Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
1401
 

Gökçeada; Örnek Vandalizmin Uygulaması!

Önceki bloglarımdan birinde(*) vandalizm üzerine yazmıştım ve sormuştum; Türkler vandal mıdır? Sorunun cevabını örnekleriyle yine o yazıda vermiştim!

Bu yazıda ise spesifik ve sistemli olarak -hatta devlet eliyle- gerçekleşmiş bir vandalizm gerçeğine değinmek istiyorum.

Ülkemizin en batı ucu ve en büyük - 285,5 km2 -  adası adası olan Gökçeada, Rum nüfusun yoğun olarak yaşadığı bir yerdi. Rumca ve gerçek ismi İm(b) roz olan Ada -ismi 1970 senesinde Gökçeada olarak değiştirilmiştir-, Fatih Sultan Mehmet devrinden beri Türk idaresi altındadır. Osmanlı zamanında Ada'da Türk nüfusu çok azdı. Sadece görevli idareci ve memur Türkler haricinde geri kalan nüfus tamamen Rum'du. 20. yüzyıl başlarında I. Dünya Savaşı sırasında git geller yaşayan Ada, Lozan Anlaşması neticesinde, 22 Eylül 1923'te Türkiye Cumhuriyeti topraklarına fiilen katılmıştır ..,

Aslında hikaye bundan sonra başlıyor!..

Osmanlı zamanında Ada'ya -ve diğer adalara da- karışılmamış, sadece vergisi toplanmış ve memur yollanmıştır. Bunun sebepleri arasında en önemlisi, Türklerin ada yaşamını bilmemesi ve sevmemesidir. Bu nedenle Osmanlı zamanında Ada'da -ve adalarda- nüfus yerli ve homojen kalmayı başarabilmiştir. Cumhuriyet döneminde ise -özellikle 1950 DP iktidarı sonrası- azınlıklara görece düşmanca yaklaşılması ve bunun devlet politikası haline gelmesi sonucu Ada'da nüfus dengesi Türkler lehine değişmiştir. Bu sistemli politikalar sonucu gerçekleştirilmiştir maalesef!

1921 senesinde 147 muhacirin yerleştirilmesiyle başlanan "Türkleştirme Politikası", . Bu ilk adımı 1947 yılında Sürmene'li 15 hanenin yerleştirilmesiyle devam etmiştir .  .          .  

1965 yılında ise Ada'ya yarı açık bir cezaevi kurulmuştur. Cezaevi sanki bilinçli bir şekilde seçilmiş olacak ki, yarı açık olması nedeniyle kimi zaman mahkumların Ada'ya salınıp Rumların ev ve dükkanlarına zarar verdikleri biliniyor! Özellikle 6-7 Eylül 1955 Olayları ve 1974 Kıbrıs Harekatı sonrası bu olaylar iyice Rum vatandaşlara eziyet şeklini almıştır. Bu süreçte birçok Rum Ada'yı terketmek zorunda kalmıştır! Yani zımnen de olsa Ada yerli halkı, Devlet eliyle cezalandırılmıştır!..

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Hukuk İşleri ve İnsan Haklan Komitesi'nin, Bozcaada ve Gökçeada ile ilgili raporu "1964 yılından sonra yürürlüğe giren politikaların sonucu olarak çoğu Ada'lı Rum, kendileri ve çocukları için Ada'da bir gelecek olamayacağını belirgin şekilde gösteren yerel kovucu faktörlere maruz kaldı" cümlesi ile başlıyor.

*****
 
İskan -Türkleştirme-politikası 1970'li yıllardan sonra ise daha hızlı şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu tarihe kadar Ada'da 5 köy varken -Kaleköy (Kastro), Tepeköy (Agridya), Eski Bademli (Panaghia Balomeni ), Dereköy (Şinudi), Zeytinli (Aya Teodori)- bundan sonra Türkler için kurulan yeni köylerle birlikte köy sayısında artış gözlenmiştir. Buna göre;

* 1973-74 yıllarında Trabzon Çaykara Şahinkaya Köyü'nden getirilen sakinlerin oluşturduğu yine aynı isim verilmiş olan Şahinkaya Köyü,

* 1984 yılında Isparta'dan 93 hane çiftçi ve Trabzon'dan 25 hane balıkçının iskan edilmesiyle Yeni Bademli Köyü,

* 1985-86 yıllarında Isparta, Muğla, Burdur illerinden göçer yörüklerin yerleştirilmesiyle kurulan Uğurlu Köyü,

* 1990'lı yıllarda Erzurum, Yatağan ve Bulgaristan'dan gelen muhacirlerin yerleştirildiği Şirinköy,

* 2000'li yılların başında, baraj altında kalan Biga'nın Eşelek Köyü'nün yine aynı adla Eşelek Köyü kurulmuş ve Ada'nın nüfus yapısı; giden Rum halkın yerine Anadolu'dan -ve tabi Bulgaristan'dan- gelen Türk nüfusun yerleştirilmesiyle Rumlar aleyhine bozulmuştur. Günümüzde 8830 kişinin yaşadığı Gökçeada'da 250-300 kişilik bir Rum popülasyon kalmıştır. Rumlardan kalan evler ise yağmaya ve yıkıcılığa uğramıştır. Sanırım Devletimiz'in istediği gerçekleşmiş oldu!

Ayrıca Ada'daki Rum köylerinin isimleri de Türkçeleştirilerek ayrıca bir kültürel vandalizm uygulanmıştır!

Tüm bunlardan sonra halen Ada da kalmayı başarabilen yaşlı bir Rum bayanın dediği ise çok çarpıcı; "Artık burada doğum yok sadece ölüm var..."

*****

2006 senesinde Gökçeada'ya gittiğimde, 1970'li yıllarda Türkiye'nin en büyük köyü olan Dereköy'ü de gezmiştim! Rum vatandaşların boşalttığı köyde, 20-25 hane yaşıyordu. Köyün merkezinde bulunan ve kapalı olan ilkokul binasını gördüğümde şaşırmıştım: Rum çocuklarına eğitim vermek için yapılmış okulun istinad duvarında, yaklaşık 1 metrelik devasa puntoyla yazılmış şu ibare hem ajite ediciydi, hem irrite ediciydi,  hem de faşizm kokuyordu:

TÜRK! SEN HERŞEYE KADİRSİN!

Eh buna Vandalizm demek yanlış olmaz heralde!

 

(*) Vandalizm Nedir? Türkler Vandal mıdır? adlı blog.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Azınlıklar; kültürleriyle,yaşam tarzlarıyla bir ülkenin renkliliğidir.Kemal Anadol,bu konuda yazdığı bir kitabının tanıtımında "Cunda Adası","Alibey Adası"olarak değişmesinin gereksizliğine vurgu yapmıştı.Evet,bırakalım Anadolu,tarihsel kültürüyle kalsın.Avrupa da Osmanlı kültürünü ülkelerinden silmesinler ki kültür kaynaşması olsun.Selamlar.

Hüseyin Başdoğan 
 29.11.2014 12:45
Cevap :
Sayın Hocam öncelikle ellerinizden öperim. Evet, Anadolu değerler zengini bir yurttur. Bu değerler biraradayken daha güzel ve daha yaşanılası oluyor. Ancak bizi idare edenler maalesef bu zenginlikleri bir tehdit gibi görmüşler ve uygulamalar bu yönde olmuş. Yurtdışındaki Türkler'e yapılan vandallıkları da unutmuyoruz tabi. O da aynı zihniyetin eseri. Saygılarımla, esen kalın.  30.11.2014 15:36
 

Eh, sen kendi ülkendeki azınlığa böyle davranırsan, başka ülkelerdeki soydaş ve dindaşların için söyleyecek sözün kalabilir mi? Yoksa soydaşlarımıza yapılan zulüm karşısında çaresiz keldıkları için mi evdeki azınlıklara bu zulmü uyguluyorlar? Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 10.11.2014 11:37
Cevap :
Sayın Cengiz merhaba. Valla, dar kalıplarla düşünmek yerine olaylara geniş perspektiften bakmak daha doğru tespitler ve çıkarımlar yapmamızı sağlıyor. Bu olayda da öyle maalesef. Öteki kavramını içselleştirip, gündelik hayatta uygulamanın sonucu böyle sonuçlar doğuruyor. Sizin de tespitiniz gerçekten gerçeği söylüyor. Saygılarımla, esen kalın.  12.11.2014 20:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 7771
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster