Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '21

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
45
 

Görünmeyen Tartımız

Evlerde tencere kaynar, aile bireyleri doyar. Tabi ki evlerimizde tencerelerimizin kaynaması için alışverişe çıkmamız gerekir. Belirli zaman dilimlerinde market ya da pazar alışverişi yaparak ocağımızdaki tencerenin kaynamasını sağlarız.  Alışveriş sırasında pazardaysak, üç kilo elma, bir kilo ıspanak, yarım kilo sarımsak vb. şeklinde isteklerimizi pazar tezgahında bulunan pazarcıya belirtiriz. Pazarcı da isteklerimiz doğrultusunda tezgahında bulunan terazi ile isteklerimizi ölçerek poşete koyar ve tarafımıza verir. Pazarcının kullanmış olduğu ölçü, kg ya da gr'dır. Pazarcı öyle rast gele poşete elmaları ya da ıspanakları doldurup ölçmeden al sana şu kadar kg elma ya da şu kadar kg ıspanak dememektedir.

Alışveriş için markete geldiğimizde  alacağımız ürünlerin paketlerinin üzerinde ne kadar ölçüye sahip olduğunun yazdığını görürüz. Örneğin; bir ay içerisinde ya da belirli süre içerisinde evimize ne kadar un lazımsa o oranda ihtiyacımız olan unu market sepetimize atarız. Marketten alınan ürünler eve gelir. Bu ürünlerle yemek, kek, tatlı vb. yaparız. Düşünün ki kek yapacaksınız. Un, şeker, kakao gibi  kekin lezzetini sağlayacak malzemelerin belirli oranlarda bir birleriyle karışması gerektiğini bilirsiniz. Oranı tutturursak ortaya lezzetli bir kek çıkacaktır. 

İhtiyaçlarımızı karşılamamız için pazar ve market alışverişi dışında  alışveriş yaptığımız yerler de vardır. Düşünün ki evimizin güzel bir köşesine bir kitaplık yaptırmak istiyoruz. Ya da uzun yıllar kullanarak eskittiğimiz mutfak dolabımızın yerine güzel bir mutfak dolabı yaptırtmak istediğimizi... Örnekler çoğaltılabilir. Tabi ki kitaplık ya da mutfak dolabı yaptırtmak için marangozun yolunu tutacağız. Marangozun yolunu tuttunuz ve marangoza geldiniz. "Ben evime güzel bir mutfak dolabı yaptırmak istiyorum" dediniz. İsteğiniz karşısında marangoz da size "tamamdır, ben size güzel bir mutfak dolabı yapacağım" diyerek sizi yollamayacaktır, değil mi? Öncelikle evinizde mutfak dolabını olacağı yerin ölçüsünü alacak, model çizecek, size renk seçtirecek ve işlemleri ölçerek, keserek, ekleyerek yapacaktır.  Süreç ölçü almadan ilerleseydi ne olurdu? Ortaya güzel bir mutfak dolabı çıkabilirdi. Ama bu dolap sizin mutfağınıza ya sığmayacak ya da ufak gelecekti. Sonuç olarak ortaya istediğiniz güzel mutfak dolabı çıkacak ama mutfağınızda dolap kötü duracaktı.

Düşünsenize yüzümüzdeki ve vücudumuzdaki altın oranın olmadığını. Ya da doğadaki altın oranın olmadığını. Altın oran insana ve doğaya güzellik katmaktadır, deniyor. Altın orandaki güzelliğin sırrı ne peki?  Altın oranın belirli oranının  olması doğaya ve insana güzellik katmaktadır. Öyleyse oran ve ölçü önemli midir?

Sosyal ilişkilerimizde ölçüt olmalı mı? ya da bir ölçü ve oran? Şuana kadar maddede olan ölçü, oran ve ölçütlere değindik. Maddeler üzerinde yakalayabileceğimiz güzelliklerin ölçü, oran ve ölçütte dayandığını belirttik. Ya duygularımız, ya sosyal ilişkilerimiz ne kadar ölçülü ve oranlı? Duygularımız, sosyal ilişkilerimiz ve iletişimimizin altyapısı belirli ölçütlere dayanıyor mu?

Bir arkadaşımız yanımıza geldi. "Birader, uzun süredir çalıştığım bir konu var. Şimdi bu aşamaya geldim. Senin de çalışmamı görmeni isterim. Senin düşüncelerin benim için çok önemli. Bana bu konuda katkı sunabileceğini düşünüyorum" dedi. Siz de çalışmayı incelemeden başlığına, genel görünüşüne baktınız. Başladınız yorum yapmaya. Bu yorum ne kadar sağlıklı olabilir?  Emek, zaman, araştırma ve inceleme nerede? Hangi ölçütlerle bu yorumları yapıyorsunuz? Emin olun ki ölçütünüz olmadan yapacağınız yorum; "çok basit", "çok iyi", "çok güzel", "çok saçma" ifadelerinden öteye gidemeyecektir. Başka bir durum düşünelim. Günlük hayatımızda bir çok olayla karşılaşmaktayız. Bu  olaylara anında yorum yapıyor muyuz? Bu yorumları nasıl yapıyoruz? Ölçütümüz ne? Var olan ölçütlerimiz bu yorumlar için ne kadar yeterli? Yoksa önyargılarımızın esiri miyiz?

Ölçütümüz olmadan yapacağımız yorumlar çevremizdeki insanları üzebilir, cesaretini azaltabilir ya da yanlış yönlendirebilir. En önemlisi de karşımızdaki insanın ya da topluluğun merak duygusunu köreltebilir. Arkadaşımız, bize göre kötü bir arabaya binebilir, kötü bir kıyafet giyebilir, kötü bir evde oturabilir, kötü fikirler ortaya sunabilir, bu örnekler çoğaltılabilir. Neden? sorusunu sormadan ve empati kurmadan "çok saçma", "çok çirkin", "çok kötü" diyorsak, ölçüt sahibi ve empati sahibi bireyler miyiz? 

Tartacağımız ve yorum yapacağımız konu ile ilgili sağlıklı ölçütler oluşturmamızın önkoşullarından biri de o konuyla ilgi bilgi sahibi olmamız. Bilgi sahibi olmamızın önkoşulu ise araştırmamız, sorgulamamız, anlamamız ve empati kurmamız. Sadece şekle bakmamız, uzaktan görmemiz, detaya inmememiz, yapacağımız yorumlarda bizleri yanıltabilir. Bu yanılgı ise çevremizdeki birçok insanın üzülmesine neden olabilir.

Görünmeyen tartımız nerede?

Kalın Sağlıcakla....

Anıl ESEMEN

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 64
Kayıt tarihi
: 06.02.21
 
 

Eğitim üzerine araştırmaları devam etmekte olup yazı yazarak kendini ifade etmeye çalışmaktadır. Ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster