Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mart '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
399
 

Gözlük vereyim abime!

Gözlük vereyim abime!
 

Yaşımız ilerliyor! Altı ayda bir Hemogram, senede bir komple check-up yaptırıyorum ve gözlük numaralarım da kontrol ediliyor. Unsuz-şekersiz-az tuzlu, sebze ve protein ağırlıklı beslenmemiz sağlığımızı destekliyor, ideal kiloda kalmamızı sağlıyor.

Göz doktorum ayrılmış, üzüldüm. Onlar için de aynı hastanede senelerce çalışmak mucize demek ki. Kim çok para verirse oradalar! Hastalarına da sms atarak beni takip edin demeyi ihmal etmiyorlar. Ben takip etmiyorum. O’nun geliri, benim giderim yükseliyor çünkü.

Yenisi havalı, lütfedip Londra’dan gelmiş. Dili filan dönerek (!) anlatmaya başlayınca olanı biteni, sohbeti İngilizceye çevirdim, bozulur gibi oldu. Tepeden bakıyor ya bize, bir garip hastayız ona göre. Modern Batı’dan cahil Doğu’ya gelmiş haspam! Oysa -tıp delisi ben- çalışmışım dersimi hastane öncesinde, olasılıkları sıralamışım zihnimde: “Vitre dejenerasyon ya da retina dekolmanından bahsedebilir miyiz doktor hanım?"ı duymasıyla küçüldü koltuğunda, anlamaya çalıştı neyle karşılaştığını. Saniyeler içinde değişen mimikleri ile Roma’nın çöküşü arasındaki benzerlikleri düşünürken ben, dikildi, çattığı kaşlarının altından delici bir bakış atarak önündeki sonuçlara döndü: “Gözleriniz iyi. Numaralarınızda da bir değişiklik yok; lakin mavi blokajlı bir cam kullanırsanız iyi olur. Güneş gözlüğünüz de nanometrik 520-540 nm olmalı. Boyama cam tercih etmeyin! Hastanenin hemen karşısında Hüdaverdi Optik var, yardımcı olurlar.”

Hatun sevmedi beni, yüzüme de bakmadı çıkarken! Ben de çüüzzz dedim inadına! Yahu hangi ara düştün gözlükçünün tuzağına da benim gibi cİngÖz avcısını kekleyeceğini sandın! Doktor dediğin eczane, gözlükçü işaret eder mi; işler kesat, oralardan da mı nema peşindesin abla!

O-hhoo bilmez ki beni; o sonuçlar internette iyice irdelenecek, ne demek istediği anlaşılacak, forumlara girilecek, fiyat bilgisi araştırılacak ve ancak bir hafta sonra karar aşamasına gelinecek! Her daim önemli alışverişleri proje olarak düşünen ben hastaneden çıkıp karşıdaki Hüdaverdi’ye gidecekmişim, yeni duyduğum terimlerle süslü camlarımı alacakmışım:))

Yine de gittim!

Hüdaverdi’de beni neyin beklediğini biliyordum da günüme biraz neşe gelse fena olmazdı. Çoktandır tiyatroya gitmiyordum, İvedik’e de gidecek halim yoktu!

“İyi günler. Ben Melisa Hn’ın hastasıyım da. Gözlük camlarımı değiştirecektim.”

“Hoş geldiniz efendim. Valla hastanenin en iyi doktoruna muayene olmuşsunuz. Bütün hastaları çok memnun ondan. Biz de hocamızın başarılarını desteklemek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bakayım sonuçlarınıza.”

     Çanakkale içinde aynalı çarşı
        Ana ben gidiyom düşmana karşı
           Of gençliğim eyvah

 

18 Mart nedeniyle telefonumun zilini değiştirmiştim, türküyü duyunca şaşırdı bizim Hüdaverdi. Günün anlamından uzak bakışlarla konuşmamı bitirmemi bekledi.

“Kızılötesi ve mavi-mor bandında çok yoğun ışık gözlerinize zarar verebilir. Sanırım hocamız da potansiyel tehlikeyi görmüş! Bilgisayarlarımız, LED'ler, TV’ler, tasarruf ampulleri hep mavi ışık kaynağıdır ve tehlikelidir. Size iç kullanım için 450-500 nm bandında -mavi ışığın faydalarını kaybetmeden kullanabileceğiniz- bir cam yapalım.”

Çay-kahve servisi eşliğinde bol laf kalabalığı ve o an için doğruluğu tespit edilemeyecek detaylarla pireyi deve yaparak satışa odaklanmak ancak Üçüncü dünya Ülkelerinde görülür. Çenesini destekler biçimde bir de UV feneriyle cam şovu yaptı, hayret nidalarıyla gazı almış göründüm!

“Bu önerdiğiniz cam bildiğimiz antirefle cam değil mi?”

“Biz uzmanlar tek kelimeyle sınırlamıyoruz; ama evet, halk dilinde öyle de denir.”

“Ben de kraliyet ailesinden değilim ya kardeşim, halkın ta içindenim!”

“Görmüş geçirmiş bir abiye benziyorsunuz da detay vereyim dedim.”

“Eyvallah! Ne kadar peki bu camlar?”

“Sizde 0.25 astigmat da var. Normal liste fiyatımız 2,100 TL; ama siz güneş gözlüğünüz için de cam alacağınız için 1,800 TL’ye bırakırız.”

“İyiymiş! Peki, güneş gözlüğünün camları nasıl olacak?”

“Abi, senin gözlüklerin aksesuar sınıfında değil “Medikal” anlam taşıyor! Doğru doktor doğru gözlükçüyü bulmakla şansın yaver gitmiş! Melisa Hoca’ma tavsiye üzerine mi geldin?”

“Yok, sağlık sigortam bu hastaneye yönlendiriyor; artık hangi doktor çıkarsa bahtıma!”

“Valla, Allah’ın sevgili kuluymuşsun abi, bizi buldun. Nanometrik cam “Özel cam” demek, hele ki senin 520-540 değeri “Özelin de özeli.” demek!”

“Hadi ya! Durum o kadar vahim demek:( N’apcaz bu durumda?”

“Abi, bu özel camları dünyada tek firma yapıyor. Senin odak ölçülerini aldıktan sonra numaralarınla birlikte Almanya’ya gönderiyoruz ve camlar sana özel üretiliyor! Boyama değil, istenilen bant aralığında orijinal renk oluyor. Ama cam kesilmeden önce -2 hafta süresince- 40° ısıtılmış toprağa gömülüyor. Topraktan geldik toprağa gideceğiz ya, böylesine insan doğasına uygun üretim yapılıyor yani!”

“Hadi be, çok etkilendim valla! Yaz gelmeden gelir yani benim doğal camlar!”

“Bugün siparişini alırsak, nisan ortası gelir.”

“Heyecanlandım valla kardeşim. Gerçekten de şanslı günümdeyim! Bunca yıldır göz doktoruna giderim, ışığın renginden bahseden olmadı hiç.”

“Bahsetmezler abi, kolaya kaçarlar; oysa doktor ve gözlükçü uyum içinde çalışmalıdır. Faydası da hastayadır.”

“Sağ ol birader. Peki, bu camlara ne kadar ödeyeceğim?”

“Liste fiyatı 4,600 TL; ama senin gibi bilinçli bir abiyi kazanmak için 4,000 TL’ye bırakacağım ve bir an önce yeni camlarına kavuşasın diye de FedEx’le hızlı getirteceğim.”

“Allah razı olsun kardeşim. Toplamda 5,800 TL ediyor. Kredi kartına taksit oluyor mu?”

“Aslında ciddi indirim yaptığım için olmuyor; ama sana bir güzellik daha yapıp üçe böleriz.”

“Gözlük camı önemli tabii, bedeline bakılmaz. Şu an aklıma geldi de geçen hafta bizim Bedran’a Doğan görünümlü Şahin aldık, 5 bine bitirdik işi.”

“Bedran kim abi?”

“Bizim sitenin görevlisi. O da gözlüklü; ama yeni camlarımdan bahsetmeyeyim ona. Almak için arabasını filan satmaya kalkar!”

“Boşver abi, ayrıcalıklı müşterilerimizin sayısı az olsun; çıtayı düşürme oralara!”

“Yoksa 5,800 TL için Tüketici Kredisi mi alsam, yavaş yavaş 12 ayda öderdim! Pazartesi bankamla konuşayım da sana gelip siparişimi vereyim.”

“Tamam abi, reçeten bende kalsın da ben hazırlıklara başlayayım!”

“Benim hanım bankacı, krediyi sağlık adına alınca faizi düşük oluyormuş galiba! Reçeteyi görmek isterler belki. Gelirken getiririm, merak etme.”

*****

Seni gidi cİngÖz!! Sen giderken ben dönüyordum!

Doktorum elimde olmadan değişiyor; ama gözlükçüm 10 yıldır aynı. 30 yıllık firma. Para konuşmayı sevmezler, müşteri mutlu olmadan bırakmazlar ve son çerçevemi -aldıktan sonraki 1 ay içinde- üç defa ve camını da -köşesindeki kırık nedeniyle- iki defa bedelsiz değiştirdiler, yüzlerindeki gülümseme değişmedi. Adamlarda sorun yok, ben huylunun tekiyim:) Yarım çerçeve alırsanız cama -misina için- kanal açıyorlar ve -küçük numaralarda- kanal boyunca minik kırıklar olabiliyor. Ben de büyüteçle kontrol ediyorum:) Kullanımınız süresince de gözlüğünüzü -çıkardığınızda- camı üzerine koymamalısınız. Daha da iyisi tam çerçeve almalısınız.

Neyse, yaşadıklarımı anlattım gözlükçüme, sitem etti Hüdaverdi’ye gittiğim için. Ben de “Recep İvedik’e gitmek paralıydı.” dedim, güldü. Sanırım anladı.

“Ata Bey, size Fransız markası camlarımızdan vereceğiz. Şu andaki gözlüğünüzde de aynı marka cam kullanmıştık. Yani, camlarınız zaten %100 UV ve mavi blokajlı polarize. Numaranız değişmediği için de günlük gözlüğünüz için yeni bir cama ihtiyacınız yok; ama güneş gözlüğünüzün camlarını 3n olarak yapabiliriz.”

“Ama benim camlar epey ciddi, nanometrik medikal filanmış; boyama da olmayacakmış!”

“Pazardan almıyorsanız her gözlük medikaldir ve “Nanometrik” terimi de camın renk koyuluğunu belirtmek içindir. Bakın 50 liraya sattığımız ucuz bir güneş gözlüğü göstereyim size. Sapın üzerindeki “3n” ibaresini gördünüz mü? O “n” nanometreyi ve 3 de camın koyuluk derecesini ifade eder. 4 kategori vardır ve numara büyüdükçe koyuluk da artar, güneş ışığı geçirgenliği azalır. Kaynak yapmayacağınıza göre, 520-540 nm karşılığı 3n sizin için yeterlidir. Boyama olmayacakmış da ne olacakmış? Biz bugüne dek orijinalinde renkli cam hiç kullanmadık ki dünyada sadece kahverengi üretildiğini biliyorum ve ne kimse öyle bir cam ister, ne de biz öneririz; çünkü renk tonu sabittir, ayarlanamaz. Günümüzde arabasının renginde cam isteyen var! Biz camları Immertion Tekniği’yle boyuyoruz ve 3n değeri için 90 dk boya havuzunda kalacaklar. Boya pigmenti 10 mikron derinliğe penetre olduğu için de sonradan boya atması/renk solması gibi bir durum söz konusu değildir. Organik camlarımız UV ve polarize filtreli, antirefle, buğulanmaya ve çizilmeye dayanıklıdır.”

“Kaça mal olacak bana? Uzun sürmez inşallah!”

“Bugün atölyemiz kapalı; pazartesi günü çerçevenizi bırakırsanız salı akşamı veririz. Fiyatımız da 740 TL; ama siz hatırlı müşterimizsiniz, 500 TL yeterli.”

     Oy Asiye Asiye
        Tütün koydum kesiye

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ata Bey,nano teknolojiyi de kendimize benzettik.Her konuda nano sözcüğünü kullanıyoruz.Eski güzelim el halılarını kaldırdık,herkes nano halı kullanıyor,diye eşim de istedi.Neymiş efendim,kendi kendini temizliyormuş.(Her gördüğünü isteyen bir bayan da değildir) Aldık.İsviçre'de yaşayan komşum,bu halı neden bu kadar açık renkli dedi.Çamaşır suyuyla yıkanmış,dedim;inandı.Demek,nanomatik cam da varmış.Fiyatı da çok ucuz!Bir emeklinin 3 aylığı! Vay anasını! Esenlikler dilerim.

Hüseyin Başdoğan 
 09.04.2017 18:57
Cevap :
Afili kelimeler cazibe yaratır hocam! Kolay kazanılan paranın kolay harcanmasını anlarım da zor kazanılanın saçılmasını anlayamam, kabullenemem! Internet çağında bilgi eksikliğini ancak ihmalkârlığa yorabilirim. Teşekkür ederim, sevgiler.  10.04.2017 6:13
 

Merhabalar Atabey. Bu gözlükçülere güvenemediğim için, 12 yıldan beri hep aynı gözlüklerimi kullanıyorum. Hatta bir ara doktora bile gittim, reçetemi aldım ama, güvenemediğim için maalesef bir gözlükçüye gitmedim, reçetemi de yırtıp attım. Aslında yeni gözlüklere acilen ihtiyacım da var.

Altun Recep 
 31.03.2017 1:26
Cevap :
Hay Allah!! Güldürdünüz beni dostum:)) Numaralarınız illaki değişmiştir ve hiç sağlıklı değil bu durum, gözlerinizi yoruyorsunuz. Gözlükçülerin yoğun bulunduğu bir bölgeye giderseniz, "Fiyat araştırıyorum." diye girin dükkâna ve mutlaka en az iki dükkândan fiyat alın. Rekabet olduğu için fiyatlar uçuk olmayacaktır. İhmal etmeyin! Teşekkürler, sevgiler.  31.03.2017 13:43
 

Sevgili Ata; çok güldürdün beni. Annemi görür gibi oldum. Tıpkı sen gibiydi. Kimseye kanmazdı. Bir gözlük alacağı vakit; Adapazarı yetmez, İzmit, İstanbul'a kadar giderdi. En son İzmit'te gözlükçü Semra hanımı bulmuştu, çok memnundu. Göz Polikliniğinde bir yıla yakın çalışmıştım. Doktorumuz Rusya'dan uzmanlığını almıştı. İşe ilk başladığında gözlükçülerin kapıda sıralandığını görmüştüm. Düzene karşı duranları hemen siyasetçilere (!) şikayet ediyorlardı. İşini etik yapmayanlar da var. Neler gördü gözlerim. Neyse. Aynen, göz numaram sık sık değişiyor. Gözlüğüme gözüm gibi bakıyorum derken kaybettim :( En son "egosu yüksek gözlük" aldım. Gözlüğün bile egosu var :) Güzel v her zamana uygun düşündürücü v bilgilendirici bir yazıydı...Teşekkürler ...Sağlık v saygıyla...

Nil ALAZ 
 30.03.2017 19:02
Cevap :
Seni duymak ne güzel Nil:) Aslında hepimiz uyanık olmalıyız, yoksa cİngÖzlerin duracağı yok! Cam, çerçeveden daha önemli ve ben saplarını hiç kıvırmam mesela:) Çıkarırsam da açık durur. Numaralarımızı senede bir kontrol ettirmekte yarar var. Teşekkürler, sevgiler.  31.03.2017 13:38
 

Bu yazıdan bir önce Erdal Hoca'nın anjiyo gözlemlerini okudum. Sıradan bir devlet hastanesi. Oradaki doktorlar burada anlatılanlardan farklı göründü bana. Sağlık emekçilerinin alınlarının aklarıyla çalışan büyük çoğunluğunu tenzih etmek unutulmama koşuluyla eğlenceli ve düşündürücü bir yazı okudum. Kaleminize sağlık...

Kenan ışık 
 24.03.2017 23:26
Cevap :
Kaderci zihniyet iyice yerleşti ülkeye! Vaktin gelmişse gidersin, çırpınmanın gereği yoktur! Hâl böyleyken de senin canına kıymeti yine sen verirsin. Erdal Hoca’mın blog’unu okudum: Tabii ki doktorumla detaylı konuşmak isterim, 10 dk da ne demek! Söz konusu olan benim hayatım. Demek ki neymiş bu ülkenin birinci önceliği: Hastane sayısını artırmak, doktor başına düşen hasta sayısını azaltmakmış! Onun dışındaki ekran koruyucular bir tuşa basmamla kayboluyor zaten! Sadece gözlük konusu da değil, ilaç mümessillerinin de doktorların odasından çıkmadığı malum. Kabul ediyorum, hepsi bizim sağlığımız için de nasıl bir aşk yaşadıklarını bilemeyiz! Ve o aşk bizi ilgilendirmez! Biz de kendi menfaatimizi korumak için uyanık olacağız. Teşekkürler, sevgiler.  25.03.2017 8:17
 
Toplam blog
: 438
Toplam yorum
: 7737
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1060
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Edebiyat aşığı anne babanın evladı olarak çokça okuyor, yazıyorum. Yayımlanmış kitaplarımın yanı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster