Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '07

 
Kategori
Beslenme / Diyet
Okunma Sayısı
662
 

Görevimiz diyet

Görevimiz diyet
 

Zayıflamaya harcadığımız emek, azim ve zamanı ilim irfan sahibi olmaya harcasaydık eğer emin olun ki yurdum kadınının okur yazar olma oranı deniz seviyesi civarında olmazdı.

Fazla kilomuz olmamasına rağmen içimizdeki zayıflama arzusu biri karşımıza geçip ''Aaa biraz kilo mu aldın sen?'' demesinin akabinde hortlayıveriyor. Sonradan da kişiye özel, vücut değerleri ve kapasitesine uygun olması gereken diyet programları bırakıyor yerini Sibel Can diyetleri, Çin diyetleri, Hawai diyetleri, sarı saçlı mavi gözlü Rus diyetlerine. İçimize tamda bir kurt düşmüşken o kurtçuk yetmiyormuş gibi beynimizde başlıyoruz bile yeni bir yapılanma sürecine.

Halbuki sığınılacak kapı gibi ''Yemeğin salçalısı, kadının kalçalısı'' gibi ulvi sözümüz olmasına rağmen özellillikle gençlerimiz ''Biz salçada, kalçada sevmeyiz! Biz fastfood çocuğuyuz'' diyip sıkı bir kamp sürecine giriveriyorlar. Burdan sonrasını üstün denetçi ruhuyla özverili çalışma gücü alıyor ve başlıyor fastfood kardeşliği. Muhtemelen bu alet olmadan insanlar ne yapıyorlarmış diye düşündükleri ve doğdukları anda vücutlarına yapışmış bir şekilde dünyaya geldiklerini zannettikleri cep telefonlarıyla üstün haberleşme ağını kurup; ''Alo Cereeen, birşey yemedin di mi? Bak yersen vitrinde gördüğümüz o bikininin içine giremezssin, ne kadar koooorkunç!'' diye motive oranı yüksek, küçük çaptada tehtit içerikli telefonlaşmalara. Kızcağızımız o akşamı bitkisel hayattaymış gibi geçirip ertesi gün matematik dersinde küp şeklinde kesilmiş 2 adet peynirle, 7 adet zeytinin teneke ve kilo bazındaki oranlarını düşündükten sonra, kutsal bir amaç için edilmiş yemin gibi verdikleri sözün arkasında olma gururla öğle yemeği olan sınırsız sayıdaki ot la başlıyorlar otlanmaya. Bu noktada çalışkan gençlerimize ''İnek'' denseydi eğer. Gerçekten üniversite kapıları dolup taşardı heralde.

Estetik ve güzellik göreceli bir kavram olmasına rağmen kendi görüşümüzü görmezden gelip başkalarının göz kantarında tartılmayı bıraktığımızda, kendimizi psikolojimiz ve sağlığımız yönünden kendimizi iyi hissettiğimiz kiloda rahat bırakırsak eğer hayata daha parlak bakabiliriz. Açlıktan seni kızarmış tavuk gibi gören bir arkadaşına selam vermektense sıcacık bir gülümsemeyle sarılan ve kızarmış patatesin eşliğindeki masum bir birayla yapılacak olan sohpetede zemin hazırlamış olmazmıyız.Yorum sizin...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ben de www.kolay-zayiflama.com ve www.diyet-tube.com sitelerini tavsiye eidyorum.

mehmet sami 
 29.10.2009 11:18
 

birgün şu kadınlara birinin çıkıp demesi lazım ki, 'öyle erkekler var ki, zayıf kadınların suratına bile bakmaz'... Bakın o zaman ibre nasıl tersine döner. Ayrıca bu hanımlar yine de inanmaz, yine de inanmaz.**Gerçekten de kendimizi iyi hissettiğimiz kiloda rahat bıraksak ne olur? Ama illa da başkaları ne diyecek sorusuna cevap arayacağız ya...

Baver Ergun 
 29.07.2007 21:17
Cevap :
:) yorumunuz için tşk ederimdeee bu kadar sıkıntı yapmaya degmez hocam.Yüzde ellilik kesim begenmesede diğer yüzde elli sizindir.Sevgiler...  30.07.2007 10:13
 

diyete hayır, bira patatese evet...

Yiğit Aka 
 04.04.2007 23:26
Cevap :
Kordonda gün batımında bira ve patates ikilisi gerçekten mükemmel.Ama yinede diyet söz konusuysa mayonez olayına girmeyebiliriz:') Türk kadını ve kalça göbek,kader değildir.Buna inanmıyorum:')  05.04.2007 17:31
 

Sağlıklı olan neyse o olsun diyelim ve kahve yanında yenilen çukulatanın verdiği keyif de unutulmasın temennilerini sunalım :))) Diyet yapmak yerine sağlıklı ve düzenlibeslenmenin önemini de söylemeden geçmeyelim... Sevgiyle...

Barış 
 06.03.2007 14:32
Cevap :
Yorumun için teşekkürler Barış.Sağlıklı beslenmek elbetteki asıl konumuz ama yazımda kasttettiğim sağlıklı beslendiklerini sanıp sağlığından olanlar:') Bu arada en kısa zamanda kömürde kahve ile çikolata deneyeceğim:') tşk  08.03.2007 13:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 12814
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

26 yaşındayım. İzmir'de nefes al(r)ıyorum. Yaşarken yazamadığım için, yazarken yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster