Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
143
 

Gözün aydın kapitalizm!

Gözün aydın kapitalizm!
 

Sanayileşme sonrası ilk olarak batıda ortaya çıkan ve hızla dünyanın her tarafına yayılan tüketim alışkanlıkları tüketim toplumlarını oluşturdu. Kapitalist sistemin dayattığı arz talep dengesi üzerinden oluşturulan ekonomilerde arz edilen ürünlerin bir an önce elden çıkarılması yani tüketilmesi için
 
insanların algılarını yönlerdirmede çok etkili pazarlama yöntemleri kullanılmaya başlandı. 
Yaratılan yeni algı ile  üretilen herşey en kısa sürede tüketilir oldu. İnsanların en iyiye ulaşma istekleri, piyasaya sürülen herşeyin en kısa sürede satın alınması ve tüketilmesi gerekliliğini beraberinde getirdi.
 
Yenilen yemekten, giyilen elbiseye, ayakkabıya, çantaya, kullanılan cep telefonuna, bilgisayara hatta otomobile kadar aklınıza gelebilecek herşeyi piyasaya sürülen yenisi ile değiştirme gayreti içine girildi. İçeriğinin çok fazla değişip değişmediği de önemli olmaktan çıkıp, belkide hiç kullanılmayacak bir kaç özellik ilavesi ile piyasaya sürülen ürünler bahsettiğimiz algı yönetimi ile alıcı buldu.
 
Batının dünyaya hediyesi olan, en iyiye sahip olma çılgınlığı, daha çağdaş, daha uygar bir toplum olma algısı ile desteklenerek meşrulaştırıldı. Bütün bu algılarla toplum ;
 
Tüketti...Tüketti...Tüketti...O kadar çok tüketmeye alıştıki artık maddi olarak tüketilenler zevk vermemeye başladı...
 
Ve  sıra manevi değerlere geldi...
 
Aynı çağda olma, bulunduğu çağın koşullarına uygun olma vb. gibi anlamlara gelen "çağdaş" lığın içi boşaltılıp sadece şekli olarak batıdan transfer edilince toplum kendini ahlaki bir yozlaşmanın içinde buldu.
 
Bilimde, sanatta, teknolojide, eğitimde, evrensel hak ve özgürlükler vs. konusunda nerede olduğumuza bakmadan sadece kadın erkek  özgürlüğü üzerinden çağdaş olmaya kalkınca, ortaya çağdaş değil ahlaki deformasyona uğramış bir  toplum çıkıverdi.
 
Özgür birey algısı ile aile bağları zayıfladı, sevgi, saygı, sadakat vs. çağ dışı bir duygu olmanın eşiğine geldi. Öyle ki eskiden ataerkil bir toplumda yaşıyor olmamız hasebiyle erkeklerde daha sık görülen sadakatsizlik  tartışma konusuyken , şimdilerde kadınların sadakatsizliği bile sıradan bir durum olarak algılanmaya başladı. Yani sadakat duygusu tükendi.
 
Eskiden bir erkeğin bir kızla ilişkisi olduğunu bilen arkadaşları onlara yan gözle bile bakmazlardı. Ayrıca ona ilişkide denmezdi zaten. O duygunun adı "sevda" idi. Şimdilerde beraberliğin adı "çıkıyoruz"  ve çevredekilerin bakışı "ayrılsalar da biz de nasiplensek..."
 
Gelinen noktada kadınlar da  erkekler de bugün kanka dediğine yarın sevgilim diyebiliyor, sevgilim dediğini ise kankasına verebiliyor. Her konuda cimrilik yapmaktan kaçınmayan bir toplum bu konuda görüldüğü üzere gayet paylaşımcı olabiliyor. Yani şeref ve haysiyet duygusu tükendi.
 
Yiyen, içen, gezen, keyfine göre çalışan, lüks evlerde yaşayan, lüks otomobillere binen, manken vücut ölçülerine sahip kadın ve erkek görüntüleri, medya aracılığı ile toplumda genel kabul gören yapı olarak lanse edildi.
 
Bir çok insan yaratılan bu algı ile içinde bulunduğu koşulları, işini, aşını, fiziksel görüntüsünü beğenmez oldu. 
 
Dolayısıyla daha güzel olma ve en iyi görünme,  çabası beraberinde daha çok tüketimi getirdi. Bu tüketim çılgınlığıda  estetik operasyonlarla saçından tırnağına kadar tek tip insan topluluğunu oluşturdu. İş bununla da bitmedi tabi. Çünkü en güzel, en iyi, en.. en...lerin sonu gelmediğinden insanlarda bir yetersizlik ve bu yetersizliğe bağlı mutsuzluk ve huzursuzluk hali baş gösterdi...
 
Çağdaş, uygar ve özgür olmanın, maddi ve  manevi tüketimle  olduğu anlayışını, büyük bir keyifle az gelişmiş toplumların önüne sunan kapitalizmin gözü aydın olsun.
 
Nur topu gibi ahlaksız bir toplum doğdu..!
 
 
Keriman KESER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4068
Kayıt tarihi
: 11.05.13
 
 

1970 doğumluyum. İki çocuk annesiyim. İstanbul Üniversitesinde Sosyoloji ve yine İstanbul Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster