Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
400
 

Gönlümün kilitleri eskidi

Gönlümün kilitleri eskidi
 

Gönlümün Kilitleri Eskidi


Pişmanlık değil içimdeki. Bir isyan, bir serzeniş, bir tufan, bir afet... ama pişmanlık değil. 

Hiç pişman olmadım ki seni tanıdığıma. Hiç pişman olmadım seninle geçen tek bir anıma. Pişmanlığım, seni tanımadan, avare geçen hayat. 

Ne kalemler kırdım kendi adıma, ne sehpahalar kurdum, ne ilmekler taktım boynuma... hiç biri senin tek kelimen gibi öldürmedi, bir bakışın gibi süründürmedi. Zordun... Her zaman zordun. Belki, kolay olsan, elimi uzattığımda dokunabilecek kadar yakın olsan adı başka bişey olurdu bu tutkunun, belki aşk olmazdı. İçi benim kadar boş olmayan bir tanım bulurduk mutlaka seninle olan sevdamıza. 

Dönüp ardıma bakıyorum, senden ayrı da geçiyor zaman. Sensiz de esiyor rüzgar. Sensiz de bir güneş doğuyor ve yine batıyor yüreğime. Ne oluyorsa zaten o güneş battıktan sonra oluyor. Geceler çok kahpe gülüm, olmadık yerlerini yumrukluyor, dünyanın kanunları mahkum ediyor gönlümü sensizliğe, bir ilmek daha takıyorum boynuma da, sensiz ölesim gelmiyor. 

Tutulmamış sözler geliyor aklıma. Eskişehirde bir köprü geliyor gözümün önüne, eski ben ile sen geçiyoruz üzerinden ama hiçbir zaman diğer ucuna ulaşamıyoruz. Bir çayçekiyor canım, Gülhane parkının boğaza bakan tarafında eskiden bir park vardı, işte orda birlikte içeceğimiz bir çay. Sonra bir kayık, denize açılıp geriye dönmeyeceğimiz, ıssız bir adada yanımıza alacağımız tek şey birbirimiz olan bir yolcuğun nakil aracı. 

Baksana söylediklerime, hepsinde " Eski" demişim. O kadar mı eskidik ey sevgili ! Peki, peki bu kadar eskidiyse herşey, niye hiç solmuyorsun, niye tazecik bir çiçeksin bedenimde. Kokun niye eskimedi , hala kırıyorsun burnumun direklerini iç çektiğimde. Saç tellerin niye eskimedi ilmek ilmek doladığın, gün doğumunda dar ağacına çektiğin... Eskidirse gözlerimin pınarları eskidi, gönlümün kilitleri eskidi ve şarkılar eskini. 

Bir martı vardı denize hasret. Özledim kocaman kanatlarıyla gölgesinin üzerime düşmesini. Yok hırçın rüzgarlarım. Hırçın rüzgarları geçtim, bir yaprağı kıpırdatabilecek kadar esebileceğimi sanmıyorum. 

Hani umutlar vardır ya, sürekli bişeylerin iyi olacağına, tepenin üzerinden ovaya bakabileceğine, gece korktuğunda güneşin doğacağına ve sen gittiğinde tekrar seni göreceğime dair pembe pembe bulutlara yazdığım umutlar. Estin geçtin, güneş te battı. Okuyamaz oldum yazdıklarımı. Çok silik, kısa kısa cümleler var umutlarıma dair... Hayat kadar kısa, gözlerin kadar uzak umutlar. Yani imkansızlıklar. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 431
Kayıt tarihi
: 23.04.10
 
 

Merhabalar, Balıkesir de ikamet ediyorum. 30 yaşındayım. Muhasebe işi ile ilgileniyorum. Genel olara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster