Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
264
 

Gönüllerimizin paşası Zeki Müren bizi terk edeli tam 15 yıl oldu

Gönüllerimizin paşası Zeki Müren bizi terk edeli tam 15 yıl oldu
 

Zeki Müren (1931 - 24 Eylül 1996)


 Türkiye toplumsal formasyonu doğrusu hem çok kompleks, hem de oldukça enteresandır.

Erkek egemen bir toplumuz, bu açık. Oldukça katı, sert, tavizsiz olarak tanımlanabilecek maço yaklaşımlarımız ve tepkilerimiz var. Ortalama insanımızın eşcinsellerle olan ilişkisi, onun maço karakterini kanıtlayan çok zengin bir davranışlar ve normlar repertuarına işaret etmekte. ‘Ortalama insanımız’ diye paranteze aldığım toplumumuzun ‘özgül ağırlığı’, meselâ eşcinsellere doğrusu çok hayırhah yaklaşmaz, onların yapıp ettiklerini, özellikle de cinsel tercih ve yaşantılarını tasvip etmez. Eşcinsellik; gündelik konuşmalarımızda ve çeşitli alt kültür argolarında sürekli aşağılanan, ötekileştirilen, tekfir edilen bir yaşamsal tercih alanıdır.

Ancak, gelin görün ki Zeki Müren, Türkiye insanın bu yerleşik değer yargılarını, bu davranış normlarını, en azından kendi özelinde değiştirmesini, en azından bu negatif normları paralize ederek kendisine değmesini engellemesini  bilmiştir. Eşcinseli askere bile almayan toplumsal mutabakatımız, Türkiye’nin en ünlü, en önemli eşcinseline ‘paşam’ lâkabını uygun görebilmiştir. Ki, bu manzara, Türkiye toplumsal formasyonunun, Zeki Müre'nle kurduğu diyaloğun ne denli paradoksal, ne denli çift şahsiyetli, ne denli iki yüzlü ve ne denli patalojik olduğuna da referans vermektedir aslında. Erkekçi söylemin bu denli ağır tahakkümünün doğal bir sonucu olarak, sırf Zeki Müren’in memleketi olduğu için, 1950’lerin başından beri ‘Bursa Ovası, i.bne yuvası’ diye aşağılanan belde, gerek sağlığında ve gerekse de vefatına müteakip Zeki Müren’i  en mümtaz evlâdı olarak bağrına basmakta hiç bir beis görmemiştir.

Ki, Bursa ve Bursalının müşterek algı, hafıza ve tercihlerinin, hemşehrisi Zeki Müren lehinde tecilli etmesi bana göre son derece de olumlu bir tutumdur.

Sadece Kemalist devrim sürecinin inşası sırasında değil, neredeyse yüzümüzü çok net bir şekilde ‘Batı’ya döndüğümüz 1839 Tanzimat Fermanı’ndan beri, arabesk ve Türk musikilerine tiksinerek bakan, dinlemekten özenle imtina eden Batı Kültürü aşığı seçkinimiz, söz konusu olan Zeki Müren’in yorumladığı ya da bestelediği eserlerse, aniden bir bilinç dönüşümü yaşar ve pekalâ arabesk olarak nitelenebilecek söz konusu eseri ‘paşasının’ ağzından huşu içerisinde, adeta dini bir ilâhiyi yudum yudum içermişçesine dinler. Bununla da yetinmez, ‘paşasının’ ne denli büyük bir sanatkâr olduğuna, onun ülkenin ve toplumun kültürel hayatının düzeyinin yükseltilmesinde nasıl da büyük bir imkân ve şans olduğuna dair kendi çapında ahkâmlar keser.

En ufacık bir eşcinsel hakkı hareketine karşı bile ’bunlar  Sodom ve Gomore’u ihya edip hepimizi cehennem sakini yapacak’ diye telâşa kapılan ve bu çerçevede vaziyet ve tavır alan muhafazakârımız, Zeki Müren’in hayatı ve sanatı ile yüzleştiğinde, ‘paşasının’ marjinal yaşamını, onun buram buram eşcinsel kodlarla bezeli olan hal ve hareketlerini büyük bir hoşgörüyle benimser ve normalize eder. Sosyologlar, sosyal-psikologlar, davranış bilimciler uzun boylu üzerinde çalışarak; eşcinsellere hiç de olumlu / hayırhah yaklaşmayan bir toplumun bir eşcinsele neden bu denli sevgi, muhabbet, hoşgörü beslediğini çözebilirler hiç kuşkusuz.

Öte yandan, bu kabil bir çalışma, bu yazının hudutlarını aşan bir entelektüel gayrete işaret etmektedir. Bu yüzden de ben, yazımın hüküm cümlesini dillendirmeye doğru sözcük sözcük ilerlerken, finalde sadece şunu söylemekle yetineceğim: Sevgili Zeki Müren, değerli paşamız, sen nasıl yaptın,nasıl becerdin, nasıl başardın, bizim hangi ihtiyacımıza ne şekilde cevap verdin de eşcinsellere olumlu yaklaşmayan bizlere bu denli sevdirdin kendini, bilemiyorum doğrusu. Ancak bildiğim bir şey var ki, o da senin, hepimizin, Türkiye toplumsal formasyonunun gönül paşası olduğundur.

Zeki Müren 15 yıl önce 24 Eylül’de, TRT tarafından kendisine verilecek bir ödülün takdim programında kalp krizi geçirerek aramızdan ayrılmıştı. Ebediyete intikalinin üzerinden 15 yıl geçtikten sonra bile, seni halâ seviyoruz, seni halâ dinliyoruz ve seni halâ özlüyoruz paşam.

Nur içinde yat... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zeki Müren'in bu başarısının sırrı, sanatçı kimliğini, diğer bütün kimliklerinden üstte tutmak, bu kimlikle saygı kazanmak, özel hayatını genele açmamaktadır herhalde... Topluma saygılıydı, işini güzel yaptığı için de toplumun ona karşı tepkisi ve baskısı oluşmadı. Benim çocuklarım bile severler O'nu dinlemeyi! Özel bir insandı, iyi ki kıymeti vaktiyle bilinmiş!... Güzel yazıyorsunuz Ziyaver Bey ve iyi ki andık sayenizde!...saygılar...

Tuğba Şardan 
 26.09.2011 15:55
Cevap :
katkılarınız için teşekkürler, elinize sağlık...  29.09.2011 21:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 293
Toplam yorum
: 148
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1408
Kayıt tarihi
: 29.08.11
 
 

1958 Fatih / İstanbul doğumlu. Etiler Lisesi ve İTÜ Maden Fakültesi Petrol Mühendisliği Bölümü me..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster