Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '17

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
47
 

Gözlerin

Gözlerin
 

GÖZLERİN…

O gün kapıdan içeriye girip sessizce oturmuştun sana ayrılan sandalyeye. Toplantı başlamak üzereydi ve sen geç kalmışlığın telaşını yaşayan bir suçlu gibi gözlerini kaçırıyordun herkesten, gözlerini…

Sen kaçırdıkça ben sana odaklanıyordum, nedenini bilmiyorum ama bu hep böyle olmaz mı; uzaklaştırılan ne varsa ona yaklaşır insan sessizce. Yüzündeki ifade bir çocuğun kavuşamadığıyla, kaybettiğiyle eşdeğerdi. Daha da yoğunlaştım sana, masadaki herkes toplanılma sebebiyle ilgili fikirlerini söylüyordu, bir diğeriyle örtüşen, karşı çıkılan, küçük uğultular arı vızıltısı gibi kulak tırmalıyordu. Bir süre sessizce dinledin konuşulanları, anlayabiliyor muydun, toplantının içine girebilmiş miydin emin değildim. Herkesi bir anda nazikçe susturup bana döndün ve fikrimi sordun, konuyla ilgili ne düşündüğümü ne önerdiğimi. Kendi tecrübem ve bakış açımla dile getirmeye hazırlanırken, ilk kez o gün baktığım gözlerde kaldığımı daha yeni yeni itiraf edebiliyorum kendime. Gözlerin kan çanağıydı, kıpkırmızı, konuya dair cümleyi kurmadan önce ağzımdan çıkıverdi o kahrolası soru. Ne oldu gözlerinize? Hasta mısınız? Beklediğin bir sorumuydu bilmiyorum ama cevabın hazırdı, mevsimle alakalı bir durum, alerjik dedin.

Hangi mevsim olduğunu ve kimin alerji yaptığını ise aylar sonra yine günlük konuşmaların içinde anlatmıştın hatırlıyor musun? İsimsiz acılarım onlar benim demiştin, bilerek tercih ettiğim acılarım.

Aradan çok da zaman geçmedi aslında, biten bir sevdanın ardından gözlerini kan çanağına döndürecek kadar acı bırakan bir ilişkinin yorgunuydun, bu o kadar çok belliydi ki yüzünden. Sormadım, sormuyorum da kaçıncı yolculuğundu aşka diye, yorgunluğuna bakılırsa bi hayli yoğun yaşanmış duygular.

Sadece bu durum değil aslında bizi birbirimize doğru usul usul iten. Belki bana geldiği gibi sana da garip geliyordur henüz adını koyamamış olmak. Çok benziyoruz birbirimize. Bizden gidenleri uğurlarken yaşadığımız acılar bile aynı ve gidenlerin ardından tuttuğumuz yasta aynı. Sadece bu kadarda değil, iyileşmek için ilaç aramak ve o ilacın yerini bildiğimiz halde cesaret edememek.

Ya yine günün birinde, aniden giderse benden korkusu, daha önce gidenlerin ve gittiklerimizin suçluluğu engelliyor tedavi sürecini. İkimizde iyileşmek istemeyen hastalar gibiyiz, birbirimizi acıtan iğneleyen sözcükler seçiyoruz konuşmaya başladığımız her an. Gidenlerin gittiklerimizin intikamını birbirimizden alıyoruz ve en çok ikimiz birbirimize iyi geliyoruz. Bunu sen de biliyorsun ben de. Çok sık gözlerine bakma şansım olmuyor ama baktığım zamanların hepsi hafızamda, bazen bir fotoğrafın düşüyor önüme, bakıyorum özlemle, içine sakladıkların hep acı ve hep muzip bir çocuk gülümsemek istiyor da ama gülemiyor çünkü gülüşleri çalınmış gibi. Bunu nerden mi biliyorum, her aynaya baktığımda gözlerimde seni görüyorum…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 139
Kayıt tarihi
: 24.12.11
 
 

1965 Zonguldak doğumlu ve halen Zonguldak'ta yaşamaktayım.Yazarım ve çeşitli platformlarda sunucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster