Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1843
 

Gönül postası

Gönül postası
 

Bir yakınımız sayesinde elime 1960 yıllarına ait birkaç adet Hayat Mecmuası geçti, Birbirinden ilginç haberler, resimler, ilanlar, reklamlar sayesinde haftalardır elimden düşüremiyorum, her sayıda gönül postası diye bir bölüm var onlardan bir kaçını sizlerle paylaşmak istedim. O yıllardaki saf, temiz, ilginç gönül meseleleri ve derginin yanıtları, bazılarına gülmemek elde değil, bazılarını okuyunca da şimdiki ilişkilerin dejenere olmuş haline acımamak... Parantez içindekiler naçizane yorumlarım... Keyifli okumalar.....

Ankara’dan bir hanım okuyucu yazmış.

Herkesin derdine çare buluyorsunuz. Benim derdime de bulun bakalım.Beni iki genç seviyor. Biri terzi, biri yüksek tahsilde okuyor. Ben hiçbirini sevmiyorum. Ne yapmalıyım?

Sizin derdiniz yok ki. Asıl derdiniz bunlardan birini sevdikten sonra başlayacak. O zaman bize yazarsınız. ( Fark eden bir şey yok bir erkeği sevmekle başlıyor hala dertler:)) )

Tarsus’tan bir okuyucu yazmış.

Yaşım 17. Bundan iki ay evvel gördüğüm 23 yaşındaki bir bar kızına aşık oldum. Evlenme teklif ettim “ Nikah Düşmez” dedi. Onu gördüğüm andan itibaren derse çalışamıyorum. Ailemin bu işten haberi yok. Ne tavsiye edersiniz?

Bar kızı sizden daha akıllı imiş. Halbuki sizin ondan akıllı olmanız, derslerinize çalışmanız ancak mektebinizi bitirdikten sonra evlenmeyi düşünmeniz lazım. Aileniz duyunca kim bilir ne kadar üzülecektir. (Kız bar kızı diye neden bu tüyü bitmemiş tazeden daha akılsız olsun ki anlamadım neyse..)

Edirne’den bir okuyucu yazmış.

Sevdiğim iki kız var. Biri ses yıldızı, biri de film yıldızı. Ses yıldızı olan dört seneden sonra bırakıp gitti. Film yıldızı da kısa bir müddet arkadaşlıktan sonra bıraktı. İkisini de seviyorum ve malımı mülkümü satıp peşlerinden gitmek istiyorum. Bana bir akıl verin.

Malınızı mülkünüzü satıp savmadan bir ev hanımı sevmeyi deneyiniz. O sizi bırakmaz her halde.
( abi platonik mi takılıyor diye geçti içimden vallahi)

Adana’dan bir okuyucu yazmış.

16 yaşında bir kızla tanıştım. Birbirimizi sevdiğimize eminim ama sıkılganlığımız yüzünden birbirimize açılamıyorduk. Nihayet kendisine bir mektup yazarak istikbalimiz ve hakkındaki fikir ve tekliflerimi yaptım. Fakat bir daha kendisini ne gördüm ve ne de mektubuma cevap aldım. Evinde olduğunu biliyorum. Ne yapayım?

Kızın sizinle aynı fikirde olmadığı anlaşılıyor. Çocuk yaşta olan bir kızdan daha fazla bir şey beklenmez. Siz de çok gençsiniz. Bu vaziyeti düşünerek kendinize teselli verin ve mevsimsiz olan bu aşkı unutmağa çalışın. (kız tutmamış belli evde saklanıyor, erkek kendini teselli edene dek)

Bir kız okuyucu yazmış.

Lise birdeyim. Son sınıftan bir genci seviyorum. O başka bir kızla konuşuyor. Beni de başka bir genç seviyor, hislerinden eminim. Bu vaziyet karşısında ne yapayım?

Okul sıralarının sevişme sahnesi olmadığını, aklınıza yerleştirerek tahsilinizi böyle şeylerle meşgul olmadan tamamlamağa bakınız.Her şeyin bir çağı var.(cevap ağır olmuş yaw, şimdi kimin eli kimin cebinde belli değil )


Ayvalık’tan bir okuyucu yazmış.

Bir kızı seviyorum. Sokakta aşkımı kendisine bildirdim, beni azarladı. Acaba annemi yollasam verirler mi ?

Sokakta kendisine aşk ilan eden bir gence bu kızın varmayacağını sanırız. Kendisini rahat bırakın, anneniz size münasip bir kız bulsun. (sokakta bulduğun sokakta kalır derdi büyükannem tevekkeli değil:)) )

Bir hanım okuyucu yazmış.

Bir erkek arkadaşım var kendisiyle gayet dostuz. Bakışlarından ve hareketlerinden beni sevdiğini hissediyorum. Acaba ben de onu sevsem mi? Ne dersiniz ?

Hislerinizden ziyade aklınızla hareket etseniz sizin için daha hayırlı olur. ( sevsem mi diyor ya inanamadım)


Çorum’dan bir okuyucu yazmış.

Yaşça benden hayli küçük bir hanımla evlenmek istiyorum. Onun beni sevdiğine kaniim. Fakat sevdiğimizi birbirimize ifşa edemiyoruz. Acaba evlenmemizde bir mahzur var mıdır?

Yaşça sizden çok küçük bir hanımla evlenmeden evvel istikbalde hasıl olacak durumu düşünmelisiniz.

(paradan haber ver şimdi zenginse yaşın ne önemi var değil mi? )

İstanbul’dan bir okuyucu,

Şehrimizde gösterilen bir yerli filmde başrolü oynayan kadın artisti çok sevdim. Onu aklımdan çıkaramıyorum. Bana ne yapmamı tavsiye edersiniz?

O filmi gidip bir kere daha görünüz.Bu suretle sevdiğiniz artisti bir kere daha seyretmiş olursunuz.Film artistlerine karşı olan sevgi ancak böyle giderilir. (oy oy saflığa bakar mısınız yok artık böyle bir şey)


Samsun’dan bir hanım okuyucu,

Birkaç kızla münasebeti olan bir gence karşı büyük alaka duyuyorum. Fakat onun beni sevmediğini de biliyorum. Ne yapmalıyım?


Şairin dediği gibi; Sev seni seveni

Hak ile yeksan olsa

Sevme seni sevmeyeni

Mısıra sultan olsa

( yorum yok)

Bir okuyucu yazmış;

Ben bir kızı seviyordum. Bir sene sonra ne oldu ise bana yüz çevirdi.Bense onu hala seviyorum. Sevmekte devam edeyim mi ? Ne yapmam gerek?

Devam etme, işine bak. Bir gün elbet karşına bir başka kısmet çıkar. (ilk cümleden sonra bide tokat atsa bari diye düşündüm)


Rize’den bir okuyucu yazmış;

Sanat okulu mezunuyum. Üç seneden beri nişanlıyım. Fakat mali durumum iyi olmadığından evlenemiyorum. Acaba evlenmem için bana mali yardımda bulunacak kimseler var mıdır?

Zannetmiyoruz. Evlenmek pahalı bir iş değildir. Nikah memurunun önüne gider, evlenirsiniz. Ama evinizi geçindirecek paranız yoksa bunu iane ile temin etmek mümkün müdür? Mali durumunuzu düzelttikten sonra evlenmenizi tavsiye ederiz. (paran yoksa evlilik neyine 40 küsür yıl geçmiş vaziyet aynı...budur...)

Bir okuyucu yazmış;

Almanya’da bir Amerikalı kızla ahbap olduk ve evlenmeye karar verdik. Fakat zengin babası yegane varisi olan bu kızı Amerika’ya götürdü. Kız beni de oraya çağırıyor.Gitsem mi?

Babasını razı edeceğinize inanıyorsanız, imkanlarınız varsa, bir de orada aç kalıp sefil olmayacağınızdan eminseniz gidebilirsiniz. Ama bize bu işte biraz hayal var gibi geliyor.( ufak at diyor yani hehe )

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...karışınca nicelik ve nitelik de seçilmez olur tabi. Siz böyle mutluysanız ve en en en bilenseniz kime ne? Değil mi?

Mehmet Arda 
 12.05.2008 23:01
Cevap :
Sevgili hemşehrim, yorumunu fazla anlamasam da teşekkür ederim :) hiç bir konuda en en en bilen olamayız ki , sadece naçizane fikirlerimizi paylaşırız  13.05.2008 10:41
 

birden eskilere gittim.. mektupların değeri, safiyane konuşmalar, teklifler.. en güzeli utangaçlık görüntüsünün altında ki iyi niyetli, kibar, dürüst insanlar.. şimdi herkes N.Alço'nun canlandırdığı tiplerin bakışları ve tavırları ile donanımlı.. acı şimdiki genç kızlar biraz şanssız gibi..

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 11.03.2008 21:25
Cevap :
Nuri Alço bile saf kaldı şimdilerde....Irza geçmekle kalmıyorlar, üstüne gasp, cinayet yada organ çalıyorlar, hiç olmazsa bunlar yoktu eskiden....ay felaket tellalı gibi oldum cevapta ama hayat böyle oldu ne yapayım :((, gün geçtikçe eski günleri arar olduk maalesef, teşekkürler, sevgiler  12.03.2008 9:55
 

Verdiginiz emek icin tesekkur ederiz. Saygilar. Mustafa Kemal Ozturk

E. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Öztürk 
 29.11.2007 5:37
Cevap :
ben teşekkür ederim ilginize, sevgiler  29.11.2007 8:46
 

Ses Dergisi,düzenlediği yarışmalarla Türk Sinemasına çok artist yetiştirdi.Hayat Mecmuası da öyle...Sayfalarının kokuları burnumda halen...Anadolu insanı canlı yüzünü göremediği;filmini izleyemediği o film yıldızlarına dergilerde aşık olurlar,sonra da ''Bar sanatçılarına '' safça aşık olurlar...Böyle ''Güzin Abla ''yazılarıyla oyalanırlardı...Sevgilerimle...

Mesut Selek 
 20.11.2007 14:53
Cevap :
:)) hala var o platonik aşk durumu tabi ama bu denli safça değil..., sevgiler  20.11.2007 15:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 2492
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1063
Kayıt tarihi
: 24.08.07
 
 

Rakamlardan vakit buldukça harflere bulanan, okuyan, yazan bir mali müşavirim. Anneyim. Hayatı ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster