Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
673
 

Gorgias ve Hiç

Gorgias ve Hiç
 

 
Gorgias Sophistlerin üstadlarındandır. Empedokles’in tedrisatından geçmiş ancak fikirleriyle başkalaşmıştır.
Şüpheyi ileriye taşımış bizzat varlık’ı sorgulamıştır.
Büyük bir hatip rhetorik ustasıydı.
 
Üç temel mantık savıyla olayı çözer.
1- Bir şey yoktur.
2- Olsaydı da biz bunu bilemezdik.
3- Bilseydik bile başkalarına anlatamazdık.
(Buraya görünmez bir 4 – eklerdi felsefe hocamız , anlatsak bile bazı mallar anlamazdı, diye :)
 
Bu üç önermeyi açar iyice.
Der ki ;
Bir şey yoktur,
 Neden çünkü, eğer olsaydı bu ya olmuş ya da öncesiz bir şey olurdu, bu şey ne varolandan olabilir ne de varolmayandan olabilir.Öncesiz olamaz yoksa sonsuz olurdu.Sonsuz olansa hiçbir yerde yok.Ne kendisinde,ne başka bir yerde ne de hiçbir yerde olamaz o neden bir şey yoktur.
Bir şey olsaydı da bilemezdik, 
Çünkü varolanın bilgisi olsaydı , varolan düşünülmüş olan olurdu.
Varolmayan da düşünülemez zaten, o zaman da yanılma olmazdı.Birisi saçma sapan bir şey söylese bile..
Bilseydik te başkalarına bildiremezdik,
Çünkü bildirme sözlerle olur, sözler ise varolandan başka bir şeydir, Bir başkasına bir renk tasarımını nasıl bildirebiliriz? Birbirinden başka olan iki kişide aynı tasarım olamaz.
 
Bu çıkışıyla Gorgias bilmenin şüphesinden çıkıp imkansızlığına kaymıştır. Tabiri caizse Hiçci olmuştur. Kimbilir belki de fenafillah olmuştur.
 
Gorgias da diğer Sophistler gibi relativite ve rhetorik ile çalışmış. Kelimelere, sözcüklere değer vermiştir.Söylevin heyecan uyandırma , duygulanım üzerine çalışmış, duygulanımları sınıflandırmış. En önemli dördünü sevinç, acı, cesaret ve korku olarak tanımlamış.
Şairene üslübu ve söz söyleme hüneri son derece üstün bir adammış bu zat. Platon bunlara kıl olsa bile bu noktada övüyor.
 
Peki neden Gorgias ve diğer Sophistler söz söyleme sanatını  bu kadar seviyor ve önemsiyor ?
 
Çünkü adamlar gerçeklik denen şeye inanmıyor ve aslında bunun bir kurgu ve söz söyleme sanatı olduğunu inanıyorlar. Yani gerçek asla bilinemez lakin insanlar bir şekilde gerçeğe ikna edilir diyorlar. O yüzden söz söylemeyi bir büyü olarak görüyorlar.
 
Yasalara da inanmıyor ve doğal yasalar ve insan yapımı yasalar olarak ayrımı görüyorlar.
Tam da burada Sophistlerin bazı yalanları deşici ve tezgah devirici özellikleri ortaya çıkıyor. O yüzden sevilmediler.
 
İlerleyen zamanlarda anarşizme hatta faşizme kayan sophistler de çıkmıştır.
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 164
Kayıt tarihi
: 20.03.18
 
 

*Araştırmacı-yazar ve danışmanım. **Şiir, deneme ve düşünce yazıları yazıyorum. ***Felsefe/ Kadim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster