Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
276
 

Gönül, yorgunluk

Gönül, yorgunluk
 

İstasyonun önünden geçerken düşündüklerim... Gönlümü Yoran Düşünceler...

Eskisi gibi değil, gözümüze büyük görünen hiçbir şey, artık büyük görünmüyor. Büyük olsa bile sıradan bir hali var, artık onu gördüğümüzde şaşırmıyoruz, onun dünyamızı değiştireceğine olan inancımızı yitirmişiz.

İstasyonun önünden geçerken bugün çocukluğum ile şimdinin arasındaki farkı anlamaya çalıştım.

Çocukluğumda bana şehrin istasyonu en evrensel mekânlarından bir yer gibi görünürdü. Ve tabi limanlarda öyle idi; zira istasyonlar ve limanlar hep dünya ile kurulan bağ gibi gelirdi bana. Sanki bizim dışımızda da yaşam olduğunun kanıtı, başka insanların başka hayatların kapısı gibi gelirdi bu mekânlar.

Çıkıp gidemeyeceği mi bildiğim halde hep oralardan dünyayı gezmeye çıktığımı hayal ederdim. Çok güzel bir düştü, farklı insanlar tanımak isterdim, gelişmekle gezmek bende hep doğru orantılıymış gibi algılanmıştır. Filmlerin yaşanmış hali gibiydi buralarda hayat bende. Kah ikinci dünya savaşı filminin içinde Avrupa’da gezer, kah bir İngiliz tavrı ile Hindistan’da kutsal Ganj’ın üzerindeki bir köprüden Tanrının insanlara sunduğu olağan üstü görkemli dağlara giderdim. Bazen Amerika’da bir işgalcinin yerleşikleşme serüvenine ortak olur, bazen de Çin’in çamur tarlalarının arasında meraklı gözlerin bakışı altında bir yabancı zenginliği ile dolaşırdım.

Zaten gezgin olamayacağımı, doğduğum bu şehirde kalacağımı hissediyordum ama yinede hep bir umut vardı içimde.

Ama bu gün istasyon binasındaki sundurmanın altından geçip demir yolunu atlayarak öbür tarafa vardığımda bir şeye dikkat ettim; evet artık istasyon bana bunları düşündürmüyordu. Toprak Mahsulleri Ofisinin duvarına asılı duran, buğdayı katarlara boşaltma işlevini gören kanalda bana eskisi kadar büyük görünmüyordu.

Çocukluğumda oralarda çalışan insanları hep merak ederdim, bana hep efsunlu gelirdi; o insanların ailelerinin olup olmadığını, hatta o insanların normal insan ilişkilerini merak ederdim. Evlerini merak ederdim, eve gidişlerini ve işe gelişlerini…

Şimendiferler artık büyüsünü kaybetmiş, çıkan gürültülü sesler beni korkutmuyor, katarlar eskisi kadar büyük görünmüyor gözüme.

Oradaki insanların hayatını da artık düşünmediğimi bu gün anladım. Merak etmememin nedeni de ne tuhaf ki meraklılığımın ortadan kalmasından değil, yaşamın büyüsünü kaybetmesinden kaynaklanıyor ne diyebilirim; heyhat…

İstasyonda, Torak Mahsulleri Ofisinde çalışan bütün insanların da sıradan maaş sıkıntısı çeken, eğer özel sektörde iseler her gün işten atılıp atılmayacaklarını düşünen insanlar olduklarını anladım. Mutlakıyetle bu insanların hepsine hayat susmayı öğretmiştir diye düşündüm ve yalakalık yapmayı öğretmiştir.

‘Birileri vardır ve onlar hep kazanır ve onlar emir vermek için yaratılmıştır, bizde bu insanların yaşamlarının kıyısında işe yaradığımız kadar yaramaya çalışalım ve haddimizi bilelim’, demeyi öğrenmişlerdir. O işi kolay elde etmediklerini akıllarından hiç çıkarmıyordurlar. Akılarına hep çocukları, evleri geliyordur ve asgari ücrete hayır diyemeyecek boğumlu bir hayata mahkûm olmuşlardır. Muhtemelen maaşları ayı çıkarmıyordur ve kara kara düşünüyorlardır.

Devlet işini çok düşünüyorlardır, hayal ediyorlardır ve devlet işinde çalışan alt kademede memur ya da işçi bile kendisini ayrıcalıklı sayıyor ve kendisine saygı duyulmasını istiyordur.

Hayat buymuş benim ülkemde ve ben bunu keşfettikten sonra artık efsununu kaybetti istasyonlar, limanlar ve küçüldü büyük binalar, konteynırlar, lokomotifler, vagonlar, gemiler.

Birde yukarda ki insanlar var, onlar son model arabaları ile geniş evlerin de hayatın şanslı insanları kendileri olduğuna artık tamamen inanmışlardır. Bu insanlar yolda giderken mutlaka onlara yol verilmesi gerektiğini düşünürler, araçlarının hep diğer araçlardan önde olması gerektiğini düşünüler. Onların tanrı bilir ya bu dünyanın yöneticileri olduklarından hiç şüpheleri yoktur. Ama İstasyondan geçerken bunun hiç efsunlu bir yanınında olmadığını biliyordum.

Hayatı anlamak bu ise işte anladıklarımız ve dünyaya açılan evransel şehir istasyonun da bir erken yaz sabahı gönlümüzü yoranlar. Bütün hayallerimiz viraneleri andırırken yorgunluktan başka ne hissedebiliriz ki?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 514
Kayıt tarihi
: 21.11.06
 
 

Ben bir özel şirkette Basın Halkla İlişkiler Müdürü olarak görev yapıyorum. İktisat ve Turizm okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster