Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '08

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
7846
 

Göstergebilimsel Yaklaşım

Göstergebilimsel Yaklaşım
 

Göstergebilimsel yaklaşım iletişimin sadece mesaj boyutuyla ilgilenir ve dilde kullanılan her türlü gösterge kendi dışında bir gerçekliği ifade eder. Bu ifadelerden giderek iletinin nesnel gerçekliği nasıl açıkladığı konusunda yorumlama yapılabilir. Dolayısıyla göstergeler toplumun bütünü ile ilişkidedir.

Hangi göstergeler hangi etkileşim süreçlerini ve anlam açılımlarını ifade etmektedir; tayin edilmeye çalışılır.

Her bir gösterge kendi dışında bir eylemi, düşünceyi ya da sesi ifade eder. Göstergeler dilin kod sistemleri aracılığı ile düzenlenir ve yaşayan kültürel sistemin oluşmasına katkıda bulunur. Göstergeler görüntüsel göstergeler, belirtisel göstergeler, düz anlam ve yan anlam olmak üzere ayrılırlar.

Her gösterge diğer göstergelerle sayısız biçimde bağlantılar kurularak farklı anlam düzlemleri elde edilebilir. Gösterge bilimin alanına giren açılım, insan ilişkilerini yönlendiren ve değişik anlam taşıyan kodlama biçimleridir.

Görüntüsel Gösterge: Filmin sesi kapatılıp izlendiğinde her bir karakter toplumsal gerçekliği ifade, temsil eder. (Fakirliği bir parça ekmek temsil edebilir)

Belirtisel Gösterge: Bir tepki, protesto, sevinç, kaygının dilsel ifadesidir.

Göstergeler kod sistemlerini açığa çıkarır. İnsanların kullandıkları biçimler içinde yeniden üretilerek anlamları güncellenmiş olur. Bunlar bir kültürün içinde anlam açılımları kazanırlar. O kültürü paylaşan insanların kurumlarıyla var olurlar. Göstergeler görüntüsel ve belirtisel olmanın dışında yan ve düz anlama da sahiptirler.

Düz anlam: Kelimenin yazıldığı gibi ifade edilmesi, ilk akla getirdiği anlamıdır.

Yan anlam: Örneğin PKK kısaltması düz anlam ifadesi ile “Pe Ka Ka” şeklinde okunurken aynı kısaltmanın “Pe Ke Ke” şeklinde okunması bu kısaltmaya yan anlam ve ideolojik kaygılar kazandırır.

Buradan yola çıkarak konuşmacının asıl düşüncelerine ulaşılabilir. Göstergelerden oluşan göstergebilim için Greimas göstergelerin dil bilim ile ayrılması gerektiği üzerinde durur. Çünkü dilsel göstergeler arasındaki bağıntıların oluşturduğu anlamlı bütünleri (cümleleri) dil bilim inceler. Dil bilimde cümlelerden yola çıkılarak bir inceleme yapılır. Göstergebilim tek tek kelimler üzerinden yola çıkarak inceleme yapabilir.

Bir diğer açılımda göstergebilim dilsel anlatımlardan başlayabilir ancak söylemsel içerikte birçok anlamlı bütünler kast edilir, dil dışı alan ve salt dilsel olmayan iletişim gösterge bilim içinde yer almaktadır. Bazen tek bir kelime, bazen bir cümle ya da öbekleri birçok anlamsal içeriği devam ettirmektedir. Örneğin kişinin giyimi kuşamı, uğurlu sayıları, rozet ve kullandığı markalar, konuşma sırasında ya da yazıda seçtiği kelimeler birçok değişik okuma biçimlerine göre farklı anlamlar içerir.

El öpme bir kültürel gösterge iken, köy yerinde bu el öpme statü ve güç kabulünü temsil eder. Sırta el koyma, el sıkma, yanında durma, yanındayken ceket ilikleme gibi göstergeler değişik toplumsal ilişkilerde yeniden yaratılır. Toplumun genel ve dar kapsamlı ifadelerinin değişik anlamları vardır.

Saussure, göstergelerin bireylerin deney dünyasıyla doğrudan ilişkili olduğunu ve bir toplumsal kazanımla elde edildiğini belirtir. Ona göre bir gösterge, gösteren ve gösterilenden oluşur. Gösteren göstergenin fiziksel varlığını (örneğin: doğada karşılık gelen bir varlığın) ifade ederken, gösterilen zihinsel bir kavramı, bir oluşumu ifade eder.

İletişim sürecinde her ikisi bir arada kendi dışındaki dışsal bir gerçekliği ifade ederler.

Göstergeler hem konuşma hem de yazı dilinde yer almaktadır. Dil ve konuşma arasındaki fark ifade edilirken dilin bir kurallar bütünü olduğu, konuşmanın da bu kurallar içinde kişinin kendince yarattığı bir tarz içinde göstergelerin kullanılması olduğu ifade edilir.

Böylelikle tüm toplumsal hayat göstergelerin birbiriyle etkileşim kurulduğu, anlam bakımından yer değiştirdiği, yerine göre değiş tokuş edildiği bir dizi ilişkileri ifade etmeye olasılık sağlar.

Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU

abtokmakoglu@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

1,Sinemada görüntünün düzanlamı ve yananlamı ne demektir? Açıklayınız. 2,Yananlamın düzanlamdan daha öne çıkması mümkün müdür? 3,Eğer çıkarsa bu film nasıl ve ne türde bir film olur?

mustafa savas ertürk 
 08.06.2010 17:25
Cevap :
Merhaba; Sorduğunuz sorular öyle kısa sürede verilecek cevapları içermiyor dolayısıyla kısa olarak geçerek size bir fikir vermek istiyorum. 1-Düzanlam genel olarak görüntüde herkesin baktığı anda gördüğü/görebildiği anlamdır. Kırmızı bir elma konulduğunda herkes yorumlarken kırmızı elma olduğunu söyler buna düz anlam denir. Ancak kırmızı elma konularak daha farklı ve derin bağlantılı bir şeyler ifade ediliyorsa bu ifade edilen anlama yan anlam denir. 2- Yan anlamların genellikle filmlerde düz anlamdan daha önde olduğuna şahit oluyoruz. Dolayısıyla ön plana çıkabilir. Film anlam olarak yoruma açık ve seyri daha dikkatle yapılması gereken bir film olur.  09.06.2010 21:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2089
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster