Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '16

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
378
 

Gökçeada; aşkın en uç noktası, bir sevgi diyarı

Gökçeada; aşkın en uç noktası, bir sevgi diyarı
 

Kaleköy de gün batımı - Gökçeada


GÖKÇEADA; DENİZİ GÜNEŞİ HAVASI SUYU AĞACI ZEYTİNİ VE GÜZEL İNSANLARI İLE AŞK ve SEVGİ DİYARI

Gökçeada ya gitmenin yolu Gelibolu’dan geçiyor, Tarihin yeniden yazıldığı o kutsal topraklardan geçiyor. Askerlerimizin, Yurttaşlarımızın Ata’mızın canları pahasına koruduğu, öpülesi topraklardan geçiyor.

İstanbul’dan yola çıkıp Tekirdağ, Keşan,  Saros Körfezi güzergahı ile Gelibolu yarımadasına ulaşılır. Gelibolu levhasını görünce,  Atatürk, silah arkadaşları ve Halkımızın bize hediye ettikleri vatanımızın yeniden doğuşunu tüm benliğimizle tekrar yaşıyor ve ürperiyoruz.

Gelibolu-Eceabat üzerinden Kabatepe ’ye vardığımızda, Gökçeada heyecanını yaşayan insanlarla hep beraber Ada’ya kavuşmanın keyfini yaşıyorsunuz. Feribot için önceden rezervasyon yapılmıyor önce gelen sıraya giren Feribota biniyor, Feribot alanına geldiğinizde aracınız ile sıraya girip biletinizi almanızda fayda var. Yaz döneminde ilk Gestaş Feribotu Kabatepe’den 07:00 da hareket ediyor.

Feribot Kuzu limanına yanaşır yanaşmaz inen araçlar hiç durmaksızın Kuzu Limanını terk ediyor.  Bu durum Kuzu limanını yalnızlığa itmiş gibi. Gökçeada merkezi ve diğer köyler insanları adeta çekiyor.

İlk hedef Gökçeada merkez. Burada her şey var, büyük market zincirleri buralara da el atmış durumda, yıllardır alış veriş yaptığımız merkezdeki market 2014 yazında tadilattaydı, muhtemelen hizmet vermiyor olacak. Hafta arası sakin ve dingin olan Gökçeada merkezi hafta sonu ile yazlıkçılar, genç aşıklar ve  doğa tutkunları ile hareketleniyor olmasına rağmen yinede kalabalık değil. Gökçeada merkezinde çok güzel leziz yemeklerini tadabileceğiniz esnaf lokantaları, pastane ve Cafe’ler mevcut. Merkezde ayrıca bir mini balık hali mevcut.

Gökçeada’da kamp yapılacak ve denizin tadı çıkarılacak en güzel koylardan biri Aydıncık koyudur. Gökçeada dan hareketle sola dönüp  Eşelek’ i geçtikten sonra  sağa döndüğünüzde ulaştığınız koy Aydıncık koyudur . Burada sörf okulu oteli ve  kamp alanları, yeme içme, duş tuvalet hizmeti veren işletmeler var. Çok güzel kumu ve pırıl pırıl bir denizi ile sizleri uzun süre burada alıkoyacaktır. İsteyenler şemsiye ve şezlong kiralayabiliyor. Rüzgar sörfü için günlük dersler  veren işletmeler mevcut. Bir günde rüzgar sörfü yapıyor hale gelebilirsiniz. Denemenizde fayda var.

Aydıncık koyunun hemen arkasında Tuz Gölü var. Ağustos ayına doğru sular azaldığında kükürtlü çamurlar ortaya çıkıyor ve cilde iyi geldiği söylenen çamur banyosunu yapabiliyorsunuz.

Eşelek’e doğru dönüp yolun sağına dönüp düz devam ederek meşhur Kefaloz koyuna ulaşıyorsunuz. Kefaloz koyu  kitesurf veya kiteboard sporuna uygunluğu ile dünyaca ünlüdür. Buranın müdavimleri Bulgar, Romen, Yunan  gençleridir. Bu bölgede rahatlıkla çadırlarınızı kurabilirsiniz.

Adanın en hareketli yeri Kaleköy ’dür. Gökçeada merkezden ulaşılan Kaleköy, limanı,  limandaki restoranları ve konaklama olanakları ile tercih edilen bir yerleşim bölgesidir. Günbatımında Kaleköy’ü tercih edebilirsiniz. Kaleköy, yakınında bulunan  Eski Bademli, Yeni Bademli ve Yukarı Kaleköy ile hareketli bölgedir. Burada kamp alanları, pansiyonlar, apartlar ve oteller mevcuttur. Adada  4 Mevsim Otel’in restoranını tavsiye ederim.   

Güneşin en güzel Battığı Yer: Kaleköy

Gün batımını Yukarı Kaleköy’ de  Tarihi Kale 'nin bulunduğu tepe de seyretmelisiniz, şaraplarınızı, çayınızı, kahvenizi ve sevdiklerinizi yanınıza  almayı unutmayın.

Gökçeada Köyleri;

Ada’da bulunan Rum köyleri  orjinalliklerini ve bakirliğini günümüze kadar korumuşlar.  Zeytinli, Dereköy ve Tepeköy Ada’nın en güzel yerleşim yerleri olduğunu söyleyebilirim.

Zeytinli köyü orijinal bir Rum köyüdür. Bakımlı evleri, sokakları, dükkanları, bahçeleri ile muhteşem bir görsel şölen sunuyor. Kiliseleri, çeşmeleri, dibek kahvesi, restore edilmiş eski taş evleri, nostaljik sokakları, çamaşırhanesi, tarihi ilkokulu ile ve oteli ile görülmeye değerdir. Muhteşem manzarası, dibek kahvesi ve damla sakızlı muhallebileri ile en keyif aldığımız yer oldu. “Sıcak kahve” isimli kahvecisin de tatlılara ve dibek kahvesinin tadına doyamayacağınızı şimdiden söyleyebilirim. Kiliseyi evleri ve tüm köyü sokak sokak gezmenizi tavsiye ederim. Köyde Rum nüfus ve Türkler birlikte yaşamaktadır. Rum Köyleri arasında merkeze yakınlığından dolayı en popüler köylerden ve en çok turist alan köylerden bir tanesidir.

 

Tepeköy; Barba Yorgo'nun tavernası ve şarap mahseni, kiliseleri ile gezilmesi gereken bir Rum köyü dür. Sokak sokak gezilmesi gereken bir yer daha.  Barba Yorgo’nun tavernası aynı zamanda Lokanta hizmeti veriyor. Şansınız varsa akşam sirtaki eşliğinde eğlenceye dahil olabilirsiniz.

İki yabancı gibi, karşılıklı iki yakada, uzo ve rakı ile dumanlı kafaları dillerinde aynı şarkı,
Dudaklarında aynı tebessüm kim inanır düşman olduklarına ? 

Gökçeada ve Barba Yorgo anısına...

Asırlık Çınarlar,

Tepeköy'e çıkarken tam sağa (inerken sola) döndüğünüzde 450 yıllık tarihi çınar ağaçlarının olduğu manzarası ile sizi büyüleyen bölgeye geliyorsunuz. Burada buz gibi akan kaynak suyundan doya doya içebilirsiniz. Tepeköy' ün arkasında bulunan volkanik dağa bu bölgeden tırmanabilirsiniz.

Dereköy; tarihi çok eski olan ve nüfüsu yerleşim alanı ile büyük bir Rum köyüdür. Pazar günleri Kilise’de Pazar ayini yapılıyor. Terk edilmiş Rum evlerinin yanında Rum kökenli vatandaşlarımızın yaşamlarını devam ettirdiği Dereköy de konaklama ve kamp alanı mevcuttur .

Marmaros Koyu ve Şelaleler

Dereköy’ü Uğurluya doğru geçer geçmez sağa döndüğünüzde ve şansınız var ise MARAMAROS koyuna inebilirsiniz. Bu ormanlık alan genellikle araç girişine kapalı oluyor. 7 km sonra deniz kenarına inebiliyorsunuz. Burası büyük çakıl taşlı bir sahil fakat deniz muhteşem. Marmaros koyuna giderken  Adaya göre çok fazla yeşillik ve ağaçlık orman yolunda ilerliyorsunuz. Ormanda bulunan ağaçlardan dökülen yapraklar ve kozalaklar temizlenmediği için en ufak bir kıvılcımda yangın çıkma olasılığı çok yüksek.  Sigara severleri lütfen uyarınız.

Şelaleye ulaşmak için bize tarif edilen yolun aksine deniz kenarından başlayıp dereyi takip ederek buz gibi sular içerisinde Marmaros şelalelerine ulaştık. Zakkum ağaçları çam ağaçlarının gölgesinde dere içinden yürüyerek kolay ve  çok keyifli bir yürüyüş yaptık. Dere boyunca irili ufaklı bir sürü şelale var, su pırıl pırıl ve içebiliyorsunuz. Bu muhteşem sulara girmeden geri dönmeyin derim.

Gökçeada’dan Dereköy 'e gelmeden önce Şahinkaya köy var. Bu köy sonradan Karadenizli’lerin meydana getirdiği bir köy. Buradan süt ve süt mamülleri ile taze yumurta temin edebilirsiniz.

Dereköy ’den sonra Uğurlu köyüne ulaşıyorsunuz. Uğurlu; Gökçeada’nın en batı uç noktasıdır. Burada bir balıkçı limanı ve pansiyonlar mevcut. Tarım alanları çok fazla. Her yerde olduğu gibi koyun ve keçiler karşınıza çıkacaktır. Uğurlu limanından sağa dönerek İnce burnuna geliyorsunuz. Deniz için çok ideal bir bölge, güzel kumu ve denizi ile tercih edebilirsiniz. Bu bölgede de çadır kurabileceğiniz alanlar mevcut.

Adanın en sessiz ve Akdeniz ikliminin hakim olduğu alanı Lazkoyu ve Kapıkaya bölgesidir. Burada ayrıca bakanlıklara ait sosyal tesisler mevcuttur. Rüzgarın durumuna göre kısa sürede rüzgarın esmediği koya gidebilir ve dingin denizlerde yüzebilirsiniz.

Gökçeadanın ve Türkiye’nin en batı ucu olarak bilinen Uğurlu Köyünden geçerek Gizli Limana ulaşıyoruz. Uğurlu sahilinde bulunan balıkçı limanından sağa dönünce mavi deniz ve sarı kumları ile Gizli Liman karşımıza çıkıyor. Adanın batı ucunda gidebileceğiniz en son nokta burası. Geniş bir kumsala sahip olan Gizli Liman incecik kumdan oluşan kumsalı çam ağaçlarının önünde uzanan, cennet gibi bir koy. Koyda köylüler tarafından şezlong, şemsiye, büfe, tuvalet ve duş hizmeti veriliyor. Kamp için ideal alanlardan biri olan Gizli Liman gün batımı ile muhteşem bir geceye yerini bırakıyor. Bol yıldızlı konaklamanızı sahilde kum üzerinde yapmanızda hiçbir sakınca olmadığını söyleyebilirim.

Feribotla adaya geldiğiniz kuzu limanından sağa dönerek denizaltı güzellikleri ile dolu Yıldız koyuna gidebilirsiniz. Kayalık bir bölge olan yıldız koyunu da görmenizi tavsiye ederim.

Bir Adaya göre oldukça yeşil ağaçlık ve sulak bir ada olan Gökçeada’yı bir hafta sonu da olsa yaşamanızı havasını insanını hissetmenizi öneririm. Kamp alanları açısından birçok gezi rehberinde unutulmuş olan Gökçeada'nın tamamını doğal kamp alanı olarak kullanabilirsiniz.

Gökçeada, aşkın,huzurun ve doğanın buluştuğu eşsiz güzellikleri koruyabilmiş nadide bir sevgili gibi…

Sevgilerimle

Ali CANTAŞ

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1172
Kayıt tarihi
: 18.01.11
 
 

Köklerim Karadenizin doğusun da doğmuş ve 1500 yıllara kadar dayanan orjinal Türk bir ailenin çoc..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster