Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
863
 

Gözünü sevdiğim çocukluğum...

Gözünü sevdiğim çocukluğum...
 

  Dert yok, tasa yok, stres yok, kaygı yok, sansasyon, enflasyon, depresyon yok... Yani varmıştır da bizlerin haberi yok.

         Tek derdimiz aşağı sokaktaki kıvırcık çocuğun o gün mahalleden geçmemesi ya da komşu kızının yeni robadan elbisesi...

          En sevdiğimiz gün cuma, en sevmediğimiz pazartesi. Cumaları severdim ben  her çocuk gibi. Hem 2 gün tatil hem de geç yatarsın akşamları, o gün ki beslenme çantası mönüsü de köfte patates üstelik. Anneme yağda kızarttırıyorum son zamanlarda köfteyi, elinde yuvarlattırıyor, uçlarını sivrilttiriyorum, sevmiyorum artık ızgarayı.

           Genişti bizim sokak, kocaman çitlenbik ağacı vardı orta yerinde... Şimdilerde sorsan kimse bilmez. Zaten kesmişler birkaç yıl önce.

           Bu günlerde dijital kutuya sığdırılan arkadaşlık dar gelirdi bizim  koskoca sokağamıza. Soğuktan üşümez, yürümekten yorulmazdık, toprak kokardı üzerimiz.

           Bayılırdık evde yüzüne bakmadığımız meyveyi komşuya gittiğimizde yemeye, daha fazlasını istemezdik. Aklımız çıkardı  tek kaşı kalktığında annemizin, çimdiği yiyince sinerdik. Ayak bileğine isabet edecek şekilde atılırdı terlik, etmezse hep gülerdik.

           Mahallemizin kızı sendromu vardı erkeklerde, dokunulmazdık. Akşam ezanı kanunu yıkılırdı yazları ve yatsıya uzardı sohbetler. Papatyalı bir kırdı Çetin Emeç Parkı, kar yağar biz yuvarlanırdık.

           Hatıra defterleri vardı, ‘kalbin kadar temiz’diye başlardı cümleleri. Ha birde anketler… Sms, mms, gmail, hotmailsizdi günlerimiz, camdan cama sohbet ederdi anneler, bir ekmek bir süt diyerek salınırdı sepetler, açlıktan ölünceye, altımıza kaçırıncaya kadardı oyunlar.

           Yüzü kızaran Heidi vardı, güzel ekmek yapan dedesi. Candy bir tek Anthony i severdi. Kırmızı Pinokyo bisiklet için yapılırdı kardeşlerle kavgalar. Cantlarına eti puf kapları takılırdı.

          En büyük heyecandı bayramlarda sınıf süslemek, iştah kabartırdı renkli gramafon kağıtları, geceden uyunmazdı.

          Yağmur iyice ıslatmalıydı toprağı, en güzel çivi öyle oynanırdı.  İp atlarken çiftlisinde atlamak, sek sek te kaymak  taş bulabilmekti marifet. Yakartop, istop, dokuz taş ,körebe vardı ve sokakta yapılırdı çift kale maçlar…

          Başta da söylediğim gibi; gözünü sevdiğimin çocukluğu, her şey az, her şey zor  ama mutlu herkes…

Engin Göksu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

nostalji yaptım sayenizde, ben de gittim çocukluğuma ve çacuklarıma üzüldüm. bizim kadar şanslı değiller, sokakta oynamayı bilmiyorlar, yok sokak kültürleri yok ne yazık ki. teknoloji çocukları onlar ve yalnızlar... korkuyoruz onları sokağa çıkarmaya, hoş, korkmasak da çıkacak sokakları yok ki, her yer beton yığını. ne acı... Çok hoştu anlatımınız, yüreğinize sağlık. sevgiler

Nezahat 
 23.11.2011 14:21
Cevap :
evet,haklısınız malesef, bizim gibi yaşayamıyorlar çocukluklarını...Herkesin çocukluğunu ne kadar özlediğini bu yazıyı payşlaştıktan sonra biraz daha anladım,özleyen sadece ben değilmişim :) çok teşekkür ediyorum,sizinde yüreğinize sağlık...sevgiler benden size....  23.11.2011 15:41
 

Eminim bir çok kişi çocukluğuna gitti benim gibi, okurken yazınızı hele çitlenbik ağacı...Selamlar.

yağmur damlası 
 22.11.2011 12:09
Cevap :
Gerçekten öyle oldu,zaman zaman hepimiz gitmek isteriz doğrusu,her şey o kadar güzel ve masumdu ki, teşekkürler :))  22.11.2011 13:59
 

Neleri yitirmişiz değil mi... Ve nelerden mahrum büyüyor çocuklarımız...

Adil Serkan SATI 
 21.11.2011 22:09
Cevap :
haklısınız çok şeyi yitirdik gerçekten.Bu günün çocukları bizler kadar şanslı değiller malesef :(  22.11.2011 8:51
 

Bir önceki deneme gibi gayet hoş.aslında her parağrafı açsan başka bir güzellik çıkacak gibi.Yazını okurken zaman zaman gülümsedim ,bazende düşündüm ve hatta üzüldüğümde oldu :). bu üçlemeyi yakalamak güzeldi.ve sende birazda hüzün gördüm aslında , tatlı bir hüzün.umarım yazılarınla alışkanlık yapmazsın :)) devamını beklıyorum.

Engin Göksu 
 20.11.2011 23:41
Cevap :
çok teşekkür ediyorum bu güzel yorum için,hoş bir tat bırakabildiysem sizde ne mutlu bana..tespitleriniz doğrudur,tatlı bir hüzün var bu yazımda gerçektende...devamı gelecek bu arada ve umarım alışkanlık yapar :))  21.11.2011 9:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 322
Kayıt tarihi
: 14.11.11
 
 

İstanbul Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü mezunuyum. Psikolik danışman..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster