Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
79
 

Göğe Bakalım

Asgari ücret yetmiyor diyorlar bu ekonomik şartlara... Doğrudur. Ama bana kalsa asgari gelişmiş ömür de yetmiyor bu memlekette, Dünyada hiç birimize. Zaman eksik... Bozdur bozdur harca şansın yok. Şartlar artık çok ağır. Kibrit kutusu büyüklüğünde yaşam, ölçülü kullan, diyet hesabı. Şimdi pandemi ile birlikte zaman ince bir bıçak, sırtında her gün gezindiğin. Her gün yeni bir zar atıyorsun hayata. Bazen hep düşeş bazense hep yek, bir bakmışsın ki yakalanmışsın.
 
Çiçek dönemi çocukları çağındaki özgürlük rüzgarları esmiyor dünyada... Pembeye boyayamıyor düşleri, renkli rüyalara yatamıyorsun.
 
Oysa her insan gelip gitmeden evvel ki hepimiz geldik gidiyoruz; sevmeyi sevilmeyi, bir şiir ezberleyip okuyacak kadar derinleri bilip dalmayı, gökyüzü durağında bekleyip göğe bakmayı, yaradılmışı severim yaradandan ötürü diyecek kadar aşk yolunu aramayı ve bulmayı, sorulara cevap almayı, bilgileri bulmayı, katıla katıla gülmeyi hak ediyor ...
 
Zaman dediğinse kelebek ömrü kadar artık.. Düş ile gerçek arasında, bir varmış bir yokmuş misali. Virüslü bir dünyada kör bir yarış.
 
Sonra bir bakıyorsun yarış demek az kalıyor. Bir deprem ile sarsılıveriyor hayat bir anda.. Nefes pazarı, yaşlısını gencini dinlemiyor. Ne varsa alıp götürüyor. Geriye yarım kalmış hikayeler kalıyor. Yarım ve genç, yarım ve çocuk, yarım ve anne, yarım ve baba, yarım ve aile.. Oysa anlatacakları vardı daha, yaşayacakları.
 
Sonra biz kalanları yakalamaya çalışıyoruz, yardım etmeye, yaralarını sarmaya yardımcı olmaya. Gözyaşını kurutmak istiyoruz bir nebze. Elleri ile birlikte kalplerine dokunmak istiyoruz. Şifa olalım istiyoruz. Zaman durmasın kimse için, hayat bir nebze daha normalde yaklaşsın istiyoruz.
Herkes elinden geldiğince, gönlünden kopan ile el uzatıyor.
 
Ama her zaman ki gibi yine birileri geliyor o yardımlara bile göz dikiyor. Açıkta olanın giyeceğini, aç olanın aşını çalıyor. Odasına bir yatak da depremzede için açmak varken, ona götürülenleri kendisine almayı hak görüyor, nevresimine kadar soyuyor.
Kirasına zam, vicdansızlığına kılıf ekliyor.
 
İzinsiz almaya, hak etmediği halde sahip olmaya çalıştıkları onu bizden, iyi olandan, güzel olandan biraz daha koparırken, hiç görmediği bir kara çalınıyor alnına.
Ama o karaları bile para ile mal ile temizleyebileceğini sanıyor.
 
Dinmeyen bir açgözlülük aramıza hiç kapanmamış ve kapanmayacak olan sınırları tekrar tekrar koyuyor.
 
Bir gün bu ülkede ya biz kazanacağız ya onlar. Ama o güne kadar vazgeçmeden, umut olmaya, ışık saçmaya, yardım etmeye, şifayı aramaya ve dağıtmaya devam. 
 
Ah o aldığın hakkın olmayan battaniye ile, nevresim ile, aş ile, kıyafet ile onanacağını sanan amca, teyze ve  güzel kardeşim...
Belki hep eksik kalmanın temelinde bizzat bu halinin kendisi vardır?. 
Artık değişmeyi denemenin vakti gelmedi mi?.
Bak bu güne kadar olamamışsın işte.
Çalarak olmaz, çırparak olmaz, hakkın olmayan ile olmaaazzzz...
Değiş artık; hep birlikte güzel bir dünyada, hak paylaşımlarda, insanca yaşamlarda, onur ve gururla, yüzümüzde gülümseme ile göğe bakalım.... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster