Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '09

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
1456
 

Göze batmak!

Göze batmak!
 

Kimisi istemeyerek göze batar, kimisi de göze batmak için her türlü şaklabanlığı yapar.


Kimimiz göze batmak için türlü fedakârlıklar yaparız. Hatta şaklabanlık yapanlar bile vardır. Mesela "Var mısın yok musun?" yarışma programında var böyle birisi. Bu vatandaş göze batmak, dikkatleri üzerine toplamak için aylardır salağa yatıyor ve bununla, her şeye gülebilen bazı seyircileri güldürüyor.

İstanbul sokaklarında yürürken de kendisini çok meşhur ve değerli bir kişi olarak gördüğünden sağa sola selamlar, gülücükler gönderiyor. Bence zavallı bir durum. Sinir oluyorum bu şahsa.

Ben hayatım boyunca hep ön plana çıkmış bir zavallıyım. Niye mi zavallıyım? Hep zararını görüyorum bu ön plana çıkmaların.

İsteyerek veya kompleksimden dolayı ön plana çıkmam asla. Ama nedense bir şekilde kendimi, dikkatleri üzerine toplamış birisi olarak görüveririm.

Dedim ya, bazıları vardır ön plana çıkmak için çok büyük gayret gösterirler. Bunu bilen arkadaşları da ona bir dostluk olsun diye öne ittiriverirler bazen. Ama ön plana çıksın diye ittirilen bu kompleksli, düşer. Bir de kendisine iyilik yapıp öne ittirene kızar,

- Niye ittiriyorsun len? diye efelenir.

- Kardeşim öne çık diye iteledim, sen düştün. Düşmeyeceksin, öne çıkacaksın!

* Bazıları da hasbelkader ön plana çıkarlar ama bocalarlar, ne diyeceklerini şaşırırlar. Dilleri dolanır, dizlerinin bağı çözülür. Toplum önünde çekinmeden, cesaretle ve düzgün Türkçe ile konuşabilenleri gördükçe, "Ne var bunda ya? Ben daha güzel konuşur, kendimi sevdiririm." dedikleri akıllarına gelmez o an!

* Yok abi yok! Toplum gerçekten bir travma geçiriyor. İftira ve çamur atmak, kıskanmak, fesatça davranmak, her yapılan iyi hareketin önüne set çekmek marifet zannediliyor genelde.

* Bereket versin çok güzel, iyi niyetli, paylaşımcı, güvenen, destek veren insanlar da var. Onlar olmasa zaten yaşanmaz bu dünyada. Çünkü ötekiler çoğunlukta.

* Türkiye Atatürk'ü sevenler ve sevmeyenler diye ikiye ayrılmışmış da kurulacak dernek de aynı öyle olacakmış. Ülkemizde bazı insanlar göze batmak, ön plana çıkmak için devamlı Atatürk'ü kullanırlar. Yeni bir büro açtıklarında koltuk satın almadan Atatürk tablosu satın alırlar. Arkalarına asacaklar ki Atatürkçü zannedilsinler. Sorsan Atatürk kaç tarihinde doğdu, ne zaman vefat etti, bilmez çoğu.

* Herkes Atatürk'ü sevse ne olur, sevmese ne olur. Atatürk'ü rahat bırakmalıyız, kabrinde rahat uyusun! Senin benim sevgime ihtiyacı yok! Önce kendimizi sevmeyi öğrenirsek, başkalarını sevmekte zorlanmayız.

* Atatürk sevgisini ön planda tutan birçok vatandaşımız, tıpkı sahte dindarlar gibi sadece kendi menfaatleri yönünde hareket ediyorlar. Gösteriş Atatürkçüsü birçoğu. Davranışlarına dikkat ediyorum, hiç de Atatürk'ün beğeneceği şekilde değil.

* Almanya'yı çok sevmemin ana sebeplerinden biri de orada insana verilen değerdir. Göze batan insanı aşağılamazlar, onun özelliklerinden istifade ederler, onu baş tacı ederler.

* Ülkemiz sağ, sol, Alevi, Sünnî kavgalarından az mı çekti? Bırakalım herkes istediği gibi düşünsün. Biz insanların o düşünceleri edinmelerinde katkıda bulunmamışsak, aynı düşünceleri değiştirmelerini de sağlayamayız zaten. Demokrasinin güzel tarafı bu değil midir? Tahammüllü olmak.

* Biraz önce bir esnaf komşum geldi ziyaretime. Çok iyi bir insan olarak aylardır tanırım, biraz lafladık. Bu arada babasının şeyh mi şıh nı neyse o olduğunu öğrendim. İzin versem başlayacak bana tarikattan bahsetmeye! Etkilemek isteyecek! Tarikatlarla filan işimin olmadığını, olamayacağını söyledim kapattı konuyu. Şimdi bu insan Atatürk'ü sevmiyordur mutlaka. Ne yapayım? Döveyim mi, selamı sabahı keseyim mi? Ülkenin yarısı bu durumda şu anda? Kiminle konuşacağız? Ben bu insanlara kendimi sevdiremiyorum, Atatürk'ü nasıl sevdireyim?

*****

* Arkadaşlar şurada güzel bir şey yapmak, üye olan blog yazarlarına faydalı olmak istiyorum. Ben ön plana o kadar çok çıktım ki, öyle bir kompleksim kalmadı. Maksadım kendime çıkar sağlamak değil. Zaten rahatsızım, ne kadar yaşayacağımı bilmiyorum. Hayatımın son dönemini Türkiye'mde faydalı işler yaparak geçirmek istiyorum. Türk usulü ticaret açmadı beni. Aşık atamıyorum üçkâğıtçı zihniyetle.

* Bırakın da rahatça kuralım derneğimizi. Yönetim Kuruluna girmek isteyen arkadaşları bekliyorum. Ben 4-5 kişi bulur kurarım derneği, işi bitirir başlarım. Ama Milliyet Blog yazarı arkadaşlara saygısızlık etmiyorum. Onları yönetime almak arzusundayım.

* Bugünün partilerine bakın lütfen! Hangi lider kendisinin yerini dolduracak kişiye partide kalma şansı veriyor?

* Yeni lider yetişmiyor. Aynı politikacılar yıllarca kokuşuyorlar partilerinin başında. Kenara çekilip daha fazla enerji yüklü, daha çağdaş ve beceriklilere fırsat vermiyorlar. Göze batanın gözünü oyuyorlar.

* Yapmayalım arkadaşlar. Eleştirmek, yerden yere vurmak anlamında değildir. Yapıcı olmalı, yıkıcı değil.

Beceremiyor musunuz? O zaman becerenleri karalamayın!

Bırakın da göze batmadan, sizlerle uğraşmadan rahatça çalışalım! Sizler bizim derneğe üye olmayın! Ama gölge de etmeyin lütfen!

Herkese saygı ve sevgiler.

Mustafa Mumcu, 18. 04. 2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3175
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster