha mı şanslı?..
 

Göçmen kuşları öğrendiğimiz yıllarda navigasyon denen bir aletten haberimiz de yoktu henüz..
Onların bu maceralı ve uzun soluklu yolculuklarını, içlerindeki bilinmeyen kodlamalarla açıklamaya çalışırdık.

Ama kuşlara, özellikle göçmen olanlarına özendiğim şu günlerde düşündüğümde, Allah'ın bu kuşların içine görünmeyen bir navigasyon cihazı (yol bulma aleti) yerleştirdiğini hayal eder oldum. Mevsimi geldiğinde basıveriyorlar bu cihazın düğmesine sanki ve başlıyor cihaz yol tarifine:

''Derenin üzerinden geç..Soldaki tepeye yönel.. İki bin kanat çırpışıyla bilmem hangi ovaya varacaksın.. Ovayı geç.. Sağdaki ağacın filanca dalının gösterdiği yöne sap.. Beş bin kanat çırpışıyla filanca noktaya varacaksın, vs'' gibi bir tarifle buluyorlar yollarını sanki!


Yani en azından, hangi noktaya ulaşmak için, hangi yola sapmaları gerektiğini bilerek uçuyorlar. Yollarda kendilerini bekleyen tehlikelerse artık şanslarına kalmış!

Peki bizler niçin içimizde bir navigasyon cihazıyla doğmadık ki?!.

Neden kodlu değil gideceğimiz yollar?!.

Neden her seferinde karşılaştığımız farklı yol seçenekleri afallatıyor biz insanları?!.

Birine sapınca, öteki yolun sonunda bizi nelerin beklediğini neden bilemiyoruz ki?!.

Hangi bölgeye ulaşacağız?

O yolun sonunda bir bataklık mı yoksa yemyeşil bir vadi mi beklemekte bizi?

Önümüzdeki kumsalı serin bir deniz kıyısı sanıp adımızı attığımızda, neden uçsuz bucaksız ve kavurucu bir çölle karşılaşıyoruz? Ve ardından, neden o kızgın kumların üstünde, hoyrat çöl fırtınalarına direnerek, sığınacak bir vaha aramakla ömür tüketiyoruz?..

Neden oranın kumsal değil de çöl olduğunu (önceden) haber verecek bir navigasyon cihazımız yok bizim? Niçin, o kumları kaç kanat çırpışı ile veya kaç insan adımı ile veya kaç tekerlek dönüşü ile aşabileceğimizden haberdar çıkamıyoruz yola?!.

Ömrümüz bazen yanlış yollara sapmaktan bitap, yorgun tükenip gidiyor.. Ve karşımıza çıkan kavşaklarda, hangisine sapmak gerektiğini bilmediğimizden, yanlış seçilmiş yolların ucunda bizi bekleyen yenilgilere adım atmakla tükeniyor adeta!

Yaşam demek; sonunu kestiremediğimiz sorulara cevap aramakla geçip giden, mutluluk arayışlarıyla, macera dolu sürprizlerle tüketilen bir kavram demek belki de?..

Bu sürpriz dolu arayış içersinde saptığı dönemecin sonunda bazen içi değerli mücevherle dolu hazine sandıkları bulabiliyor insanoğlu, bazen de bulduğu sandığın kapağını aralayınca yılanlar çıyanlar saçılıveriyor ortalık yere!
Ne bulacağımız tabii ki belli değil! Bizi neyin beklediğini, elimize ne geçeceğini hiç birimiz baştan kestiremiyoruz! Çünkü hangi yolun sonunda nereye varacağımızı önceden bilemiyoruz.
Buna fazlaca bir itirazım yok elbette.

O çok özendiğim göçmen kuşlar da, kat etmek zorunda kaldıkları yollarda onları hangi tehlikelerin, hangi maceraların beklediğinden habersiz çırpıyorlar kanatlarını o yöne doğru.
Ama neticede hangi yolu izlemek zorunda olduklarını bildiriyor içlerindeki görünmeyen navigasyon aletleri! İzleyecekleri yönü bilerek çıkıyorlar yola ve nereye çıkan bir yol olduğunu bilerek sapıyorlar yoldaki dönemeçlerden.
Yoldaki tehlikeler ve zorluklar ise şanslarına kalmış! Artık bahtlarına ne çıkarsa!

Şanslı ise sorun çıkmayacak. Şanssız ise sorunlar yaşayacak, beklenmedik düşmanlarla, kötü hava koşullarıyla karşılaşacak belki. Ama yeterince güçlü davranabilirse aşacak. Güçsüz ise ancak yenilecek ve yolunu tamamlayamadan, ebediyete çırpmış olacak son kanat vuruşlarını!


Hani diyorum?!. Keşke diyorum!

Bizler de en azından hangi yol olduğunu bilerek dönebilsek yaşamımızın karşımıza çıkaracağı dönemeçleri!
Bizi koruyacak, soğuklarda içimizi ve hayatımızı ısıtacak iklimlere doğru yönelebilsek diyorum ‘karar vermekte zorlanmadan’. Tanısak bu ihtimalleri! Haberdar olsak!

Bilerek sapsak yolumuza ve sadece, o bilinen güzergâhın karşımıza çıkardığı yaşam sürprizleri ile boğuşmak zorunda kalsak.!

Velhasıl, insanoğlunun göçmen kuşlar kadar şanslı olmadıklarını düşünüyorum bazen.
Çünkü insanoğlu hangi yöne adım atması gerektiği konusunda sayısız kereler kararsız kalırken..
Ve bu kararsızlıklarla ve bazen ciddi zaman kaybı ve yıkımlarla devirirken yaşamlarını..

Göçmen kuşlar en azından ‘’uçacakları yolları bilerek’’ çırpıyorlar kanatlarını!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne dersin be dostum? Acaba diyorum; aslında insanın içinde de bir navigasyon aleti var da, biz bilmiyor olabilir miyiz? Hani gündelik hayatın gereğinden fazla materyalist kaygıları, bizlere hep sonradan ve zorla öğretilen, hatta dayatılan dünyevi tutkular nedeniyle mi duyamıyoruz o aletin sesini? Yoksa yoksa, bu dış kaygılar acaba, "teybin yanında çalan cep telefonunun, o kulak tırmalayan parazit sesi" mi? Biz de bir navigasyon aleti var da, cep telefonu sinyallerinden dolayı mı bozuluyor acaba o yön gösterici alet? Ne dersin dostum; randımanlı çalışmasına izin vermiyor olabilir miyiz?

Alptekin YILDIZ 
 27.12.2006 1:02
Cevap :
Galiba ben biraz daha şüpheciyim bu konuda :)) Ya birileri bizim frekanslara parazit yaparak giriyorsa?!! Ya aslında en başta kötü niyetlerle, kuzu postuna bürünmüş kurtlar olarak, hesaplı kitaplı yaklaşıp yanımıza, durduk yere yolumuzdan saptırıyorlarsa?!. Gerçi o zaman da, bizim kendi akıllığımızı(!) tescil etmemiz ve aynaya bakıp, tek kaşımızı da havaya dikmek suretiyle (klark çekerekten yani) yüzümüze bakıp, kendi kendimize bi güven tazelememiz lazım sanki, hıı? Ne dersin? :))  27.12.2006 12:48
 

Sevgili Leyla mükemmel bir yazı ..Yüreğine sağlık..Bizimde bir navigasyon aletimiz var desem sana, vicdanımız ve içgüdümüz.. Her nekadar burası kumsal burası çöl, yada bu sapak yılan çukuruna bu sapak cennete gider demesede eminim bizleri türlü biçimlerde uyarmaktadadır ve eminim vicdan ve içgüdümüz bütün kuşlardaki navigasyon aletlerinden daha iyi çalışmakta ama bizler onların kullanma kılavuzlarını kaybettik mi? yada duyamıyormuyuz seslerini....Her ne kadar uyarılsakta biliyorum ki özellikle biz kadınlar inatla yürürüz yolumuzda sapaklarda ki zaman kaybına ve yıkımlara aldırmadan... Esen kal

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 26.12.2006 19:48
Cevap :
Senin de yüreğine sağlık arkadaşım..Yazıyı yazdıktan sonra düşündüm deee...Bizim asıl navigasyon cihazlarımız aslında büyüklerimiz galiba!?. Onlar gerekli uyarıları, yerinde ve zamanında çoğunlukla yapsalar da, galiba biz sürüden ayrılan haylaz göçmencikler misali, illaki bir macera yoluna sapmayı tercih ediyoruz..Ve galiba, dünya dönmeye devam ettikçe bu da böyle sürüp gidecek :)) Sağlıcakla kal..  27.12.2006 1:11
 

İnsanoğlunun gözünden ,göçen kuşların yol akibetlerini anlattın bir çırpıda ve zekice..Bir de onların güzünden, biz insan oğullarını' da anlatsaydın ya!..Ne derlerdi kimbilir değil mi?

Muzaffer Cellek 
 26.12.2006 14:59
Cevap :
Bugün kar atıştırırken, gökyüzünde kanat çırpan kuşlar düşündürttü bana bunları bir anda..Yollarını mı kaybettiler acaba dedim..Ya da geç mi kaldılar? Yoksa göçmeyenlerden miydiler?!! Amaaan..Neyse işte ya..Bööle işte! Gözlerken coştum, yazdım..Ama bir gün bizlere, insanoğluna kuşbakışı bakmayı becerebilirsem, söz, dediğini de yaparım :)) Ama, galiba bunun için biraz yükseklerden bakmam gerekecek dostum ;-))  27.12.2006 1:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2185
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster