Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
854
 

Gözleri Eylül soğuğunda üşüyenler

Gözleri Eylül soğuğunda üşüyenler
 

Mutluluğun Resmi


Akşamın alacakaranlığı, sokak lambalarının yanması ile kendini göstermeye başladı. Ardından etrafı ışıltıya boğan ve sıralı apartmanlardaki yaşamı sokağa taşıyan lambalar önce tek tük sonra cümbüş cemaat etrafı aydınlatıyordu.

Caddede geçen arabaların motorlarından çıkan homurtular, işten bir an önce evine gitmek isteyenlerin koşuşturmalarına karışıyor, arabaların arkasında sürüklenip havaya karışan toz bulutu etrafı aydınlatma telaşında olan sokak lambalarının etrafında helezonlar oluşturarak etrafta ve insanların gömleklerinin üstünde ince bir toz katmanı bırakıyordu.

Eve gitme zamanı gelmişti. Yavaş ama emin adımlarla apartmanın merdivenlerini tek tek çıktı. Gözlerinde yaşamın sıcaklığı ve ışıltısı ile zile bastı. Bilgisayarın başında oyun oynamaktan yorulmuş oğlu gözlerini ovuşturarak kapıyı açtı. Sessiz bir saygı ile kenara çekildi. Bir şey deyip demeyeceğini göz ucu ile kontrol ettikten sonra tekrar içeriye bilgisayarın başına geçti.

Oğlunun sakin ve saygılı davranışına alışıktı. Üzerindeki günün yorgunluğuna aldırmadan, daha bir canlı oğluna seslendi.

- Oğlum bir şeyler yedin mi? Karnın aç mı?

- Aç değilim baba. Zaten birazdan annemde işden gelir. Olmadı bir şeyler atıştırırız hep beraber diyerek iş çıkışı çoktan evin yolunu tutmuş annesini beklemeleri gerektiğini ima etti.

- Tamam oğlum. Dikkat et gözlerine, fazla takılma oyunlara. Okullar açıldı bak. Önceliği dersine vermelisin.

- Tamam, baba, biliyorum.

Söylemi ile geleceğini oyun oynamakla değil ders çalışmakla şekillendireceğini bildiğini ima etti oğul.

Onyedili yaşını henüz yakalayan oğul çoktan babasının boyunu geçmişti. Gözlerinde kendine can katan gözlükleri ile yıllardır babasının can yoldaşı idi evde. Söylenenleri yukarı almaz, bazen sinirlenen babasını “sinirlenmen gereksiz” diye sakinleştirirdi. Bilirdi ki babası boşuna sinirlenmemiştir. Yine mutlaka apartmanda bir şeylerin tersliğini görmüştür. Babası bu durumlarda dışarıda sakinliğini korur, hıncını eve gelince çıkarırdı. Söylene söylene yapılan yanlışlığı anlatırdı. Kabullenemediği “cahillikti, vurdumduymazlıktı” oysaki.

-Oğlum annenin gelmesi yakındır. Kalk artık oradan biraz soluklan.

-Tamam, baba, diyerek kalktı oğul ikiletmeden.

Bir süre sonra anne çıkageldi. Yorgun olduğu yüzünden belli idi. Ancak o yorgunluğunu belli etmezdi. Gülen yüzü ile:

- Yemek yediniz mi? Diye sorardı her akşam eve geldiğinde.

Kızları ise kaç yıldır üniversitede öğrenci idi. Sıklıkla ailenin sohbetlerine konu olur, bir sıkıntısı var mı, günü nasıl geçti diye konuşulurdu. İşte konuşmanın tam da burasında anne,

- Kızım bugün nasıl acaba sesini duysam bir, diye telefonla arardı kızını.

Kızı ile konuşması ona mutlulukların en büyüğünü verirdi. Ana yüreğinin o çocuksu coşkusuna tanık olmak ayrı bir mutluluktu. Varsa yoksa çocukları idi onun için. Yaşamını çocuklarına, çocuklarının geleceğine adamıştı eşi ile birlikte.

Mutlu bir yaşamları vardı. Onlar için mutluluk bazen bir Mevlana’ydı, bazen Yunus’tu, bazen Âşık Veysel’in sazından dökülen nağmeydi, bazen Köroğlu’ydu kır atının sırtında haykıran, bazen Karacaoğlan’dı bir öykünün satırlarında bir şiirde yankılanan. Ama çoğu kez gökyüzünde parıldayan yıldızdı, yanardağın çıkardığı kesif dumanın etrafa hükmetmesi gibi.

Havalar soğumaya başladı. Güneş yüzünü gösterse de eskisi gibi ısıtmıyor artık. Yaz aylarının rehaveti yerini yavaş ama emin adımlarla kışa bırakma hazırlığında. Yağmur ve rüzgârla gelen soğuk iliklerimize kadar üşütecek. Çaresi yok. Bir zaman evlerimize kapanacağız. Kış’a teslim olduğumuzda yaşam şartları daha da zorlaşacak. Ama doğada korunmasız canlılara göre şanslıyız. Sıcacık odada oturup, yağmuru belki de yıllardır yüzünü göstermeyen karı seyredeceğiz.

Okuldan eve geldiğinde gülen yüzünü görmek ne güzel. Yıllar önce yine bir eylül gününü hatırlıyorum yüzüne baktıkça. Yıllar geçse de belleğimden hiç silinmeyen ilk öğrencilerimi. Gözleri eylül soğuğunda üşüyen, yürekleri ıslanan öğrencilerimi. Sınıfa girdiğimde giysilerini kurutmak için tezek yanan sac sobanın etrafına sıralanmış, ısınmak için sıcak sobaya yapışırcasına yaklaşmış öğrencilerimi. Sen aramıza katılmadan yıllar önceydi. Yine bir eylül sabahı idi. Yok etmek için yola koyulanların meydana çıktığı günlerdi. Yurtseverleri, demokratları, aydınları, öğretmenleri, öğrencileri, işçileri velhasıl her kesimden insanları sindirenlerin, güçlerini çaresizlere yetirenlerin meydana çıktığı acı yüklü, gözyaşı yüklü, insanların ne istediğini, niçin istediğini bilmek istemeden kolay yolu seçtikleri günlerdi.

Şunu hiç unutma. Geçmişi bilmeden insan geleceğine yön vermekte zorlanır. Sizler yani o eylül ayından sonra ince parmakları ve tiz sesleri ile dünyaya merhaba diyenler, geçmişin acılarını bilmek zorundasınız. Öğrenmek zorundasınız. Yaşı henüz on yedi yaşamının en güzel yıllarında iken “asmayıpta beslese miydik” düşüncesi ile idam sehpasına gidenleri öğrenmek zorundasınız. Sakın ola ki sana anlatılacak masallara, yalanlara, kandırmalara inanma. Karşı koyamadığın yalanlarla yaşamına devam etme.

Yıllar yılı geleceğin nasıl şekillendirildiğini öğrenerek yaşamına devam et. Emperyal çıkarlar uğruna bu topraklarda bin yıldır yaşamlarını sürdüren insanlara gözyaşı, acı, keder yaşatmak amacında olanları iyi tanı. Yarınların bilinçli, aydın yürekli, gençleri olmak sizin elinizde. Anlayış ve hoşgörüden sakın uzaklaşma. Çalışkan, emek harcayan ve başarmanın mutluluğuna kavuşan birey olmak ne güzel.

Ve yine şunu hiç unutma ki, gelecek sizin ellerinizde ve omuzlarınızda şekillenecek ve yaşam en güzel şekliyle devam edecektir. Günün hay huyuna aldırmadan, bıkmadan, usanmadan, yılmadan derslerine çok çalışmalısın. Oyunların ve boşuna harcanan zamanların değil, o zamanı ders çalışarak değerlendirmenin sizlere çok şey kazandıracağını dahası geleceğinizi kazandıracağını unutmamalısın.

Yukarıda vermeye çalıştığım mutlu ailenin varlığı vereceğiniz doğru ve yurtsever kararlarla yoluna devam edecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O HALDE GİZLENMEYİNİZ.YAKIŞMIYOR GİZLENMEK.

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 28.09.2009 12:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 901
Kayıt tarihi
: 04.05.08
 
 

Eğitimciyim. Bir insanın çağdaş bir gelecek için, aydınlanma için çok okuması gerektiğine inanıyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster