Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '06

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
2497
 

Göllerimizi kim kurtaracak ?

Göllerimizi kim kurtaracak ?
 

Hocanın gölü Akşehir...

Ve diğerleri...

Göllerimizin durumu da hiç iç açıcı değil doğrusu. Göllerimiz hem kirleniyor, hem küçülüyor. Yine bu konuda yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’nin göllerinin durumu şöyle:

Tuz Gölü: 1997’de 260 bin hektar alanı kaplarken, yedi yılda 160 bin hektara kadar düştü. Konya’nın kanalizasyon ve tarımdan dönen suların arıtılmadan göle verilmesi, en büyük tehdit.

Akşehir Gölü: Nasrettin Hoca’nın yoğurt mayası çaldığı göl olarak da bilinen Akşehir Gölü’ne akan su, baraj ve göletlerle engelleniyor. Su seviyesinin azalması, göl kenarlarını bataklık haline getirdi. Ayrıca Akşehir ve çevresinin kanalizasyon atıkları da arıtılmadan göle bırakılıyor. 15 yıl önce 350 kilometrekarenin üzerinde alana sahip gölün toplam alanı 30 kilo metrekareye, en derin yeri ise 1 metreye kadar düştü. Geçimini gölden sağlayan 5 bin aile de bu nedenle göçe başladı.

Gâvur Gölü: Kahramanmaraş’ta sıtman ile mücadele için dev kanallarla Aksu ve Ceyhan Nehri’ne bağlanan gölün, 7 bin 125 hektarı 1950'li yıllarda kurutulmuştu. Gölün taban suyu, kısa sürede çok altına düştü.

Beyşehir Gölü: Göl kıyısında kumullaşma, erozyon, sualtın bitkilerinde artış, balıkların yumurtlama alanlarında bozulma başladı. Balık türlerinde büyük azalma var. Atıklar ve tarımdan dönen sular gölü tehdit ediyor.

Eber Gölü: Afyon-Bolvadin’inde bulunan Eber Gölü, 30-40 yıln öncesine kadar kuş ve balık cennetiydi. Yöre halkının önemli geçim kaynağı olan göldeki aşırı kirlilik önce kuş ve balık türlerini, sonra da bölge halkını tehdit eder oldu. Gölde su seviyesi sürekli düşüyor. Yağışların az olması nedeniyle son yıllarda göl beslenemiyor. Buharlaşmanın yanında sulama, gölün su seviyesinin düşmesine neden oluyor.

Avlan Gölü: Antalya-Elmalı sınırların içinde bulunan göl, Devlet Su İşleri tarafından 1970’te tarım için kurutuldu. Toplam 26 bin dönüm alana sahip olan göl, kuruyunca çevrede iklim değişti, elmalar kurumaya başladı. Taban suları azaldı. 1997’de köylüler binlerce imza toplayıp Başbakanlığa müracaat etti. DSİ gölü yeniden oluşturdu. Gölün 9 bin dönümünde su tutulmaya başlandı. Ancak, son iki yıldır kuraklık nedeniyle göl yeniden kurumaya başladı.

Bunlar birkaç örnek. Böyle daha birçok örnek var ülkemizde. Araştırma şunu gösteriyor ki, 50 yılda üç Van Gölü büyüklüğünde su alanımız kayboldu. Bir ülkenin su yönünden zengin sayılabilmesi için kişi başına 10 bin metreküp su düşmesi gerekirken, Türkiye'de bu sayı 1430 metreküp. Çok şeyi Avrupa Birliği kriterlerine uydurmaya çalışırken, su bakımından kılımızı bile kıpırdatmıyoruz. Kurutulan sulak alanlar için önlemler alınmaz, sulak arazinin, göllerin, nehirlerin yanındaki endüstriyel kuruluşlar hâlâ önlem almakta direnir, vurdumduymazlığa devam ederse, AB ile müzakerelerin "su" bölümünde Türkiye’nin başı hayli ağrıyacak, gibi gözüküyor.

Dikkat ...!Göllerimiz ve yer altı sularımız hızla tükenip yok olmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 358
Toplam yorum
: 1564
Toplam mesaj
: 176
Ort. okunma sayısı
: 4494
Kayıt tarihi
: 05.06.06
 
 

İstanbul Kadıköylüyüm.Yardım seven, sevimli bir insan olduğumu söyler dostlarım... Eşimi, kızımı,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster