Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '20

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
15
 

GÖLCÜK TURU

 

Kurban bayramının ardındaki Pazar günü Göldosk’un faaliyeti olmadığından dostum Ahmet beyi aradım. Daha,

- Ne yapıyorsun derken,

- Isparta’ya geleyim de biraz yürüyelim dedi. Eğirdirden tanırım dostumu ilçenin kaldırımları birlikte arşınlarken az mı tartışmıştık. Biz bu fikir alış verişlerine kendimizi kaptırınca nerelerde yürüdüğümüzü filan unuturduk. Hatta önümüzdeki muhteşem manzaraları bile göremez olurduk.

Pazar sabahı emektar arabamla kendisini köy garajından aldığımda Fikret beyle konuştuklarını, üçümüz birlikte Gölcüğe gitmek istediklerini belirtti. Gölcük Isparta’ya çok yakın bir doğal koruma alanıdır. Merko avm nin önünden Fikret beyi almak için durduğumda açık bir bakkaldan ekmek alalım teklifimi ikiletmeden hemen kayboldu. Geldiğinde kucağı doluydu.

- Abartmışsın Ahmet Bey dememe kalmadan geçti oturdu. Gölcük krater gölü girişindeki piknik yerinde sabahın o saatinde fotoğraf çekimi için gelen gelini ve beraberindekileri görünce şaşırdık. Yorumlarımız sona ermeden geçiş ücretini ödeyerek içeri girmiştik.

Hava güneşli, etrafımızı saran çeşitli çam ağaçlarından yeşile doymuş olarak aracımızı yol kenarında park ederek tabiat parkı içindeki krater gölü sahiline indik. Daha önce kulüp olarak kamplı gelinen etkinliğini hatırladık. Yavaş adımlarla gölü tavaf eden kumsalda ilerliyorduk. Eski bir güz yağmurunun izleri yumuşak toprakta hissediliyordu. Çevremizdeki ağaçlar ise mevsimin modasına uyarak, yeşillerini çıkarmış sarının tonlarına bürünmüştü. Etrafını seyreden dostum, sarı sonbahar diyerek iç çekti. Evet, artık sarı sonbahardı. Tembel çiçeklerde aceleci tavırlarla gezen birkaç kelebek sanırım yolculuk için çantalarını topluyordu. Fazla yorum yapmayı bir yana bırakarak etrafı ışıtan güneşin tadını çıkarmak için sahildeki ağaç bir masaya oturduk.

Böyle bir günde bir süre oturunca damarlarımıza işlemiş geleneklerimizin sesini dinleyerek küçük bir ateşi canlandırdık. Önce bir ısınalım derken kenara yığılan kuru dallarla iyice coştuk. Ateşin közleri oluşurken ben daha önce hazırlanan köfteleri çıkardım.Bu gün Fikret beyin suskunluğu üzerindeydi.Dostum ne kadar şakıyorsa o da o kadar susuyordu.Sadece o mu Gölcük sessiz,dalgalar usulca soluyor,rüzgar  gürültüsüz esiyordu.Kuşlar bile ses çıkarmaktan çekinen bir halleri vardı.Sanki bütün Gölcük sakinleri işlerini bitirmiş bir şeyleri bekler gibi durumları vardı.Şenlendirme çabalarımız sonuç vermeyince bizde eşyalarımızı yavaştan topladık.

Otomobille geçerken baktık,gelin ve yanındakilerde gitmişti.Isparta’ya doğru yol alırken sanırım bu güzelliğin erken bitmesinden olacak, kimse konuşmuyordu.Fikret beyi arabasına,Ahmet beyi Eğirdir minibüslerine bırakınca insanın böyle dostlarının olması ne güzel diye düşündüm.İyi bir dost güneş gibi ısıtır,ana misali  sarar,sarmalar.Onların yanında zamanın nasıl geçtiğini anlayamazsınız.Bugün doğa dostlarıyla birlikte olmanın ayrıcalığını hepimiz benliğimizde yaşamıştık.

Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 25
Kayıt tarihi
: 25.07.20
 
 

herkese iyi günler dilerim,Isparta doğumluyum,  teknik öğretmenim.TDF Dağcılık eğitimi aldım.Doğayı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster