Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
728
 

Gönül, ev ve izdivaç

Gönül, ev ve izdivaç
 

Kaynak: Web


Tam da çiçeklerin açma, bülbüllerin ötme zamanı gelmişken sizinle biraz gönül işlerinden konuşalım mı, ne dersiniz? 

Birbiriyle anlaşan iki ruhun birbirine yakışması, örtüşmesi kadar güzel ne olabilir ki başka?

Pozitif duygular ile bir araya gelen bir çift yüreğin izdivacında ruhlar uyar, renk ve şekilde de anlaşılırsa; resim sanatındaki mavi ile sarının birleşerek yeşil olması gibi yepyeni bir aile rengi doğar. Yine aynı şekilde nasıl ki saz ve ses bir araya geldiğinde söz sanatı kıymetleniyor ise, iyi bir izdivaçta da tek tek bireyler olarak bir araya gelen ruhlar böylesine bir manevi yücelme yaşarlar. Gönül işleri gönülde başladığı şekilde yine gönülde biter. Onlar, kalpteki iki göz yuvacık gibidirler. Yuvanın kapısından çıkan tekrar girdiğinde dışarıda kirlenmiş olsa da o iki kapakçık arasında, gönülde nefeslenir, temizlenir. 

Evlilik kelimesinin kök unsuru olan ev de; siz daha bir yere gitmek için kapısından ayrılırken hasreti duyulan aziz yuvadır. Pek çok eski dilde geçen ev sembolü ve kelimesi, tüm dillerde ortak bir anlama sahiptir. Ortak kelimeler, dünyadaki ortak medeniyetlerin eseridir. Türkçemizdeki “ev” de bu kelimelere örnek olabilecek bir geçmişe sahiptir. Kısacık ev kelimesinin hikayesi Mısır hiyerogliflerindeki dört köşeli bir plan-resimden başlar. Oradan Latin alfabesine geçer, sonra da Yunan ve Sâmi alfabelerindeki B haline gelir. Hikaye burada da bitmez. İki odalı ev planı görünümündeki B; bet (Sâmi-Râmi), beth (Fenike-İbrani) BETA (Yunanca); beyt = beyit (Arapça). Eski Sümer çivi yazısında çatılı ev biçimindeki ab sesine karşılık gelirken, Yenisey-Göktürk yazıtlarında B= Eb => Ev manasına gelir.

Medeniyet alışverişinin ürünleri olan tüm bu kelimeler birer kültürel zenginliktir. Bu kültürel zenginliklere bir dilin millî damgası vurulduğunda o kelimeler o milletin tarihine katılmakta ve ebedileşmektedir. Bu şekilde eski kelimelerin yerine milletçe daha güzel kelimeler bulunduğunda yenileri yaşatılmakta, eskiler zamanla terkedilmektedir. Bu Nihad Sâmi Banarlı’nın ifadesi ile dilde de her şeyde olduğu gibi güzel olanı arayışın göstergesidir. “Altın, gümüş, çelik gibi gönül de böyle bir değer taşır” der Banarlı “Türkçe’nin Sırları” adlı eserinde.
Gönülde olan da bu nedenle güzeldir. Sevgisiz kalp, sadece etten bir organdır. Kalpsiz insanları tarif ile anlatmak çok zordur. Hepimiz karşılaştığımızda deriz ki acaba bu insanların bir gönlü var mıdır? 

Onların gönlündeki bu çark nerede bozulmuştur ki kalpleri böylesine buz tutmuştur? Bir kalp teneffüs ile temizlenemeyecek kadar kararmış ise nasıl tedavi olabilir ki? 

Az ya da çok bir şekilde hepimizin kalbinin karardığı zamanlar olsa da, nefret ve kin ile kirlenmeden kanımız ümit edelim ki huzur yetişsin imdadımıza. Onun sayesinde bir teneffüs eder ruhumuz, kızgınlıkla çok yorulmuş olsa da. Dağılır kalbimizdeki kara bulutlar, temizlenir birdenbire tekrar ferahlar gönlümüz.
Şöyle bir bakın çevrenize ne çok kara kalp var temizlenecek, tıpkı kara tahtalar gibi... onlar için teneffüs zili ne zaman çalar dersiniz?
Sevgi ve dostluk ile kalınız. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 647
Kayıt tarihi
: 07.04.10
 
 

Sazsız söze ezgiler diziyoruz, birer birer. "Kim" olduğumuzun belli olmadığı bu dünyada K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster