Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
85
 

Göçmenler Ne Olacak?

Siyasetçiler bir yandan birbirlerini suçlayadursunlar içeriye yönelik projelerini henüz açıklamış değiller. Türkiye son elli yıldır dört beş şehir eksenli bir kalkınma modeli benimsediğinden, iç göçler dolayısıyla çözümlenemeyen problemlerin kangren olmasına doğru hızla ilerlerken, kimin projesi olduğu net olarak belli olmayan Suriye, Afganistan, Iraklı göçmenler başta olmak üzere dünyanın hemen az gelişmiş bölgelerinden göçmenlerin cirit attığı bir ülkeye dönüşmüş vaziyette.

Özellikle boşaltılan su kaynaklarının yoğun olarak bulunduğu Karadeniz bölgesindeki artan Arap nüfus getirdiği paralarla aldıkları ev ve yerleşim yerleri ile işsizlik nedeniyle göç ettirilmiş Karadeniz halkının yerlerine dolarken getirdikleri paradan başka bir uzmanlık, üretim kapasitesi olmayan hazır yiyici geçinen insanların ne gibi sosyal olaylara neden olacağını merak ededuralım, özellikle Suriye’de bitmeyen savaşla Türkiye’deki demografik yapı hızla değişmeye başlamıştır.

Özellikle Suriye sınırındaki kampların boşaltılması ile ülke içine dağılan göçmenler, Türkiye’deki var olan işsizliği daha da körükleyecek ve sosyal yapıyı bozdukları gibi, sigortasız ve kaçak işçi olarak çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik sistemini zafiyete uğratacakları şüphe götürmez gerçekliklerden birisi olarak önümüzde durmaktadır. Çünkü söz konusu kaçak göçmenlerin sigortasız ve yerli işçilere nispeten ucuz işgücü olması kısa vadede birilerinin cebini doldursa da bunun sürdürülebilir olmadığı açıktır. Avrupa dahi sınırlarını bu denli sıkı sıkıya göçmenlere karşı kapatmışken dünyanın tüm ülkelerinden göçmenlere ev sahipliği bir nedene dayalı bekçilik yapsak da bu nedenin tam olarak ne olduğu sıradan insanın malumu değildir. En nihayetinde Anadolu ve Türk kültüründe “ne olursan ol, yine de gel” gelene saygı ve Tanrı misafiri olarak bakma kültürü olsa da halkın birçoğunun birbiriyle miras yüzünden kavgalı, kırgın hatta mahkemelik olduğu düşünüldüğünde yerel halkın da bir zaman daha kontrol edilebilir duyguları bir noktadan sonra kaynama noktasına akabinde patlama noktasına ulaştığında ne olacağına dair kimsede sağlam öngörüler yoktur.

Yaşları oldukça genç ve üretken bir nüfus yapısı bugün Türkiye’de hızla çoğalmaya devam etmektedir. Bu kişilerin çocukları okula gidebilecek kadar Türkçe bilseler de gelecekte bu insanlar kalıcı olarak yerleşecekleri kesin olarak görülmektedir.

Söz konusu ülkelerden göç eden insanların yurtlarını ya Amerikalılar, ya Avrupalılar ya da Ruslar sömürmekte ülkeleri çatışma ve yağma içinde kasılıp kavrulurken söz konusu ülkelere ait şirketler gerek Irak, gerek Suriye’deki kaynakları on yıllardır sömürmekte ve söz konusu bölgelerde faaliyette olan madencilik, petrol ve gaz şirketleri tam kapasite çalışmaktadırlar. Soygunu yapan belli iken, söz konusu ülkelerin vatandaşlarının üzerimize atılması ve buna mukabil Türk şirketlerinin söz konusu ülkelerde ihalelerden dışlanması sorunu bir tarafta dururken insanın aklına deli sorular geliyor.

Normal şartlarda soygunu yapan emperyalist ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını talan ettiği ülkelerin halklarını ülkemize yollamaları ve doğrusu bizim de bu duruma rıza göstermemiz ülke olarak uzun süre altından kalkabileceğimiz bir durum değildir.

Siyaset kurumları birbirleriyle sürekli kavga halindeyken bu duruma dair dişe dokunur plan ve proje sunmamaları, söz konusu sorunu yok kabul etmeleri ülkede gelecek kuşaklara devredilen büyük bir sorunların mayalanma evresi değilse ne olabilir diye düşünmekten kendimi şahsen ben alamıyorum.

Elbette bu insanlara elimizden gelen yardımı yapalım ve onları bir birliğin parçası yapalım diye düşünürken bugünlerde dini bakımdan yamalı bohçayı andıran yapımız tam bir model teşkil etmekten ne kadar uzaksa idealleri birbirinden farklı ve farklılaşmış bir siyasi parçalanmışlık görüntüsü de aynı şekilde söz konusu gruplara ideal bir bütün modeli vermekten uzak gibi görünüyor.

Merakla sonucun ne olacağını bekliyoruz…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1082
Toplam yorum
: 159
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 208
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster