Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '19

 
Kategori
Estetik / Güzellik
Okunma Sayısı
22
 

Göz Altı Işık Dolgusu

Dolgunun içeriği yumuşak ve akışkan formdaki Hyalüronik asit (HA)

Hyalüronik asit cilt altı-cilt içi dolgu maddelerinin içerisinde tüm dünyada uzak ara en sık kullanılan madde. Laboratuvarda sentezlenmiş bir nevi şeker jölesi oluyor kendileri. Pek çok farklı üretici firma var ve her firmanın ürün yelpazesi üç aşağı beş yukarı diğerleri ile örtüşüyor. Sentezleme sürecinin kimyasal aşamalarına göre elde edilen hyalüronik asit ‘in sertlik, akışkanlık, emilme süresi, su çekme kapasitesi gibi fiziksel özellikleri değişkenlik gösteriyor. Göz altı uygulamasında kullanılabilecek olan hyalüronik asit diğer uygulama bölgelerine kıyasla çok daha yumuşak ve daha akışkan olmalı çünkü göz altındaki deri çok ince ve bu derinin altına enjekte edilen madde sert ve kitle etkisi yaratan vasıfta ise dışarıdan görünmesi ve fark edilir düzensizlikler yaratma ihtimali oldukça yüksek. Göz altı dolgusunda kullanılan yumuşak ve akışkan materyallerin elde edilmesi daha farklı bir teknolojik donanım gerektirdiğinden dolayı bu dolgu materyalleri tipik olarak biraz daha yüksek fiyat ile piyasaya sürülmekteler.

"Işık dolgusu" bir pazarlama tabiri ve de tıp literatüründe bir karşılığı yok

İşlemin tıp literatüründeki adı “Alt göz kapağı yanak bileşkesinin Hyalüronik Asit içerikli dolgu materyalleri ile augmentasyonu”.

Nereden geliyor bu “ışık-ışıltı”

Işık çevrenizdeki dış dünyadan, güneşten ve yapay aydınlatma araçlarından geliyor. Işıltı ise bu ışığın bir yüzeyden yansıyıp algılayan kişinin gözüne ulaşması ile oluşuyor. Yaşlandıkça göz altında torbalar oluşur, torbaları örten yumuşak doku hacim kaybeder ve incelir. Böylelikle torbaların çevresinde bu torbaları etraf yumuşak dokudan ayıran çukur alanlar ve oluklar belirmeye başlar. Alt göz kapağı torbası ile burun arasında göz yaşı oluğu (tear through), alt göz kapağı torbası ile yanak arasında orbitomalar oluk deformiteleri ortaya çıkar. Bu oluklar göz altı torbasına göre nispeten çukurda kaldığı için bunların üzerine göz kapağı torbasının gölgesi düşer ve dışarıdan bakan birisi torbanın dışbükey yüzeyini en parlak görürken etrafındaki nispeten çukurda kalan alanları gölgeli olarak görür. Bu ışık gölge dağılımı göz altını “koyu-mor” gösteren etkenlerin başlıcasıdır.

Negatif hacim kavramı üzerine

Göz altı dolgu uygulamasını şöyle hayal edebilirsiniz. Kumda oynuyorsunuz ve kumun üzerinde bir portakal var. Bu portakalın yerini hiç değiştirmeden onu kumun altında bırakmaya çalışıyorsunuz. Yani çevreden aldığınız kumu portakal tamamen kum altında kalana kadar portakalın etrafına yığmanız gerekiyor. Portakalın etrafındaki kumu yığdığınız bu alana negatif hacim diyoruz. Göz altı dolgu uygulamasında portakal sizin göz altı torbalarınız, kumu yığdığımız alan ise dolguyu uyguladığımız alan gibi düşünebilirsiniz. Tipik olarak bir kitleyi doğal bir kontur ile kamufle etmek için kullanmanız gereken toplam hacim o kitlenin hacminden daha fazladır. Bu nedenle göz altında etkili bir sonuç elde etmek için nispeten yüksek hacimlere çıkmak gereklidir.

Uygulama tekniği çok özellikli

Göz altında etkili bir sonuç elde etmek için nispeten yüksek hacimlere çıkmak gerekiyor. Sorunlar burada başlıyor. Yüksek hacimler tipik olarak komplikasyonlara çok daha açık ve de uygulayıcı kişinin oldukça tecrübeli ve ne yaptığını biliyor olması gerekli. Çoğu uygulayıcı 1ml dolguyu 2 göz altına paylaştırıyor. Bu miktar oldukça az ve nispeten güvenli. Sorun şu ki; uygulama sonrasındaki ödemden dolayı ilk başta bu hacim yeterli görünüyor ancak birkaç hafta içerisinde ödemin dağılmasıyla beraber hastalar dolgu eridi gitti, yetmedi istediğim sonucu alamadım şeklinde yakınıyor. Daha yüksek hacimlerde ise dolgunun bir alanda göllenmesi ile tümsekler ve görünür düzensizlikler oluşabiliyor.

Uygulama sonrası göz altınız belirgin olarak moraracak ve şişecek

Dolgu maddesi yukarıda bahsedilen teknik ile uygulandığında yani dokuya dağıttığınızda hastanın göz çevresinde yaklaşık 5-7 gün sürecek hafif ama belirgin bir şişliğin ve morluğun olması kaçınılmaz. Ne yazık ki akabinde klinikten çıkıp arkadaşlarla öğle yemeğine gidemeyeceksiniz.

Uygulama sadece erken dönem yaşlanma deformiteleri için uygun

Göz altı dolgu uygulamaları yukarıda saydığım sebeplerden ötürü ileri yaşlanma deformitelerinde kesinlikle uygun değil. Sadece erken dönem deformitelerde yani derinin çok kırışmadığı, kas tabakasının gevşemediği, hacim kaybının ileri düzeyde olmadığı, torbaların çok hafif biçimde görüldüğü hastalarda kullanılmalı.

Diğer seçenekler konusunda bilgi sahibi olun...

Göz altı dolgu uygulaması göz çevresi estetiğindeki seçeneklerden sadece birisi. Bilinçli bir hasta iyi pazarlanıyor diye bir seçeneğe odaklanıp profesyonel görüşleri göz ardı etmemeli. Plastik cerrahınıza başvurduğunuzda onun size söyleyeceklerini dikkatlice dinleyin. Göz altına kendi dokunuz ile (mikrofat/nanofat) bir tedavi uygulanması mümkün, bazen anatomik olarak yatkın bireylerde anatomik değişiklikler çok erken yaşlarda ortaya çıkar ve hastanın genç yaşına bakılmaksızın ameliyat ile kalıcı olarak giderilebilir. Bazen göz kapağı yüzeyinin sıkılaştırılması bazen alt göz kapağı ameliyatı ile torbaların, kas gevşekliğinin ve deri fazlasının tedavisi gerekebilir. Bu nedenle dolgu hiçbir zaman olmadığı gibi göz altında da cerrahi tedavinin bir alternatifi değildir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 50
Kayıt tarihi
: 01.01.19
 
 

TED Ankara Koleji mezunudur. Hacettepe Üniversitesi'nde Tıp ve Plastik Cerrahi Uzmanlık eğitimler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster