Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ağustos '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1809
 

Gönül güzelliği

Gönül güzelliği
 

Son zamanlarda toplumsal bir çöküş yaşamaktayız.

Sağlam aile yapımız çatırdamıştır. Evlilikler %75 boşanmalarla sonuçlanmaktadır. Gönlümüzün istediği bu mudur? Elbette ki hayır!

Ulusca varoluşlar sağlam aile yapılarıyla mümkündür. Bunu bilen dış güçler, faaliyetlerini bu yönde sürdürerek, asırlarca örnek alınan Türk aile yapısını temelinden sarsmış, hatta dibini oymuşlardır.

Kapitalizmin vahşi doymazlığı ne yazık ki, sağlam aile yapımızı katletmiştir.

Bence basın bu konuda birinci aktördür. Yaşamın çeşitli evrelerine hitabeden görselliklerle, özenti yaratılmıştır. İnsanoğlu, neticede beyniyle, mantığıyla ve duygularıyla hareket etmektedir. Birinde olmasa da, diğerinde etkilenebilmektedir.

Sahip olma duygusu öne çıkmaktadır.

Peki ya imkanlar? İmkanlar elvermiyorsa ulaşılması mümkün olmayan isteklere nasıl kavuşulacaktır? İllegal yollardan…

İşte illegal yollar, ahlakın dışında kalan yollardır. Hırsızlık, dolandırıcılık, sahtekarlık, fuhuş….

Bu yollarla kavuşulacak sahte mutlulukların ömrü ne kadardır? Uzun sürmez bu süre, hukuk, hapishane bazen intiharlarla sonuçlanır…

Burada kişinin iyi disipline edilmiş iç dünyasına görev düşmektedir. Öncelikle elindeki mevcutların kıymetini bilmek gibi bir haslet olan YETİNMEK.

Yetinmek zaten mutlu olmanın ilk adımıdır. Yetinmenin zıddı doyumsuzluk, sonu olmayan bir kavram…Zira istekler namütenahidir. Hırsa yönlendirir, kontrolsüz hırslar, kişisini mahvetmekten başka bir işe yaramamıştır.

Yetinmek güzel bir duygudur, tevazu ile iç içedir. Gönül ferahlığı verir.

Toplumuzda bir kanaat var, kişilere kıyafetleriyle, evi ve otosuyla ve hatta evindeki eşyalarla değer vermek ne kadar doğrudur? Şahsen alçak gönüllü olmak gerektiğini düşünüyorum.

Ulaşılması zor olan istekler için evin mâli sorumluluğunu üstlenen kişiyi zorlamak ancak tartışmalar yaratır, neticede yuvaların çatırdamasına belki de yıkılmasına sebep olur.

Kıyafetler çok yeni ve ünlü markalardan oluşmamıştır. Hiç önemli değil. Önemli olan o kıyafetlerin içindekinin ne olduğudur.Sade ve temiz giyinmek gerekir.

Kıyafeti ikinci plana itecek olan, kişiliktir. Kişilik sahibi kişi olabilmek, en büyük iltifatlardandır. Kişiliğin kazanılması ve geliştirilmesi sonradan olabilmektedir. Bu suretle fark edilip layık olunan değer verilecektir.

Fark edilmek özeldir ve güzeldir... İnsan ruhunun adeta dopingidir.

Yazın yüzmeye, gezmeye deniz kenarlarında bir yerlere gidemiyor olabilirsiniz. Belki bütçe elvermez belki de zamansızlık veya başka faktörler…Bu durum önemli değil, haftada bir veya iki defa, duruma göre piknik yapın, ailece, mutlu ve keyifli zamanlar yaşayın değişik ortamlarda…Bu yetmez mi?

Ailece bir arada, keyifli, huzurlu ve mutlu, neşe içinde geçirilecek zamanın değerini ölçebilen var mıdır acaba? Dikkatinizi çekmek isterim en büyük varsıllığımız ailemiz, ailemizde bulduğumuz huzur ve mutluluk… Bendeniz bunun üstünde bir değer hiç ama hiç görmedim…

En büyük mutluluklar, maddeciliğin dışında olanlardır.

Buraya kadarki örneklerde bütçeleri zorlayacak maddecilik var mıydı? Hayır.

Görülen bir tek şey vardı: Gönül güzelliği…

İnsanı rahatlatan, mutlu kılan gönül güzelliği…

Elimizdekilerin kıymetini bilen gönlümüz…

Ailemizin değerini bilen gönlümüz….

Yetinmeyi bilen gönlümüz….

Huzuru davet eden gönlümüz…

Mutluluğu maddiyatta değil, maneviyatta bulan gönlümüz…

Güzel gönüllere ayrıca selam olsun…

Gönüller dolusu selam ve sevgilerimle…

Yurdagül Alkan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Para önemli, ama en önemli şey olmamalı. Size katılıyorum, yeteceği kadar dilemeli insan ve elindekiyle yetinebilmeli. Ama işin içinde gerçek evlilik varsa bu böyle. Günümüzde anlık evlilikler o kadar moda ki, o anlık duygular içinde maddi sıkıntıya pek yer yok. İşler zorlaşınca yollar ayrılıyor. Ne yazık ki! Günümüz kızları paralı erkelerle olmayı tercih ediyor. Markalı bir hayat yaşamayı tercih ediyorlar. Sevgiler.

mea culpa 
 20.08.2010 21:54
Cevap :
Sevgili Mea Culpa, benim de bahsetmek istediğim ve uzun ömürlü olmasını istediğim "gerçek evlilikler"...Para ikinci kategoride olmalı, önce sevgi ve saygı...Gerisi , beklenildiği gibi gelir nasıl olsa...Teşekkürler canım, sevgilerimle...  21.08.2010 17:52
 

Her zaman savunduğum ve olmazsa olmazımız olarak gördüğüm toplumsal değerlerimizi çok güzel bir anlatımla dile getirmişsiniz Yurdagül hanım, teşekkürler. Ancak bu kavramlar günümüz gençliği tarafından pek benimsenmemekte! Hatırlatma gereği duyduğumuzda ise "eski kafalı" damgası yemekteyiz maalesef! Selamlar saygılar..

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 20.08.2010 21:15
Cevap :
Arif bey, ailemiz tarafından yıllardır uygulanan görüşler bunlar. Kim ne derse desin, mutluluk, sağlık, refah, tasarruf, ileriye yönelik pozitif uygulamalar bu görüşlerle, tecrübeler sınıfına geçmiş durumda...Bugün bu görüşleri öneme almayanlar, yarınlarda "keşke" diyecekler ama vakit geçmiş olacak...Bir elin parmakları kadar kişi, düşünüp de uygulamaya başlasa kafidir benim için...Tek amacım faydalı olabilmek...Değerli yorumunuz için teşekkürler ederim, selamlarımla...  20.08.2010 21:38
 

günümüzde zorlaştı, haliyle boşanmalar da arttı. Kadın daha modernleşti, eğitimli oldu, özgürleşti, bireyleşti; olması gereken de buydu. Evrimleşmiş kadını kabul etmekte zorlanan erkek yalpaladı, vazgeçti. Sizin dileklerinizi ben anlıyorum. Balcı da, Sağlam da, Kanpak da anlar ama gençler güler geçer. "Yetinme" ve "mütevazılık" kelimeleri yeni baskı sözlüklerde yok ne yazık ki. İstisnalar var elbette. Oğlum da onlardan biri. Siz 16 yaşında bir genç kıza gönül güzelliğinden bahsedin de bakın nasıl bir cevap alıyorsunuz :) Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 20.08.2010 6:54
Cevap :
Ata bey, Her yönüyle modernleşmek tabii ki kabulümüz. Evlenirken "iyi günde kötü günde" diye sözlü akitler yapılmıyor mu? Esas olan zorlu günlerde evlilik kurumunu ayakta tutabilmek. İstekler biter mi? Kullanılan elektronik cihaz, henüz yeniyken, son modelinin piyasaya sürülmesiyle yeni bir harcama gündeme geliyor. Peki, elde olan "İŞ" görmüyor mu? Bu konuda reklam bombardmanlarının tüketimi hızlandırıcı etkisi büyük. Benim değinmek istediğim, ailenin geliri sınırlı ise...Peki o zaman ne olacak? Maddi sıkıntı günlerinde hangi yollara başvurulacağı önceden biliniyorken, çocuklarına tüketim bilincini aşılamayan anne-babaların vebali büyüktür. Benim oğlum da yetinmeyi bilir. Yetinmeyi bilenlerin maddi kaygıları yoğun değildir. Mutluluğu maddi değerlerin dışında arayıp da bulanları alkışlarım. En büyük mutluluk, sevdiklerimizle birlikteliğimiz, bilhassa ailemizle...Toplumuzun dejenere olmasında gençleri suçlayamam, sorumlular, onları bugünlere hazırlayan anne, babalardır. Selamlarımla.  20.08.2010 9:33
 

...nedenlerden biri de paradır. Para derken, geçim sıkıntısı yüzünden ailelerin parçalanması olabildiği gibi erkeğin zaman içersinde kazancının artmasıyla gözünün dışarılara kayması gösterilebilir. Ama sizin değindiğiniz "Gönül birliği" oldukça ve taraflar o birliğe sahip çıktıkça evlilikler yıkılamaz. Etkili bir yazıydı. Kaleminize sağlık. Saygı ve selamlarımla.

Erol Özışık 
 19.08.2010 17:21
Cevap :
Erol bey, Gönül birliği, gönül güzelliği, tevazuu, yetinmek....Bunları ailelerin uzun ömürlü olmalarına yardımcı olabilmek adına yazıyorum. Hırsın sonu yok, istekler hiçbir zaman bitmez...Bu ülkede, küçük yerleşim birimlerinde, asgari ücretle geçinen aileler de var...Neya dayanıyor, gönül güzelliğine, gönül birliğine...Anlamlı yorumunuz için teşekkürler, selamlarımla...  19.08.2010 17:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 326
Toplam yorum
: 5717
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1661
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster