Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '17

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
79
 

Gören bir göz, bir ağaç yaprağından tüm yaratılışın kitabını okur

Gören bir göz, bir ağaç yaprağından tüm yaratılışın kitabını okur
 

Realiteyi değiştirmek bizim elimizde


İnsanlık tarihinde gelmiş geçmiş tüm dinler, öğretiler aslında hep aynı şeyi söyler. Sadece anlatım şekilleri değişir. Hepsi de hiç kimsenin göremediği yukarıda bir yerlerde bizi yaratan yüce bir varlıktan bahseder. Bu durum karşısında kişiler genellikle şu üç davranış şeklinden birini seçer. İlk olarak (ki çoğunluk bu yolu seçmiştir) toplumlar buna gözü kapalı inanır, birçok farklı isim kullanarak “Tanrıya, Allaha, üst güce, Evrene, Yaratana vs. inanıyorum” derler. Aslında burada inandıkları şey Yaradan değildir, görmediğin, konuşmadığın, varlığı ile hiçbir şekilde iletişime geçmediğin bir şeye inanamaz bir insan. Bu Onun, cennetin ve cehennemin var olduğunu söyleyen kişilere inanmaktır. Kimileri de daha orta yoldan gider ve der ki “ya gerçekten varsa ve inanmazsam cayır cayır yanarım, en iyisi inanayım, ne kaybederim ki”. Onlar da haklı. Üçüncü tutum ise tamamen reddetmek. Kimi “görmediğim şeye inanmam” der, kimi de “varsa bile dünyada bu kadar kötülüğü o yaratmışsa ben de ona inanmayı reddediyorum, başkaldırıyorum” der. Onlar da haklı. Kimi de tüm varoluşu, sistemi mükemmel bir plan değil de tamamen bir tesadüf olarak görür.

Her şeyi yaratan üst gücü göremediğimiz doğru, fakat O’nu hissedebilmemiz için enstrümanlar ve sağduyu verdiği de doğru. Eğer kişi bu dünyayı, onun ışığını ve ihtişamını her yerde ve herkeste, iyide ve kötüde, bilgede ve aptalda, zenginde ve fakirde görmeyi başarabilirse, o zaman kişi saygı ve hoşgörü geliştirmeye başlar çünkü tüm insanlığın aslında O’nun elçilerinden farkı olmadığını görmeye başlar. Tanrı Onu yüceltende görülür. Eğer gözlerimiz kapalı, kulaklarımız sağırsa milyonlarca yıl da beklesek bir kurtarıcının, Mesihin gelmesini, hiçbir zaman bulamayız. Mesih de kurtarıcı da içimizde. Yapmamız gereken tek şey gören gözlerle bakmak ve her şeyde O’nu görmek.

Onu görmek için kiliseye, camiye, sinagoga da gitmemize gerek yok. O’nu kutsal mekanlarda, tapınaklarda veya birilerinin aracılığıyla ve yemek tarifi yapar gibi verdiği tariflerle bulamayacağız. O zaten her yerde ve her an bizimle. Ancak kalplerimizi açıp çağırdığımızda ve dinlediğimizde O’nu görmeye başlayabileceğiz. Belli ortamlarda arayanlar, İsa’nin resmine bakarak kutsandıklarını, şükran duyduklarını zannedenler tüm hayatlarını boşa harcamış olacaklar. O, nimetini de şükranı da bir bebeğin bakışlarına, masum bir çocuğun gülümsemesine saklar. Gözümüzü açıp bunları göremediğimiz sürece bizim kurtarıcımız asla olmayacak demektir. Kişinin kurtarıcısı kendisidir, hepimizden birer Mesih doğacak.

Günümüzde maddeciliğin had safhada olmasıyla, insanoğlu maalesef gerçek olanı değil, bize gösterilmek istenileni görüyor. Dünya aslında gerçekte var olmayan bir realitenin içinde. Din için, Yaradan için konuşanlar da dahil insanlık puta tapmayı hiç bırakmadı aslında, sadece günümüze ve koşullara göre kullandığımız yöntemler değişti ve gelişti. Farkında olmadan putlaştırdığımız o kadar nesne ve insan var ki. En sıkışık olduğumuz bir anda O bize başka biri aracılığıyla elini uzatır, sorduğumuz soruya bir kişiyi, kitabı, öğretmeni vesile ederek cevap gönderir. Bunun karşısında biz de O’nun yerine onun elçi yaptığı kişilere şükran, hayranlık, sevgi duyarız veya onlardan korkar, onların kuklası haline geliriz, onları daha güçlü ve daha yukarıda görürüz. Hikmeti hep başkalarında görürüz. Başkalarına kızar, başkalarını sever, hayranlık duyar, başkalarından korkarız. Bu puta tapmak demektir. Şimdi dinlerin yanı sıra bir de new age akımı başladı. Yukarıdaki ışığı çekmek ve kanal olup bunu aktarmak için binbir türlü yöntem öğreterek karşılığında binlerce dolar alıyorlar insanlardan. Sattıkları tek şey umut. Bu anlamda dinlerin gelişmiş versiyonu. Belli nesnelere bağımlı hale getiriyorlar kişileri. Bir taşın enerjisini çekmek için insanlar binlerce dolar ödüyor. O taşta olan enerjinin aynısı insanın kendi içinde var, hatta çok daha fazlası. Bunun gibi her şey kişiyi kendinden, kendi içindeki enerjiden ve Yaradan ile olan direkt bağından uzaklaştırıyor. Tüm gücü, hikmeti, kurtuluşu bize para karşılığı satılmış nesnelerde ve yöntemlerde veya hocalarda görüyoruz. Gitgide kendi özümüzün gücünü yitiriyoruz.

O her yerde, Onu elçilerinde, içimizde, doğada ve en ufak zerrede görebiliriz. Bunun için kulaklarımızı, gözlerimizi dışarıya kapatıp kalbimizi içeriye açmayı öğrenmemiz gerek. Yaşayan bir kalbe tüm yaradılış her an konuşur.

 

Işığa Keşif

Işığını özlerim karanlığımda

Arınırım geceleri yakamozda

Kendi ışığımı bulmaya, dalarım karanlığa gözü kara

 

Sesini özlerim kalabalıkta

Sessiz gecelere gömülürüm, hasret sesine

Sustururum her şeyi, duymak için içimde

 

Gel, gel, gel bana, içerimdesin gitme uzaklara

Aşk Sevgi uzaklarda arama, bir nefeslik yakın sana

 

Dans ederken cilveli bulutlar yüreğimde

Ben yine eğlenirim yağmurunda

Beklerken yükselişi gökkuşağında

 

Gül, gül, gül bana, dert keder ne ki dünyada

Kapılmış giderken rüzgârına, istemem sensiz bir dünya

Huzuru bulmuşken kollarında.

Ç.M.

 

Yeni Ay'a Doğum

Şelalemin, gönlüme açılan tünelden akışı,

Yaşam çiçeğimin ruhumu okşayan kokusu,

Hala damağımda bahçenin mest eden biberiye çayı.

 

Semanın ışıkları, hepsi yanmış ışıl ışıl geceme

Gözlerin… gözlerin ellerimde

Döküyorum güzelliğini kaleme

Bazen çiziyorum da hani

Seni görebildiğim ölçüde

 

Bu gece yeni bir ay doğuyor geceme

Gece, ışığa gebe

Soyunduk bir kez daha

Örtünmeye sevginle

Ç.M.

 

Yolcu

İlerlerken gecenin derinlerine

Ayağım değdi, gözyaşlarının nemine

Burnumda, keskin, topraktan kokun


Çok derinsin, çok ıssız

Sadece ilerliyorum,

Bulur muyum seni, bilemiyorum


İçimde koca bir merak, korku biraz da

Dikkatimi dağıtır, bir baykuş sesi ormanında

Odaklanmalı, yolun sonuna,

Seni bulmaya


Git git bitmedi yollar

Dönüp durdum, hepsi birbirine bağlandılar

En son baktım, sana çıkmış bütün yollar

 

Gerek yokmuş yolun sonuna,

Meğer hep yanımdaymışsın,

Attığım her adımda.

Ç.M.

 

Gece Yolcusu

Düşmüşüm bir yola,

Değildim hiç farkında.

Gördüm zamanla,

Bu yolculuk, sonu olmayan bir çember, tamamlanma bana.

 

Benim derdim, ulaşmaktı senin yanına,

Adım adım bulmaktı yolumu, senin ışığında.

Ne yaklaştın, ne uzaklaştın, sana attığım her adımda

Tam umudumu yitirecekken, kandım göz kırpışlarına.

 

Zamanla hoşuma gitti, bu gece yolcuğu

Diğerlerinin yolu belliydi, gün ışığında

Bana cesaret verdin, keşfimi karanlıkta

Bambaşka diyarlara açılmaya, kendi ışığımda

 

Ben bir gece yolcusu

Derinimin yolcusu

Canım Yıldızım

Kalbe giden yoldayım

Ç.M.

Çağla Meydan 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 229
Kayıt tarihi
: 29.12.16
 
 

Amerika'da finans yönetimi üstüne master eğitimimi tamamlayıp finans ve muhasebe sektöründe, 9 yı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster