Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '17

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
712
 

Görmeden inanmam diyenlere.. Allah'a görmeden inanmak mümkün mü?

Bir Zat’ın varlığı iki türlü bilinebilir. Birincisi bizzat, yani Zat’ı ile bilinebilir. Bu yöntemde 5 duyu organı kullanılır, görülebilir, işitilebilir gibi. İkinci bilinme yöntemi ise eserleri ile bilinebilir. Bu yöntemde ise Zat, 5 duyu organı yerine ortaya koyduğu eserler üzerinden akıl, fikir, kalp gibi azalar ile bilinir. İlk bilme yöntemi maddi, materyalist bir yaklaşımdır. İkincisi ise manevi yani manaya bakan bir bilme yöntemidir.

Konuyu bir örnekle açıklayacak olur isek şöyle düşünelim. Bugün hayatta olan bir ressamı bilmek için gidip kendisini görebilir, konuşabilir, bu şekilde tanışıp tanıyabiliriz. Bu yöntem kişiyi Zat’ı ile bilmektir. Ancak diyelim ki ressam çok uzakta yaşıyor ve kendisi ile iletişime geçme şansımız yok. Böyle bir durumda bu kişiyi bizzat bilmemiz mümkün değildir. Ancak eğer bu kişinin eserlerini görme şansımız var ise (şehrimizde bir sergi açılsa mesela) eserlerine bakarak bu kişiyi tanıyabiliriz. Eserlerinden nasıl bir ressam olduğu, nelere dikkat ettiği, neleri önemsediği, tarzı vb. gibi birçok bilgiye erişilebilir.

Konuyu bu girizgâhtan sonra Allah’ın varlığına getirecek olursak, insanların bir kısmı Allah’ı Zat’ı ile bilmek istiyor ve bu noktada takılıp kalabiliyor. Oysa yukarıda bahsettiğimiz gibi tanımanın ve bilmenin tek yolu Zat’ı ile bilmek değildir. Allah, hikmeti gereği Zat’ını insanların nazarından perdelemiştir ve ölmeden kimse Allah’ın Zat’ını göremeyecektir. Allah, türlü eserleri ile donatıp bir sergi gibi insanların önüne açtığı bu dünyada Zat’ı ile değil eserleri ile bilinmek istemiştir. Akıl ve şuur sahipleri eserleri dikkatle incelediğinde ve tefekkür ettiğinde Cenab-ı Allah’ı eserleri ile tanırlar. Merhametini, kudretini, ilmini ve daha birçok isim ve sıfatlarını eserlerini müşahede ederek öğrenebilirler. Eserlerine fihriste olarak da Cenab-ı Allah, Kur’an-ı Kerim gibi kutsal kitaplar ve Peygamberler göndermiştir. Bu sayede eserlerini müşahede etmekte zorlanan insanlara rehberlik edilmesini hedeflemiş ve bu sayede insanları aklını kullanmaya ve Kendini tanımaya sevk etmiştir.

Hem kişiyi en iyi yaptığı işi ve eserleri anlatır ve tanıtır. Kimi zaman Zat’ından kavrayamayacağımız incelikleri ve karakteristikleri yapılan işi müşahede ederek tanıyabiliriz. Şüphesiz Allah’ın Zat’ını gizleyip eserlerini sergilemesinin bizim iyiliğimiz için olan pek çok yönü vardır (zayıf insanı Zat’ının haşmetinden korumak gibi). Bu durumda bize düşen, “Neden Allah’ı göremiyoruz?” diye veryansın etmek, tereddüt etmek değil; eserleri ile varlığı net ve kesin olan Allah’ı, eserleri ile tefekkür edip tanımaya çalışmaktır…

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1081
Kayıt tarihi
: 31.03.17
 
 

Hakikati salt aklına ve ilmine güvenerek aramak, karanlık bir gecede, ıssız bir çölde kafa feneri..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster