Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

26 Mayıs '16

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
55
 

Gölgesi hiç bir zaman kaybolmayacak ulu bir çınarın ardından…

Gölgesi hiç bir zaman kaybolmayacak ulu bir çınarın ardından…
 

Türkiye çok büyük bir iş adamını kaybetti. Çanakkale yeri doldurulmayacak bir vatan evladını, gerçek bir Çanakkaleliyi kaybetti…


Türkiye çok büyük bir iş adamını kaybetti.

Çanakkale yeri doldurulmayacak bir vatan evladını, gerçek bir Çanakkaleliyi kaybetti…

Çan ve Yenice gerçek bir evladını kaybetti.

Nevruz köyü her şeyini kaybetti…

Kursağında ekmeği olanlar babalarını, dedelerini kaybettiler.

Maddi manevi sorunu olanalar en büyük hayırseveri kaybettiler.

Eğitim camiası en büyük eğitim gönüllüsünü kaybetti.

Adını taşıyan okullar en büyük hocalarını ve arkalarındaki güçlerini kaybetti…

Birçok cami bir gönül adamını ve hayırseverini kaybetti…

Sayın Hacı İbrahim Bodur’u yakından tanıma mutluluğunu yaşayanlar gerçek bir halk adamını kaybetti.

Çocukla çocuk olan, köylüsü ile iç içe olan, bir tek köylüsünü bile ihmal etmeyen, köylüsünün zor zamanlarında onların yanında olan, köyüne geldiğinde evinin kapılarını herkese açan, yemek sofrasında misafirleri ile sohbet etmekten büyük keyif alan, köyüne her gelişinde biz öğretmenleri davet eden ve sorunlarımızı sorup, okulun başarı durumunu duydukça gözleri yaşaran, bir sorun ilettiğimizde yanındakilere “hemen ilgilenin” diyen Hacı İbrahim Bodur’u yakından tanımanın mutluluğunu yaşamış birisi olarak onu kaybetmekten üzüntü duydum.

Sayın Bodur’un Köyü olan Yenice’nin Nevruz Köyünde 4 yıl okul müdürlüğü görevinde bulundum. Çalıştığım süre içerisinde hem kendisi ile hem de yakın çevresinde bulunanlarla tanıştım. Okulun fiziki sorunları olsun, öğrencilerimizin özel sorunları olsun, her zaman yanımızda oldular.

Hiç unutmam, öğrencilerimden birisinin ciddi kalp sağlığı sorunu vardı. Ailesi çok garibandı. Doktora götürecek, tedavi ettirecek durumda değillerdi.

Çocuğun babası bana gelip durumu anlatınca çok üzüldüm. Ne yapabiliriz diye çalışma arkadaşlarıma sordum. Sağ olsunlar, hepimiz kendi gücümüzde yardımcı olarak biraz para toplayıp doktora gönderdik. Teşhis konulmuş ama tedavi için 10 bin lira masraf olacağını söylemişler.

Umutsuza yanıma gelen babası durumu anlattı. Biran durdum düşündüm ve Bodur ailesine ulaşmaya karar verdim. Sayın Bodur’un sağlık sorunları olduğundan kızı Zeynep hanıma yönlendirdiler. Kendisi ile görüşemedim, yurt dışı ziyaretindeydi. Sekreterine durumu anlatıp öğrencimizin tedavisi için gerekli olan 10 bin lira yardım yapıp yapamayacaklarını öğrenmek istediğime dair notumu bıraktım.

İki gün sonra telefonum çaldığında hesap numarasını istediklerini ve yardımın vakıf yoluyla falan değil bizzat Zeynep hanımın kişisel hesabından yapılacağını söylediler. Para anında hesabımıza geçti.

Ertesi gün öğrencimizi ve ailesini Bursa Üniversite hastanesine gönderdik. Öğrencimizin tedavisi yapılarak geri döndüler. Hepimiz mutluyduk. Öğrencimin babası sadece 3 bin lira masrafın çıktığını söyledi. 7 bin lira hesabımızda duruyordu. Ertesi gün Zeynep hanımın sekreterini arayarak kendisine çok teşekkür ettiğimizi, öğrencimizin sağlığına kavuştuğunu söyleyerek kalan parayı hesabına göndermek istediğimiz söyledik ve bir başkasına gerekli olur düşüncesi ile parayı hesaplarına iade ettik. Bu süreç içerisinde ne kadar çok mutlu olduğumuzu anlatamam. Bu sadece Bodur ailesi ile ilgili yaşadığım bir tek anı.

Sayın Bodur Nevruz’a her gelişinde öğrencilerimizle beraber karşılardık. Öğrencilerimiz helikopteri havada gördüğü an “Bodur dedemiz geldi” diyerek sevinç gösterilerinde bulunurlardı. Bodur dedeleri helikopterden indikten sonra öğretmen ve öğrencilerimiz Bodur dedemize hoş geldin deyip elini öpmek için sıraya girerlerdi.

Öğrencileri görünce yakın korumasına dönüp “Erdal çocukların harçlığını dağıt” derdi. Bodur dedelerinin elini öpen her öğrencimize okudukları sınıfa göre harçlık dağıtılırdı.

Evine gittiğinde köylülerinden yanına kim gelirse gelsin boş dönmezdi. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyaçları mutlaka karşılanırdı. Köyüne her gelişi sevinç yaratırdı. İftar sofrası olsun, yemek davetleri olsun çok büyük bir kalabalıkla gerçekleşirdi. Evinin bahçesinde sevenlerini gördükçe gözlerinin içinin güldüğünü görüyordum.

Kendisinden, çocukluğu ve gençliği ile ilgili anılarını dinlemenin keyfini yaşadım. O anlattıkça ben kendi adıma siyah beyaz bir film izliyormuşum gibi bir duygu içerisinde olurdum.

Çünkü Sayın Bodur, Türkiye’nin sanayileşme tarihinin bir simgesiydi.

Sayın Hacı İbrahim Bodur’un şahsında hem insani meziyetlere hem iş dehasına sahip bir kişilik gördüm.

Nevruz köyünde bulunan babasından kalma evin bahçesinin bir duvarına seramikle yaptırmış olduğu babasından bugüne uzanan sanayileşmeyi hikâyesini anlatan tablo gibi tarihçe görenleri yıllar öncesine götürmeye ve düşündürmeye yetiyor bile.

Babasının merkep sırtında tütün ticareti yapması ile başlayan sanayileşme süreci bugün Türkiye’nin en önemli sanayileşmesini gerçekleştirmiştir.

Kendisini yakından tanıyanların Sayın Bodurla ilgili birçok anılarının bulunduğunu biliyorum. Nevruz köyünde yaşayanların çok değerli anıları olduğu da muhakkaktır.

Her anısı bir öğreti olan Sayın Hacı İbrahim Bodur’u rahmetle anarken, Kale gurubuna ve bütün ailesine başsağlığı ve sabır diliyorum.

Ali Galip AKYILDIRIM

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 308
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster