Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
445
 

Gönen Mezunlarının 2009 buluşması

Bu Blogda daha önce de duyurduğum gibi, bu seneki buluşmamız 13 Kasım Cuma sabahı Side Sueno otelin lobisinde sarılmalar, kucaklaşmalarla başladı. Organizasyonun birinci derecede sorumlusu olan Mustafa Deniz resepsiyonda gelenleri yerleştirmeye çalışıyordu. Öğle yemeğine kadar zaman, herkesin girişlerini yapıp, odalarını görüp, eşyalarını yerleştirmeleriyle geçti. Yemekten sonra lobide, önce küçük gruplar halinde aynı sınıflarda okuyanların toplaşmaları, masaların birleştirilmesiyle daha büyük gruplara dönüştü. Sonra da otelin bahçesinde Türk Kahvesinin önünde daha büyük bir daire oluşturuldu. Gün boyu bu ilk karşılaşma ve hal hatır sorma ve eskileri yad etme toplantıları devam etti. Akşam yemeğinden sonra Gönen Mezunları için hazırlanan salonda toplandık. Mustafa Deniz esprileri, fıkraları ile olayı toplu bir eğlenceye dönüştürmeye çalıştıysa da, uzun süredir görüşmeyen arkadaşların sohbetini kesmek de pek de başarılı olamadı. İlk geceye toplu davranışlardan ziyade, grup sohbetleri damgasını vurdu diyebiliriz. İkinci gün çevre gezileri, otel içi aktiviteleri ve grup sohbetleriyle geçti. Fakat akşam yemeğinden sonraki salon toplantımız bu kez dolu dolu geçti ve toplu eğlence açısından, bana Gönen’deki sınıf gecelerimizi anımsattı. Gece boyunca şarkılar, türküler ve şiirler okundu. Anılar anlatıldı. Yöresel oyunlar oynandı ve danslar yapıldı. Olgun ve seviyeli, ama içten ve coşkulu bir eğlencenin lezzeti gülen yüzlerden, parlayan gözlerden belli oluyordu. Onuncu Yıl Marşı ve Öğretmen Marşı'nın topluca okunmasıyla gece sona erdi. Bu arada değişik başka öğretmen marşları da olduğu için, bizim okuduğumuz ve yazarı İsmail Hikmet Ertaylan olan marşın sözlerini aşağıya alıyorum.

ÖĞRETMEN MARŞI

Alnımızda bilgilerden bir çelenk,
Nura doğru can atan Türk genciyiz.
Yeryüzünde yoktur, olmaz Türk’e denk;
Korku bilmez soyumuz.

Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.

Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş;
Durma durma koş.

Şanlı yurdum, her bucağın şanla dolsun;
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.

İsmail Hikmet ERTAYLAN

2009 buluşmamız 15 Kasım Pazar günü topluca çekilen grup fotoğrafından sonra, buruk vedalaşmalarla sona erdi. Gelecek buluşmanın 26 Kasım 2010, ya da bir hafta sonrasında yapılması kararlaştırıldı. Kesin tarih Kasım 2010 başında buradan açıklanacak. Yukarda kısaca özetlemeye çalıştığım bu iki gece üç gündüz de konuşulanlar, yaşananlar ve hissedilenler elbette ki, sayfalara sığacak, kitaplara dolacak cinsten değildi. Duygu ve nostalji yüklü anlarda, herkes ayrı bir kitap konusu ve ayrı bir kitaba sığmayacak kadar yoğun ve yüklüydü. Ama duyguların, düşüncelerin konusu tekti. Tek konu Gönen’deki ortak geçmişimizdi. Konumuz, okulumuz, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız. Konumuz altmışlı yıllarda Gönen’de yaşadıklarımızdı. Gençlikti belki de buluşmalarla birbirimizde ve geçmişte arayışlarımız. Gönen’i yeniden inşa çabalarımız, hep gençlik günlerine ulaşmak içindi belki de. Çünkü bana öyle geliyor ki: Gönen gençliğimizdi. Kimliğimiz kişiliğimiz olmuştu Gönen. KİMLİĞİMİZ, KİŞİLİĞİMİZSİN GÖNEN... Sen anılarımızın temellerinde kazınmış paydoslara, teneffüslere Kök boyalar gibi girmişsin renklerimize ve çeliğe verilen su gibi sinmişsin çıkış zillerinde çocuk sevinçlerimize. Çakılı kalmışsın beyinlerimize yıllarla yok olmayan, çok derin ve çok sağlam çıkarılamamış bir mermi gibi saplandığı bedende kalan. Her bahar değirmen deresinde kır çiçeklerinden yayılan bir sihir, bir gizdin gençlik ateşiydin yüreklerimizde. Ve söğütlerden salkım, salkım dökülen düşlerimize sonra da havuzun sularında halka halka dağılan bir gurbet duygusuydun içimizde. Hafta sonları küçücük sınırlı dünyamızda, sınıf gecelerimiz... Sanki ıssız bir adada kendi kendimize eğlencelerimiz... Ama buruktu sevincimiz buruktu yüreklerimiz. Bir yanda sıla hasreti bir yanda ana-baba, aile özlemimiz gurbet kuşlarıydık biz. Biz, Gönen’de gurbete teslimiz. Uzanıp müzikhanenin önündeki çayırlara memleket hayalleri kurup gelecek düşlerine daldığımız iş atölyesinde törpü, eğe, zımpara sivriliklerimizi yontup, fazlalıklarımızı aldığımız kazma kürek elde tarım toplumunaydı hazırlığımız. Ufak tefek hasetler ve oyun gibi bir yarışta kinler, kıskançlıklar da olurdu elbette. Olmazsa ters düşerdi zaten, insan olmanın gereğine. Kiraz bahçelerinde vişne bahçelerinde sıcacık bir yaz olurdun Gönen sen sevinçlerimize. Bir duygu doğurganlığı gibi durgun akan beyinlerimizde şimdi ılık bir iklimdir Gönen belleklerimizde. Bir tarafı buruk özlem ve gizemlerle dolu nostaljik bir tat olarak kaldı hepimizde. Ve kalacaktır da yaşadığımız sürece.

23.11.2007 Antalya
(Gelecek blog: "Geçmişte gezinmek yaşlılık belirtisi mi?")

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 650
Kayıt tarihi
: 21.11.08
 
 

Nazmi Öner 1946 yılında Burdur’un Bucak İlçesine bağlı Seydiköy’de doğdu. Seydiköy İlkokulu v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster