Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
732
 

Gom

Nedir bu üzerimdeki melankoli. Beş dakika önce yoktu oysaki… Çok güzel haberlerle başlayan başka bembeyaz bir Paris günü… Luxembourg bahçesinde soğuk, hiç tasasız yere damlayan, havada uçuşan kar taneleri ile yapılan bir yürüyüş. Kadın kraliçelerle yapılan soğuk tanışmalar. Aslında soğuk olan bu heykeller değil.

Soğuk Fransız kadınları… Sevgi adına, aşk ateşiyle nasıl eriyor bu insanların kalpleri bilmiyorum. Havası soğuk burasının… Haliyle kanlarını da dondurmuş bu hava ciğerlerinde yaşadığı insanlarının. Ne tuhaf şehir bu… Sabah kar; şimdi ise güneş açtı.

Kar mı topluyor ne? Ruh halim çok değişken. Bu tutarsızlığı burada mı edindim yoksa daha önceden mi vardı bilmiyorum. Karşı çatıdaki karlar gibi birdenbire eriyip gidiyor neşem veya hüznüm. Anlam veremiyorum ancak hoşuma gitmiyor da değil bu huyum. Sanki hayatımı dolu dolu yaşamamı sağlıyor. Tadını çıkarıyorum. Zamanı donduruyorum. Belki geliştirirsem geriye de alabilir miyim? Almak istiyor muyum? Bu zor bir soru. Cevaplaması korkutucu. En azından zamanı şu an geriye, bir-iki ay öncesine falan almak istemediğim kesin. Yarın gözümü açıyormuşum, bir de bakmışım tam gideceğim güne uyanmak yerine ilk geldiğim güne uyanmışım. Evet, bazen bir filmde yaşıyormuşum gibi hissediyorum kendimi. Başrolde ben. Mutlu veya mutsuz hiç bitmesini istemediğim bir film. Sonu benim cenaze törenimde biten.

Nerden çıktı bu saçma sapan üzüntü-melankoli hali? Yarın gidiyorsun. Sevdiklerin seni bekliyor. Sen onlara kavuşmanın heyecanı içindesin. Gene ani ruhsal dönüşüm işte. Ve gene mutluluk… Mutlu olmak bu kadar kolaysa neden hüzün içerisinde herkes? Neden bütün mutluluklar geçici? Neden kalıcı bir mutluluk yaratamıyor insan? Sarhoş olmak mı lazım mutlu olabilmek için kalıcı olarak? Kaldı ki o da sonsuz değil. Mutlu olmanın, mutluluğu yaratmanın bir takım bedelleri var aslında. Olgunluğumuz bu gözyaşlarından geçtiği için. Mutluluk ne kadar olgun olduğumuzla alakalı… İşte bu yüzden gözyaşlarına çok ihtiyacımız var.

Gözyaşı, olgunluk ve mutluluk: “GOM”!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 530
Kayıt tarihi
: 03.06.10
 
 

2011 Sorbonne Üniversitesi (Paris-IV) Modern ve Yakın Tarih Doktora •2009-2010 Sorbonne Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster