Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '07

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
600
 

Gökyüzü mavisi yanıbaşımda

Gökyüzü mavisi yanıbaşımda
 

Bavulumu havaalanının uzun koridorlarında çekerek check-in sırasına doğru ilerliyorum. Havaalanı binası her zamanki gibi hareket halinde. Bavulunu teslim edenler, etmek için bekleyenler, çocuklu, çocuksuz, iki sevgili ya da yalnız bir sürü yolcu, zamanı ve mekan değişse de, aynı kaderi paylaşıyorlar: Bir ayrılık ve yeni bir kavuşma... Önümde bir kaç kişi var. Ne kadar çok ve ağır bavul görüyorum. Halbuki benimki nispeten ufak ve sadece tek bir bavul. Tekrar göz gezdiriyorum etrafıma, kimisi gazatesini okuyor uçağını beklerken, kimisi de kafelerden birinde oturmuş, yolculuk öncesi son kahvesini yudumluyor. Sıram geldi işte. Şık üniformasının içinde bir bayan gülümseyerek biletimi alıyor. “Şey” diyorum. “Mümkünse cam kenarı olabilir mi?” .”Elbette” diyor ve etiketi yapıştırarak bavulumu alıyor ve biletimi geri veriyor. Ben de başlıyorum beklemeye.Uff, zaman da hiç geçmiyor, neyseki yanıma kitabımı almıştım. Ama okuyamıyorum ki, heyecanlıyım çünkü. Hayır ilk yolculuktan değil, her yolculuğumda aynı heyecanı yaşıyorum. Bu “her” kelimesi sıklığı ifade etmediğini, sadece bir kaç defa uçtuğumu dipnot olarak belirtmek istiyorum...

Evet nihayet benim uçağıma giden kapı açıldı. Merdivenlerden aşağı iniyor ve otobüse biniyorum. Otobüs beni uçağıma götürürken, alanı turluyoruz nerdeyse. Yolculuğunu tamamladıktan sonra aprona yaklaşan uçakları seyrediyorum. Bu sırada bir başka uçak havalanmaya başladı. Bir uçağı havalanırken görmek müthüş keyif veriyor bana...süzülür gibi adeta. Evet uçağa geldik nihayet. Otobüsten inerek uçağın merdivenlerine doğru ilerliyoruz. Uçağa girdikten sonra cam kenarındaki yerimi buluyorum. Bütün yolcular ve uçuş ekibi uçmaya hazır: )

İşte başlıyor. Önce yavaş yavaş pistte ilerliyoruz. Sanırım iki üç dakika sürüyor bu ilerleyiş. Ah, durduk! Birden motorların sesi duyulmaya başlıyor. Uçak artık müthiş bir hızla ilerlemeye başlıyor. İşte adrenalin dolu ana yaklaştık! Pist üzerinde giderken artık yerde olmadığımızı hissediyorum.Evet yükseldik ve hızla yükselmeye devam ediyoruz. Bir yandan heyecanlanıyorum, kalbim küt küt atıyor, yoksa korktum mu? Ama hoşuma da gidiyor. Şehir gittikçe ufalıyor. Bulutları kelimenin gerçek manasıyla delerek tam da “bulutların üzerine” çıkıyoruz. Artık evler, insanlar, parklar, medeniyet uzakta kaldı; yalnızca bulutlar var. Beyaz beyaz pamuk gibi bulutlar. Bulutlar üstümüzde değil artık, altımızda. Güneş ışığı bulutların arasından süzülüyor ve yeryüzünü ısıtıyor tıpkı benim içimi de ısıttığı gibi. Ne oldu sarsıldık mı biraz önce? Yok canım geçti hemen, arada olabilir doğal böyle şeyler. Yine de kalbim hızlı hızlı atıyor. O sırada çay ve kek servisi yapılıyor. Dergi okuyabilirim aslında sayfaları karıştırıyorum ama dışarısını seyretmek daha ilginç geliyor. Dikkatli bakınca, bulutların seyreldiği yerlerde dağları ve ovaları görebiliyorum. Yeşil ve kahverengi buğulu gözüküyor bulutlardan bakınca. Havanın her zaman bu kadar güzel olmadığını bir başka yolculuğumdan hatırlıyorum. Gece yolculuğu yaptığım bir seyahatimde şimşeklerin çaktığını ve çok yağmur yağdığını hatırlıyorum.... ve pilotumuz uyardığı halde türbülansa girdiğimizde, uçağımızın bir saniyelik inişinden korktuğumu...ve hemen sonrasında durumun düzelip tekrar rahatladığımı....ve önümdeki yolcunun beni rahatlatmak için türbülansın ne olduğunu coğrafik yönden açıklayışını....ve her yolcuğulumun aslında ne kadar konforlu ve güven içinde geçtiğini....Uçağın kanadı hafif aşağı gösteriyor bu sırada, demek ki dönüş yapıyoruz. Hostes uçağın havaalanına varmak için inişe geçtiğini anons ediyor. Yeryüzünün maviliği, denizin maviliğine karışşa da hemen farkediliyor güneşin parlattığı su. Hızlanıyoruz, hissediyorum artık iniyoruz. Yine bulutların arasından geçerken hafif sallanıyor uçağımız, uçağı gıdıklıyor sanki muzipçe: ) Evler, caddeler, yollar, arabalar belirginleşmeye başlıyor. Artık piste inmek üzereyiz. Tekerleklerimiz piste değiyor ve uçağımız aprona varıyor. Değişik bir deneyim diye düşünürken yolculuğum kalp çarpıntısıyla karışık ama yüzümde mutlu bir ifadeyle sona eriyor.

Resim: http://suche.games.web.de/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne kadar güzel anlatmışsınız, sade ve abartısız. Kalp çarpıntılarınızı ve duygularınızı. Ben de tutkunum o kalp çarpıntılarına.. Adrenalin etkisi diyorlar biliyorsunuz. Galiba bende bağımlılık yaptı adrenalin. Uçmadığım günler çoğaldıkça öazlemim artıyor. Mutlu uçuşlar diliyorum. saygılarımla

Talip Bölükbaşı 
 01.03.2007 12:24
Cevap :
Yorumunuz için Teşekkür ederim Talip Bey. Uçmak korkuyla karışık bir keyif sanırım :) Bol uçuşlu günler dilerim :)Saygılar  01.03.2007 20:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 671
Kayıt tarihi
: 27.12.06
 
 

Karadenizin en güzel şehirlerinden birinde, Samsun'da doğdum. Üniversiteyi İstanbul'da okudum. Kısa ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster