Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
635
 

Gökova-Akyaka Nail Çakırhan evi ve bir karma sergi

Gökova-Akyaka Nail Çakırhan evi ve bir karma sergi
 

Mehmet ERBİL: Sergiden bir görünüm


Nail Çakırhan evini dolaşmak istedim. İyi ki de istemişim. Beni çok ilgilendiren bir etkinlikle karşılaştım. Üç genç sanatçı arkadaşın sergisiyle karşılaştım. Linol Baskı çalışmaları yapmış bu üç arkadaş. Bir araya gelmişler, Akyaka’da "AĞAHAN MİMARLIK ÖDÜLÜ" almış bu binada omuz omuza vermişler güzel bir sergi açmışlar. Özenli bir sergi düzenlemesi karşılıyor sizi. İzleyenleri çoğunlukla gezginler(turistler).  İlgileri oldukça yoğun. Bu genç arkadaşlar için mutluluk verici bir durum.

Sergiyi açan genç arkadaşlar, Muğla Güzel Sanatlar Lisesi’nde çalışan üç resim öğretmeni arkadaş.

Türkan Hasbay; 1962 İzmir doğumlu. 9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümü mezunu.

Nilüfer Aktarıcı; 1971 Muğla doğumlu. 9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümü mezunu.

Ebru Baran; 1972 Ankara doğumlu. Gazi Üniversitesi Resim Bölümü mezunu.

Bu üç arkadaş omuz omuza vermişler baskı çalışmaları yapmışlar. Linol baskı örneklerle çıkmışlar Akyaka ve Akyaka’ya gelen gezginlerin karşısına. Özenli çalışmalar yapmışlar. Siyah-beyaz denge iyi kurgulanmış. Güncel yaşamdan örneklerle yola çıkılmış insan yaşamından kesitler dikkat çekici . Ben bir rastlantı sonucu görme fırsatı buldum. Tam da serginin açılış günüydü. Fazla zamanım yoktu, arkadaşlarla sanattan, Güzel Sanat Liseleri’nden söz ettik. “Temel sizsiniz, güç sizde” dedim. Çalışmayı, öğrencilere özveriyle sanat aktarmayı sürdürmek gereğine değindik birlikte. Hoş bir söyleşi idi. Keşke zamanın daha fazla olsaydı.

Ayrıldım. Usumda hoş bir görüntüler yumağı kalacak.

Nail Çakırhan evine de böyle etkinlikler çok yaraşıyor doğrusu. Özgün yapı içinde özgün baskı ürünleri güzel bir birliktelik ve bütünlük oluşturuyor. Sokak kalabalık. Sergi kalabalık. Sanatla buluşanlar iki yönlü mutluluk yaşıyorlar. Hem Nail Çakırhan düşüncesinin ürünü yapıyı doya doya izliyorlar, içlerine sindiriyorlar, hem de bu üç sanatçının yapıtlarını!

Ben çok mutlu oldum. Mutlu olanları gördükçe de bu mutluluk katlanarak yer aldı düşüncemde. Genç sanatçı arkadaşları kutluyorum.

Oradan ayrılıp kıyıya doğru yöneldim. Nail Çakırhan’ın açtığı çığırda yapılmış yapıları izleye izleye sanat sokağına dek ulaştım. Sanat sokağı denmiş ama, burada sanat değil zanaat var. İşi kazanca dökmüşler. Üretim ve satış endişesi ağır basıyor. Çok alçak gönüllü, ne yaptığını, ne sattığını bilen el sanatları ustaları çoğunlukta. Falcılar, dövme yapanlar burada kendilerine yer bulmuşlar. Midye kabuklarını değerlendirip küçük hediyelik eşyalar üretenler çoğunlukta. Boncuktan yapılmış kolyeler, küpeler boy boy… Tezgahlara dizmişler, alıcılarını bekliyorlar. Anlayışlı, sevecen bakışlar var çoğunda. Alıcılara gerekli davranış kuralları içinde yaklaşım gösterenler çoğunlukta… Arada bir de kendini boyundan büyük görenler de var.”Bu tasarımları ben yapıyorum. Fotoğraflarının çekilmesini istemiyorum.” deyip burunlarını havalandıranlar da oluyor. Sen ne denli dersen de; öykünmek(taklit etmek) isteyen, gelir üç-beş kuruş verir alır ve yapmak istediğini yapar. Havalanmaya, havalara girmeye hiç gerek yok. Hem yapılan işler satış ve kazanç getirici bir ön koşulla yapılıyorsa, pazara hemencecik çıkarılıyorsa, çokça benzer biçimler yapılıyorsa ortada zanaat ürünleri boy göstermeye başlamış demektir. Öyle “taklit” ediliyorum havalarına girmeye gerek yok kanısındayım. Sanatsal ürünler gelip geçici heveslerle değil, kalıcı olmak amacıyla alınıp korunur. Yıllar, asırlar geçse de sanat yapıtı tükenmez. Çünkü güncel değildir, kalıcıdır. Bir heves alınıp, bir süre kullandıktan sonra işlevini tamamladı diye atılmaz ya da bir kenara bırakılıp unutulmaz.

Yaratıcılık, özgünlük, pazara çıkmakla olmaz. Sanat ortamında boy gösterip yer etmekle olur. Zamanı, yılları verip; usanmadan çalışmakla olur, satış yapacağım diye değil.

İçtenlikli, sevecen Sanat Sokağı sakinlerine bol kazançlar diliyorum.

Sabırları bol olsun.

Mehmet ERBİL

www.mehmet-erbil.tr.gg 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne çok güzel hangi tarihte geldiniz? Dün akşam bembeyaz bulutlar inmişti dağlarının içine. Su gri, gökyüzü gri,toprak ıslakdı. Yağmura vurmuştu belki de yalnızlıklar sırılsıklam GÖOKOVA'da. Ak yakalara vuran köpüklü sular, melodiyi andıran koyların şırıltısı, ördeklerin azmaktaki süzülüşü, gökyüzü griydi biraz yeryüzüne karışmış. Dağlarından yankılandı bulutlar üstüne bir şey gelmesin diye örttüler eşsiz güzelliğin çok mutluydu gelenler, ördekler eşlik etti sulara bu güzelliği... Selam ve sevgiler...

Nabide Kılınç 
 23.11.2011 10:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 713
Kayıt tarihi
: 29.09.11
 
 

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi-Yüksek Lisans Resim-19 kişisel Resim Sergisi Yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster